Gün Ola Hatırlatırız! _ Cengiz Çelik

İnsanın ruh hali, fitne yapmaya müsait oldu mu, o insandan kork kardeşim.

Bir kere, Şeytanı köşeye itip “çekil birader ben varım” tavrını takınmıştır.

Çırpınmaların kâr etmez!

Nefes tüketmeye gerek kalmamıştır.

Çünkü gözünden ziyade kalbi kararmıştır.

Nereden nasıl saldıracak onun şarhoşluğundadır.

Ne yapıp ne edip göz çanaklarının içerisinden fırlayan cehennem dolu kini, mutlaka ortalığa saçılır.

Durum, öyle bir hale gelir ki: İblis olaylara bakar da “vay anasına” der.

Bir yerde utanır kendinden.

O, şeytanların şeytanıyken böylesini görmemiştir; işitmemiştir dünyada.

Haset etmez!

Gurur ibaresi göstermez!

Kıskançlık, kibir yerle yeksandır Şeytanda…

Ve dize gelir şeytan! Çırak olduğunu görerek “üstadım” diye eğilir bizim fitnecinin önünde…

Bozuk saat gibi şeytanda günde iki kez doğruyu bulur ve nihayet “boynuz kulağı geçer”…

 

***

Bu gün, ülkemizin içerisinde bulunduğu tabloyu izleyen –aynı zamanda Şeytanında ahbabı da  olan- İmralı Katilinin şaşkınlığını gizleyemediğini sanıyorum.

“Sanırım” diyorum, çünkü mektupdaş değilim.

Mektupdaş olanlara da itirazım yok.

Netice itibariyle testi de içindekini sızdırır. Bir bakıma doğal karşılıyorum.

Yoksa, tabiat kendi üslubuna has temizliğini nasıl gerçekleştirir.

Atıl Adamların kanatları altından, Ebrehe’nin filleri gibi şişkin ve atıl vücutlarıyla mabetlerime saldıranların kimlikleri insanlık vicdanında nasıl afişe olurdu?

Bakmayın siz, bu pişkinlik bir bakıma iyi de oldu. Ya değilse kim derdi ki gafletkeş bunlar.

***

Bakınız:

- Gün geçmesin ki şeytanın taktirini kazanmasınlar.

- Gün geçmesin ki yeni bir rezillikle toplum önüne gelmesinler.

- Gün geçmesin ki Ülkücülerin üzerine yamyam gibi  saldırmasınlar.

Her şerde bir hayır vardır” derler ya o hesap.

***

Hesap ve kitap üzerinde yapılan yanlışlıkların nereden döneceği belli ama Ülkücülerin hesap ve kitap yapmadan sevdikleri ülkelerinden gidecek başka bir yerlerinin olmadığı da yeni değil, eskiden bilinen bir gerçek.

Bir başka gerçek ise, an itibariyle ezmeye, sindirmeye, bölmeye, yıkmaya, itibarsızlaştırmaya, kasıp kavurmaya çalıştıkları bu vatanın çocukları olan Ülkücüler iken “Sayın” ibareleriyle kutsanan Şeytan ruh eşi ve beraberindekiler oluyor. İlginç ama gerçek. Hiçbir ülkede yaşanmayacak kadar da acı. Peşkeş çekilen bir milletin onuru oluyor.

“Peki bu ülkede  başka ne oluyor” derseniz: Sahtekarların, dolandırıcıların, utanmaz riyakarların cirit attığı bir ortamda, okuduğunu anlayamayan koktuk sevdalıları, Sayın Devlet Bahçeli hakkında fezleke hazırlıyor.

Bende soruyorum:  -

İyide, sam yelini fırtına sanarak yaptığınız bu işlerin hesabını size sormazlar mı?

-PKK’yı ak kaşık göstermeye çalışanlar, Devlet Bey’in evlatları gerek bu dünyada gerek ahrette yüzüne tükürmez mi?

Ama bunlarda tükürülecek yüz olsa, merhum şairimiz Mehmet Akif’in:

Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan!

Hey sıkılmaz ağlamazsan, bâri gülmekten utan!

mısralarından hicap duymazlar mıydı? Duymuyorlar!

Gün ola, bize de gafletkeş dostlara(!), Ziya Paşa’nın aşağıdaki mısralarını hatırlatırız!

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir.
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. 


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter