Güneyli Yiğit İlhan Egemen Darendelioğlu

GÜNEYLİ YİĞİT İLHAN EGEMEN DARENDELİOĞLU

Abdulsamet ÇANKAYA

                “Ben ki Anadolu çocuğu

Suratından belliyim

Kim ne derse desin dostlar

Namuslu geldim bu şehre

Namuslu gitmeliyim”

İlhan Egemen Darendelioğlu

Türk milliyetçiliği; Türk milletinin bağımsız ve hür yaşamasının, istiklalden kopmadan istikbale uzanmasının, dil gibi, kültür gibi, coğrafya ve bayrak gibi olgular etrafında şekillenen siyasi ve kültürel alanlarda mücadele veren bir fikir hareketidir. Bu fikir hareketinin siyasi alanda teşekkül eden ilk partisi 1889 yılında kurulan “ITC=İttihat ve Terakki Cemiyeti” cemiyetidir. Yine Türk milliyetçilerinin kurduğu ilk demokratik cumhuriyet Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (1918)’dir. Müsavat Partisi de (1911), Alaş Partisi de (1912) Türk milliyetçiliği ekseninde partiler olarak kurulmuşlardır. Bu anlamda Türk milliyetçiliği köklü bir siyasi ve felsefi hareketlerden biri olarak değerlendirilmelidir. Bu hareket bunun yanısıra sadece Türkiye’ye özgü bir hareket değil yukarıdaki bilgilerin ışığında tüm Türk dünyasında varolan bir hareket olarak düşünülmelidir.

Bu köklü hareketin yukarıda da değinildiği gibi hem siyasi, hem felsefi alanda etkinlik gösterdiği aşikardır. Fikir adamlarının ve siyasi parti mensuplarının bir potada değerlendirildiği bu hareket ciddi bir etkinlik sahasına da sahip olmak hüviyetini taşımaktadır. Konumuzu ilgilendiren kişi olan İlhan Egemen Darendelioğlu ise Türk milliyetçiliğinin hem siyasi hem fikri sahalarda etkinliğini ortaya koyan bir fikir adamıdır.

İlhan Egemen Darendelioğlu, 1921 yılında Tarsus’ta doğmuştur. Osmanlı’nın yıkılması, milli mücadelenin yapılması, yeni cumhuriyetin kurulması gibi kritik bir sürecin yaşandığı devrede doğan Darendelioğlu, Hatay’ın Fransız işgali altında olduğu bir dönemde yaşamış ve bu işgali çevresinin de tesiriyle zihni ve fikri temayüller doğrultusunda ciddi anlamda derinden yaşamıştır. Hatay’dan göçen ve Hatay’ın kurtuluşu için mücadele veren Tayfur Sökmen gibi şahsiyetlerin mücadelesi İlhan Egemen Darendelioğlu’nun fikri düşüncelerinde değişimler yaşanmasının önünü açmış ve Darendelioğlu’nun milliyetçilik fikrine kapılmasını sağlamıştır. Bundan sonraki hayatında Türk milli mefkuresinin içinde yer alacak olan İlhan Egemen’in fikri kodları ve kökleri bu yıllara ve bu hadiselere dayanmaktadır.

İlhan Egemen Darendelioğlu Türk milliyetçiliği mefkuresinin fikri yollarla yapılması gerektiğine inanmış ve bu sebepten ötürü; Erkek Lisesi Öğrencisiyken Adana’da edebiyat-sanat mecmuası niteliğinde olan “Toprak” dergisini çıkarmaya başlamıştır. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenimine devam eden Darendelioğlu dergiyi çıkarmaya devam etmiştir. oldukça geniş bir yazar kadrosuna sahip olan ve etki sahası gün geçtikçe artan derginin öne çıkan yazarları arasında; Arif Nihat Asya, Ahmet Kutsi Tecer, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçü isimleri görmekteyiz. Bu dönem 32 sayı sürmüş ve 1948 yılında sona ermiştir.[1]

Darendelioğlu, Türk milliyetçiliğinin içinde yer almakla birlikte ülkede yaşanan olaylara da kayıtsız kalmamış ve 3 Mayıs 1944 yılında yaşanan Nihal Atsız-Sabahattin Ali davasında 23 yaşında gözaltına alınmıştır. Bunun yanısıra İsmail Hami Danişmend, Zeki Velidi Togan gibi isimlerin konferanslar verdiği Türk Kültür Çalışmaları Derneği’nin üyeleri arasında bulunmuştur.

Demokrat Parti’nin iktidarında Milliyetçiler Derneği’nin kapatılmasıyla birlikte yeniden yayın hayatına giren Darendelioğlu Toprak Matbaasını kurup “Toprak” dergisini yeniden çıkarmıştır. Darendelioğlu’nu öne çıkaran hususiyetlerden biri de sadece Türkiye Türkleri’nin değil Dünya Türklüğünün meseleleri ile de ilgilenmiş olmasıdır.

Darendelioğlu yayın hayatında birçok dergide ve gazetede yazılar yayınlamıştır. Bu dergi ve gazetelerin başlıcaları ise şunlardır:

Gazeteler;

  • Yeni İstanbul,
  • Son Havadis,
  • Bizim Anadolu,
  • Hergün,
  • Ortadoğu

Dergiler;

  • Türk’e Doğru,
  • Tanrıdağ-II,
  • Milli Yol,
  • Milli Hareket,
  • Milli Işık dergilerinde yazılar kaleme almıştır.

İlhan Egemen Darendelioğlu oldukça üretken bir yazar olarak karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda ismi zikredilen dergi ve gazetelerde çıkan yazılarının haricinde kitapları da çıkmış ve Türk milletinin karşı karşıya kaldığı meseleleri, Türk milliyetçiliğinin istikbalini de bu eserleriyle ortaya koymaya çalışmıştır.

Darendelioğlu’nun en büyük ve en önemli eseri şüphesi “Toprak” dergisidir. Bu dergide güncel meseleler ele alınmış, komünizm meselesi oldukça geniş bir yer kaplamış ve Dünya Türklüğünün sesi olunmuştur. Derginin bilgilerinin olduğu kısımda; “Dergimiz basın ahlak yasasına değil, Türk İslam ahlak yasasına uyar” ibaresi kullanılmıştır. Derginin yazar kadrosu oldukça geniş ve tanınmış şahsiyetlerden oluşturulmuştur. Kıbrıs harekatının olduğu dönem “Kıbrıs Özel Sayısı” ve Atsız’ın ölümü üzerine “Nihal Atsız Özel Sayısı” çıkarılmıştır.

“Türkiye’de Komünist Hareketler I-II” adlı kitap Darendelioğlu’nun Toprak Yayınlarından çıkan ilk kitabıdır. Bu kitap önce Son Havadis gazetesinde tefrika edilmişti. Darendelioğlu, Osmanlı Amele Cemiyeti’nden 1960’a kadar Türkiye’de komünizm faaliyetlerini, teşkilatlanmalarını ve dış bağlantılarını, kendi tespit ve değerlendirmeleriyle ortaya koymuştur.[2]

“Türk Milliyetçilerinin Kalemiyle Atatürk”: Türk milliyetçilerini Atatürk düşmanı olarak gören bir siyasi devirde yayınlanan 88 sayfadan ibaret olan bu kitap Türk milliyetçilerininin gözünden Atatürk’ün anlatıldığı bir kitap olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri” adlı kitap ise aksiyoner ve reaksiyoner olarak değerlendireilen Türk milliyetçiliğini üç dönem şeklinde analiz eden bir kitaptır.

“Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga” kitabı ise CHP’nin milliyetçilik düşmanlığına dönüşen politikalarının irdelendiği bir kitaptır.

“Pazarlar Kanlı İdi” adlı eser ise 16 Şubat 1968 tarihinde cereyan eden olayları inceleyen ve irdeleyen bir eserdir.

Nazım Hikmet Vatan Haini mi Vatan Şairi mi? Başlıklı kitap Nazım Hikmet ile ilgili bir eleştiri kitabıdır.

Ecevit Marksist mi? Adlı eser CHP’nin değişen politikaları, Ortanın Solu söylemi ve Türkiye’deki komünist çevreler ile CHP’nin ilişkileri üzerine kurulan bir eserdir.

Devrim Nedir? Devrimci Kimdir? İsimli kitap Darendelioğlu’nun son kitabı olmakla birlikte Türkiye’deki sol parti ve oluşumların irdelendiği eser olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve şuurlu bir harekete dönüşmesini 1908’de kurulan Türk Derneği’ne bağlayan Darendelioğlu, Türk milliyetçiliğinin en aktif ve en şuurlu hareketlerini komünizme karşı verilen mücadele olarak işaret etmekte ve Türk milliyetçiliğini ulvi bir cereyan olarak tanımlamaktadır. Vagon-li olayı, 3 mayıs davası, Tan olayı gibi hadiseleri hareketin şuurlu ve büyük kavgaları olarak yorumlayan Darendelioğlu aksiyoner olarak tanımladığı Türk milliyetçiliğini masonlara, marksistlere ve vatan hainlerine karşı bir mücadele sahası olarak tanımlamıştır.

Darendelioğlu, yukarıda da ifade edildiği gibi sadece Türkiye Türklerinin meseleleriyle değil Dünya Türklüğünün sorunlarıyla da ilgilenmiş, milletvekilliği yaparken meclis kürsüsünden “Esir Türkler Haftası” ile ilgili olarak şu cümleleri sarf etmiştir. “Aslında Amerika’da ilan edilmiş olan bu haftanın Amerika’dan çok bizi ilgilendiren yönü vardır. çünkü hiçbir milletin altmış milyonluk bir kıta kadar büyük bir parçası komünist esareti altında değildir. emperyalizmin siyasi, iktisadi hatta kültürel şeklinin bile yıkıldığı ve protesto edildiği çağımızda Azerbaycan, Türkistan, Kırım, Kafkasya, İdil-Ural, Kerkük ve Balkan Türkü ile Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Romanya, Arnavutluk gibi komünist esareti altında bulunan milletlerin maruz kaldığı insanlık dışı muameleye önce bizim karşı çıkmamız lazımdır. Çünkü bu çember içine düşmüş olanlarınbüyük çoğunluğunu bizden olanlar, yani dini,dili, kanı, adı ve rengi bizden olanlar teşkil eder”[3] diyerek Dünya Türklüğünün sesi olmuştur. Bununla birlikte Toprak dergisinde Baymirza Hayıt, İsa Yusuf Alptekin gibi Türk dünyasının önemli isimlerinin Türkistan Türklüğünün sorunlarını dile getiren yazıları da Türk Dünyası ile paylaşılmıştır.[4]

İlhan Egemen Darendelioğlu’nun mücadelesinin şüphesiz en büyük ve en önemli kısmını komünizmle mücadele kaplamaktaydı. Bu kapsamda Türk milletine ve Türk devletine zararlı olarak gördüğü kişileri, gazete ve dergileri incelemiş ve mücadelesini bu doğrultuda yürütmüştür. Komünist propagandayı çeşitli kisveler altında yürüten güçlere karşı mücadele veren Darendelioğlu bu güçlerin kimi zaman açıkça komünizm propagandası yapmak yerine Türk-Rus dostluğunu telkin ettiğini, kimi zaman sosyalizm adı vererek tepkileri minimize ettiklerini, kimi zaman Atatürk’ün arkasına sığındıklarını, kimi zamanda bağımsız Türkiye sloganları ile bir maskeye büründüklerini ifade etmiştir. Komünizmin açıkça saldırdığı iki olgunun olduğunu dile getiren Darendelioğlu bunlardan birincisinin Türklük, ikincisinin de İslam olduğu tezini ileri sürmüş ve komünizme karşı cephe hareketini bu olgular etrafında oluşturmuştur. Komünistlerin özellikle üniversitelere sızdığını, köy enstitülerinin amacından saptırılarak komünizm propagandasının merkezi haline getirildiğini, Nazım Hikmet gibi şairler vasıtasıyla zihinlere yerleştirilmeye çalışıldığını, partiler yoluyla siyasette güçlendirildiğini tespit ve tayin etmiştir.

Bu yıllarda gerçekleştirilen Tan Gazetesi baskını, Çiçek Palas olayı, Kanlı Pazar, Tepebaşı Tiyatrosu gibi toplumsal olaylara da kayıtsız kalmayan Darendelioğlu Türk milliyetçiliğinin komünizme karşı mücadelesinde bu hadiseleri aksiyoner mücadele olarak konumlandırmaktaydı. Darendelioğlu’nun muhakkak komünizme karşı en ciddi mücadele verdiği saha komünizmle mücadele derneğiydi. Bu derneğin başkanlığını da yapan Darendelioğlu mücadeleni fikri sahada kalmasından yana tavır koymakla birlikte prostesto yürüyüşleri gibi aksiyoner olayların da olmasını müdafaa etmekteydi. Bu dernek ilk olarak 1950 yılında Zonguldak’ta, 1956 yılında İstanbul’da ve 1963 yılında İzmir’de kurulmuştur. Özellikle 1961 anayasasının getirmiş olduğu özgürlük ortamı birçok kökü dışarıda fikrin ülkemize girmesine neden olmuş, dünyada patlak veren hadiselerin paralelinde Türkiye’de de öğreni hareketleri adı altında bir dizi marksist eylemler vuku bulmuştu. Türkiye İşçi Partisi’nin 1965 yılında meclise girmesiyle birlikte hız kazanan marksist eylemler daha sonra çeşitli grup ve örgüt adı altında bir yayılma alanı bulmuştu. Bu tehlikenin farkında olan Darendelioğlu hem dernek vasıtasıyla, hem milletvekilliği esnasında siyasi olarak hemde fikri olarak komünizme karşı mücadeelenin ön safında yer almaktaydı. Derneğin kurucu üyeleri arasında yer alan Darendelioğlu konferans tertipleri, bülten ve yayınlar aracılığıyla mücadelesini sürdürmekteydi. Darendelioğlu dernek vasıtasıyla Gaziantep, Kilis, Elazığ, Mersin başta olmak üzere 27 vilayet ve kazada konferanslar vermiştir. Aynı zamanda kendisinin çıkarmış olduğu “Toprak” adlı dergiyi komünizmle mücadele eden yegâne mecmua olarak nitelendirmiştir. Darendelioğlu 1965 yılında derneğin genel başkanlığına seçilmiş ve derneğin şube sayısını aynı yıl içerisinde 110’a çıkarmıştır.

Darendelioğlu, ilk bir yıllık genel başkanlığı döneminde Türkiye genelinde tam 75 şubede komünizme karşı konferanslar vermiş ve halkı uyarma vazifesini üstlenmiştir. Bu konferanslar projeksiyonlu ve vesikalı konferanslardır. Yine bu minvalde komünizmi protesto mitinglerinin organize edilmesinde büyük rol sahibi olmuş, dernek şubelerinin birçoğunun açılışına bizzat iştirak etmiştir. Darendelioğlu, 2 yıl süren genel başkanlığını ardından 30 Nisan 1967’de gerçekleştirilen dördüncü büyük kurultayda kendi isteği doğrultusunda genel başkanlıktan Saffet Solak namına feragat etmiştir.

Darendelioğlu mücadelesini sadece dernekle sınırlandırmamış siyasi hayata da atılıp milletvekilliği görevini üstlenmiştir. Bu kapsamda ilk önce Adalet Partisi’nden aday olan Darendelioğlu, milli meselelerde yaşadığı fikir ayrılıkları sebebiyle partiden ayrılmış ve Demokratik Parti’ye katılmıştır. Daha sonra bu partinin yaşadığı siyasi hezimetler sonrası fikirlerinin tam olarak uyuştuğu Milliyetçi Hareket Partisi’ne katılmış ve ömrünün sonuna kadar da Milliyetçi Hareket Partisi’nde kalmıştır.

Mücadelelerle geçen ömrü 19 Kasım 1979 yılında işyerinden çıktığı esnada yapılan saldırı sonrası son bulmuştur. Şehit edilen Darendelioğlu’na yönelik suikastı THKP-C militanları üstlenmiş ve suikastında kullanılan silahlar daha sonra Rızapaşa’daki banka soygununda 2 jandarma erini şehit olduğu olayda kullanıldığı tespit edilmiştir. “İstanbul’da birbiri ardı sıra şehit edilen partimiz mensuplarının vebali Ecevit iktidarının tayin ettiği İstanbul valisi ve emniyet müdürünün omuzlarındadır” şeklinde demeç veren Başbuğumuz Alparslan Türkeş ülkücü kıyımının baş sorumlusu olarak Ecevit hükümetini göstermektedir.

Darendelioğlu’nun cenazesi 21 Kasım 1979 günü öğle namazından sonra Beyazıt Camiinden kaldırılmıştır. Cenazesine Başbuğ Alparslan Türkeş’de katılmıştır.

Ruhu şâd olsun…

 



[1] SEFERCİOĞU, Necmettin 2008, Türkçü Dergiler, Ankara: Türk Ocakları Şubesi

[2] YILDIZ, Selim, Güneyli Yiğit İlhan(Egemen) Darendelioğlu ve Siyasi Mücadelesi, s.57, Ankara 2013

[3] Darendelioğlu, Toprak, Sayı: 20, Ağustos 1972

[4] YILDIZ, Selim, Güneyli Yiğit İlhan(Egemen) Darendelioğlu ve Siyasi Mücadelesi, s.87, Ankara 2013


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter