Genel Başkanımız Osmaniye’de

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Osmaniye Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen Cumhuriyet Şöleni’ne katıldı.

Osmaniye Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen programa Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un yanı sıra MHP Osmaniye İl Başkanı Fahri Kuyulu, Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, İl Ocak Yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaşımız katıldı.

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’u Ülkü Evleri’nde kalan kız öğrenciler çiçeklerle karşıladı.

Genel Merkez Sanatçılarımızdan Selman Şahin’in sunumunu yaptığı gecede program saygı duruşunun yapılması, İstiklal Marşı ve Andımızın okunmasıyla başladı. Osmaniye Ülkü Ocakları Başkanı Fatih Eroğlu bir konuşma gerçekleştirdi. Fatih Eroğlu’nun konuşmasını tamamlamasının ardından konuşmalarını yapmak üzere Genel Başkanımız Olcay Kılavuz kürsüye geldi. Genel Başkanımızın konuşması ise şu şekilde oldu:

Kurt soylu Kürşad duruşlu Şamil çehreli genç ülküdaşlarım
Türkan soylu Elif duruşlu hanım kardeşlerim
Koç yiğitler doğurup yetiştiren muhterem anneler
Çileği hayatın her anında taşıyan kıymetli büyüklerim
uzak yakın köşelerden buraya iştirak eden saygıdeğer misafirler
Yüce Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin muhterem genel başkanı, Türkmen Beyimiz, Devlet Bahçeli’nin selam ve saygılarını getirdim.
Bu programın düzenlenmesinde emeği geçen çok kıymetli ocak başkanım Fatih Eroğlu’ya, değerli yönetimine ve bütün ülküdaşlarımıza tebriklerimi sunuyorum.
İlk ülkücü şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’ın ve saygıdeğer Genel Başkanımızın memleketinde sizlerle bir arada bulunmaktan dolayı son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim.
Ülkü Ocakları, Türkiye’nin her yerinde faaliyetlerine büyük bir inanç ve disiplin içerisinde devam etmektedir.
Dünden bugüne sevdamız da kavgamız da yüce Türk milleti için olmuştur.
Ülkemizin ve milletimizin varlığına kast eden her türlü fikir ve odaklar, karşılarında Gâvur Dağları gibi dik ve sağlam bir şekilde duran ülkücüleri bulmuştur.
Ülkücü hareketin varlığı karşısında, ihanet geçit bulamamış, çakallar saklanacak delik aramıştır.
Zulümler, işkenceler ve darağaçları gücümüzden hiçbir şey eksiltememiştir.
Ödetilen bedeller bizleri asla yıldıramamış, aksine daha da bilenmemize neden olmuştur.
Dün neyi savunuyorsak, bugünde aynı noktadayız; hiçbir zaman eğilmedik ve eğilmeyeceğiz.
Doğru bildiğimiz yoldan geri adım atmadık ve bundan sonra da atmayacağız.
Bizler bu millete kara sevdayla bağlı, yiğit Anadolu çocuklarıyız.
Bizim kitabımızda gaflete, delalete, hıyanete, fitneye ve dedikoduya asla yer yoktur.
Dost-düşman iyi bilsin ki; mazlumun karşısında Yunus, zalimin karşısında Yavuz olan bir iradeyi taşıyoruz.
Türk milleti var oldukça Ülkü Ocakları var olacaktır, Ülkü Ocakları var oldukça da hiçbir kirli plan uygulanamayacaktır.
Hepinizin malumu olduğu üzere, ülkemiz sancılı bir dönemden geçmektedir.
Dış politika da “sıfır sorun” parolasıyla yola çıkanlar, bugün ülkemizi bölgede ki bütün devletlerle kavgalı hale getirmiştir.
Sınırlarımız yol geçen hanına dönmüş, büyük bir asayiş problemi ortaya çıkmıştır.
İç politika ne yazık ki bölücülerin insafına terk edilmiş bir vaziyettedir.
Terör örgütü ve cani başı, Türk devletiyle muhatap kılınmış, iki bin yıllık devlet azameti eşkıyanın seviyesine indirilmiştir.
Türk adı geçen her şeyden rahatsızlık duyan gayrı milli unsurların talepleri eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiştir.
Bu adımlardan bir tanesi de andımızın kaldırılması olmuştur.
Türk’üm demekten utananlar, doğruyum demekten çekinenler, çalışkanım demeye yüzü olmayanlar, andımızı kaldırmışlardır.
Bölücülerle aynı zihniyeti paylaşmanın adı ne zamandan beri demokrasi ve özgürlük olmuştur?
Başbakan Erdoğan, utanmadan, arlanmadan bu paketten şehitlerimizin ve ailelerinin de razı olduğunu söyleyebilmiştir.
Türklüğün bekası için şehit olanların, Türklüğün kaldırılmasına razı olmasını beklemek hangi akıl ve mantıkla izah edilebilir?
Bu sözler, teröristlerin talepleri gerçekleşmesin diye canını ortaya koyan yiğitlere yapılabilecek en büyük hakaret değil midir?
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Saygıdeğer konuklar,
AKP Hükümeti’nin Türk’e ait olan tüm değerlere düşman olduğu son derece açık bir şekilde görülmektedir.
Türk’üm demenin suç haline geldiği, Milliyetçiliğin ayaklar altına alındığı, Habur’da teröristlerin milli kahraman gibi karşılandığı,
Türk bayrağı açmak provokatörlük sayılırken,
Örgüt paçavralarının askeri araçlara asıldığı,
bölücülerin kimlik kontrolü yaptığı, vergi toplayıp, mahkeme kurduğu,

cani başının ve meclisteki uzantılarının küstahça devleti tehdit ettiği,
bu yıkım sürecine tepkisiz kalmak, büyük bir vebaldir.
O yüzden Ülkü Ocakları, tüm yurt genelinde düzenlediği protesto gösterilerinde bu ihanet sürecine karşı tepkisini gereken şekilde yerine getirmiştir.
Ülkücü hareket var olduğu müddetçe, Türk’ün şanlı bayrağı dalgalanacak ve milletin gür sesi yankılanacaktır.
Türkmen Beyimiz Devlet Bahçeli Bey’in de dediği gibi “Can feda olsun, gerekirse Anadolu’yu yeniden fethederiz.”
Yüce Allah’ın izni, milletimizin desteğiyle bu karanlık günler elbet bir son bulacaktır.
Türk yurdunda Türk’e efelenenlerin hesabı elbette mahşere bırakılmayacaktır.
Bunun için tüm ülküdaşlarımızın yaşanan süreci iyi okuması ve halkımıza anlatması gerekmektedir.
Özellikle ülkücü gençler kendilerini her anlamda iyi yetiştirmeli ve örnek gösterilen bireyler olmalıdır.
Ülküdaşlarımız, yüce dinimizin gerektirdiği güzel hasletlerle donanmalı, şahsiyetli, güvenilen, itibar gören, ahlakı ve dürüstlüğüyle kendinden söz ettiren bireyler olmalıdır.
Her ülkücü Türk tarihini ve kültürünü bütün detaylarıyla öğrenmeli, muhterem ecdadımıza layık olabilmek için kendini hazırlamalıdır.

Kimliksiz ve kişiliksiz bir gençlik modeli görmek isteyen ihanet odaklarının hevesi, ülkücü gençlerin tertemiz varlıkları ve gösterdikleri kararlı duruş karşısında kursaklarında kalmalıdır.
O yüzden boş işlerle vakit kaybedemeyiz, dünyevi hırslara kapılamayız, menfaat peşinde koşamayız, bizler binlerce yıllık büyük bir ülkünün sahipleriyiz.
Her ülkücü bir meşale gibi, bulunduğu ortamı aydınlatmalı, vatandaşlarımızı bilinçlendirmelidir.
Bozkurt’un sesi her zamankinden daha fazla çıkmalı ve köpeklerin uykusunu kaçırmalıdır.
Bozkurtlu bayrağımız her yerde gururla dalgalanmalı, kurdun azameti düşmanları ürkütürken, hilalin şefkati tüm yurttaşlarımızı kucaklamalıdır.
O yüzden kaybedecek vaktimiz yoktur, büyük bir sorumluluk içerisinde mücadeleye atılmalıyız.
Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in “Cesaret, fedakârlık ve atılganlık olmayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz” sözünü akıllardan çıkarmamalıyız.
Peygamber Efendimizin “iki günü eşit olan ziyandadır” hadisine uygun şekilde hem kendimizin hem de ülkemizin felahı için ter dökmeliyiz.
Zafer “inananlarındır. Kınayanların kınamasına aldırmadan” yolumuza devam etmeliyiz.
Cenabı-ı Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.
Varlığımız Türk varlığına armağan olsun.
Ne Mutlu Türk’üm diyene!

Genel Başkanımız konuşmasını tamamladıktan sonra Ali Kınık ve Mustafa Yıldızdoğan sahne alarak vatandaşlarımıza keyifli dakikalar yaşattı.

Konser sonrasında MYK Üyesi İbrahim Karayiğit ve Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’a  El Dokuması Meşhur Karatepe Kilimi, Merkez İlçe Başkanı Ali Fuat Kardaş da Osmanlı Tuğrası hediye etti.

Programın tamamlanmasının ardından Genel Başkanımız Osmaniye’den ayrıldı.

 


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter