Genel Başkanımız Olcay Kılavuz; Şehit Önkuzu’yu anma programına katılmak üzere Tokat’a gitti.

Zile’de Ülkü Ocakları Tokat İl Başkanı Ahmet Yay ve Zile Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Sayar ve Zileli Ülkücüler tarafından karşılanan Genel Başkanımız camiye geçerek Dursun Önkuzu için okutulan Mevlid’e katıldı. Mevlid’in sona ermesiyle büyük bir kalabalık ile birlikte mezarlığa geçildi.

Şehidimiz Dursun Önkuzu’nun kabri ziyaret edilerek,  aziz hatırası yad edildi. Şehidimiz için Kuran-ı Kerim okunarak, dualar edildi. Şehidimiz Dursun Önkuzu’dan sonra Tokat’taki diğer şehitlerimizden Mustafa Daşdangil ve Cafer İnce’nin de kabirleri ziyaret edilerek dualar edildi.

Kabir ziyaretlerinin tamamlanmasından sonra Dursun Önkuzu için hazırlanan program için konferans salonuna geçildi. Programa 25. Dönem MHP Mv. Abdurrahman Başkan, Ülkü Ocakları İl Başkanı Ahmet Yay ve İlçe Ocak Başkanları, MHP Tokat İl Başkanı Fatih Demirkol ve İlçe Başkanları, sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve temsilcileri katıldı. İlk olarak Şehidimiz Dursun Önkuzu’nun ablası Kadriye Önkuzu hatıralarını anlattı, o dönemde yaşanan olaylara değindi. Kadriye Önkuzu’nun anlattıkları Ülkücü Hareketin bugünlere kolay gelmediğini bir kez daha göstermiş oldu.

 

 

 

Şehidimizin ablasının sözlerini tamamladıktan sonra Genel Başkanımız günün anlam ve önemine binaen bir konuşma gerçekleştirdi. Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un konuşması şu şekilde oldu:

Aziz şehidimizin kıymetli ailesi,

Parti ve sendikamızın çok değerli mensupları,

Değerli dava arkadaşlarım, ülküdaşlarım

Saygıdeğer misafirler,

Yüce Allah’ın selamı, bereketi, ihsan ve afiyeti hepinizin üzerine olsun.

Bugün burada Ülkücü Hareketin namusu olan Ülkücü Şehitlerimizden Dursun Önkuzu’yu anmak için toplanmış bulunmaktayız.Dursun Önkuzu’nun şahsında vatanımızın ve milletimizin bekası için şehadet şerbeti içerek devleşen bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum.Ne kadar çabalarsak çabalayalım, o güzide insanların borçlarını ödeyemeyiz.Gençliğin baharında “bir gül bahçesine girercesine” toprağı giren büyüklerimizin, ağabeylerimizin ne büyük fedakarlıklar yaptığını, ne kadar zorlu bir mücadele verdiklerini kavrayamayız. Onların o dönemki ruh hallerini idrak edemeyiz.Onlar, bu şerefli mücadelede hepimizden önde ve hepimizden daha kıymetlidirler.Onlar, Yüce Allah’ın bizlere armağan ettiği kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’de de buyurduğu üzere “Rableri katında da rızıklandırılmaktadırlar.”Şehitlik mertebesinin ulviyetine erişmek her faniye nasip olacak bir paye değildir.Bu rütbeyi ancak Allah’ın çok sevdiği kulları erişebilirler.İşte o yiğitler ki, Allah’ın davasını yere düşürmemek için can verip; bayraklaştılar!Bir yanda; Türkün varlığına düşman kızıl zihniyetler,Öte yanda Türk’ün bayrağının ilelebet sancaktarlığını yapanlar,İşte böyle bir ikilemde safını Türk’ten yana seçen yiğitlerden biriydi; Dursun Önkuzu.Gerektiğinde hiç düşünmeden kanını toprağa akıtan kahraman ceddimizin vatan yaptığı mukaddes Anadolu’nun,Sovyet Rusya’nın bir sömürgesi haline getirilmemesi için mücadeleye en önde atılan erlerden biriydi Önkuzu.Vatanın mayasında şehit kanı, bayrağın öyküsünde fedakarlık, namusun mahiyetinde sadakat olduğunu bilen;Kutsal değerlerin çiğnenmemesi için bedenini kalkan yapan kahramanların önündekilerdendi: Önkuzu.“Nemelazım” demedi, “ben mi kurtaracağım” demedi, boş vermedi, korkmadı, kaçmadı.Arkadaşlarına yardım götürebilmek için ateş hattına girmekten hiç sakınmadı; en önde o vardı.Ahlaktan, imandan, feragat ve cesaretten habersiz katiller sürüsü, arkadaşlarına yardıma gelen bu cesaret timsalini,Aklın ve vicdanın asla kabul etmeyeceği, hiçbir kelimenin anlatmaya muvaffak olamayacağı bir iğrençlikle; şehit ettiler.Bu olay; insan haklarından, barış ve kardeşlikten, eşitlik ve özgürlükten bahseden Rus artıklarının sicillerindeki lekeden sadece bir tanesidir.Binlerce ülküdaşımız sözde “halkların özgürlüğünden”, “emeğin kutsiyetinden” bahseden kızıl maskeliler tarafından alçakça şehit edilmiştir.Dün Dursun Önkuzu’nun yardığı ihanet cephesini, ne yazık ki bugün tekrar ayağa kalkmış ve Türk Milletine diş bilemiş halde görmekteyiz.Ülkücü gençler bugün bu ihanet ağını kıracak güce ve iradeye fazlasıyla sahiptir ve Allah’ın izniyle de kıracaktır.Değerli Dava Arkadaşlarım,Dursun Önkuzu yaşasaydı öğretmen olacak ve Anadolu’nun farklı yörelerinde nice gencin yetişmesine vesile olacaktı.Ancak O, şehadetiyle tüm ülkücülerin öğretmeni olmuştur. İnsanlığın, vefanın, fedakarlığın sembolü olmuştur.O’nun yarım kalan hayallerini gerçekleştirmek, hatırasını yaşatmak tüm ülkücülerin boyun borcudur.Kılıçkıran’dan, Özmen’den, İmamoğlu’ndan, Önkuzu’dan başlayan şehitler zinciri Hasan Şimşek ve Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimize kadar binlerce ülkücüyle örülmüştür.Onlar; alnı açık, başı dik, yüreği sevgi doluydular. Onlar fedakâr, cefakâr ülkü neferleriydi.Onlar, milletimizin en ihtiyaç duyduğu zamanda fani bedenlerini vatanın birliği ve selameti uğruna feda etmekten bir an olsun kaçınmadılar.

Ölüm karşında dik duruşlarını, bozkurt bakışlarını ve cesaret yüklü tavırlarını hiç bozmadılar.Şehadet pınarından kana kana içmek uğruna kendilerini Türk milletinin varlığına armağan ettiler.Hepsinde vakar, hamiyet, vicdan, iman ve haysiyetin en üstün örnekleri vardı.Zorluklara çelik gibi inançlarıyla, çilelere imrenilecek sabırlarıyla karşı durdular.Kalplerinden Allah aşkı, dillerinden Peygamber sevgisi, nidalarından millet sevdası hiç eksik olmadı.Hayallerinde yükselttikleri kızıl elmaya ulaşmak için birbirlerine kenetlendiler ve hedefledikleri ulvi değerlere nasıl ulaşılacağını hepimize ispat ettiler.Millet sevgisinde benliklerini eriterek günübirlik heveslerin ötesine ulaştılar ve ülkülerini mananın doruklarına taşıdılar.Girdikleri meşakkatlerle dolu yolda Türk milletinin her değerini sahiplendiler, bayraklaştırdılar.Milliyetçiliğin derin mensubiyetini şuurla taşıdılar.

Ülkücülüğün, milliyetçiliğin bereketli ikliminde çınarlaşarak dal ve budak veren;ahlak, edep, vicdan, gönül, adalet, akıl, muhabbet ve sevgi tebliği olduğunu yaşayışlarıyla gösterdiler.Onların hatıralarını yaşatmak, mücadelelerini sürdürmek ve emanetlerine sahip çıkmak bizler için namus borcudur.Biz Dursun Önkuzu kadar temiz ve donanımlı; aynı zamanda da imanlı ülkücüler yetiştirmek zorundayız.Biz yapmış olduğumuz eğitim faaliyetleri ile geleceğin “Büyük Türkiye” sini oluşturacak eğitimli ve namuslu bireyleri yetiştirme derdindeyiz.Ülkümüzün zafer bayrağını burçlara çekmeden bu yolda durmak bize haramdır.Son kuzu yere düşmeden bu bayrak asla inmeyecektir.Cenab-ı Allah her birinden razı olsun.

Aziz hatıraları önünde saygıyla ve minnetle eğiliyoruz.Ruhları şad, mekanları cennet olsun.” ifadelerini kullandı.

Genel Başkanımızın konuşmasını tamamlamasının ardından Dursun Önkuzu’nun hayatını konu alan bir slayt gösterimi yapıldı. Yaşanan duygusal anların ardından Dursun Önkuzu adına hazırlanan programın kapanışı adına helva dağıtılarak yapılmış oldu.

 

 


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter