Genel Başkanımız Ülkücü Şehidimiz Ertuğrul Dursun Önkuzu’yu Anma Programına Katıldı

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Ülkücü Şehidimiz Dursun Önkuzu’nun şehadetinin 43. yılı sebebiyle hazırlanan anma programına katılmak üzere Tokat’a gitti.

Genel Başkanımız vardığında Tokat Ülkü Ocakları Başkanı Onur Çalışkan ve çok sayıda Ülküdaşımız tarafından karşılandı. Kendisini karşılamaya gelenlerle tek tek selamlaşan Genel Başkanımız daha sonra Zile’ye gitti. Zile Ülkü Ocakları Başkanı Ömer Kuşbaşıoğlu ve Zileli Ülkücüler tarafından karşılanan Genel Başkanımız camiye geçerek Dursun Önkuzu için okutulan Mevlid’e katıldı. Mevlid’in sona ermesiyle şehrin içinden büyük bir kalabalıkla birlikte mezarlığa doğru geçildi.

Şehidimiz Dursun Önkuzu kabri ziyaret edilerek, kutlu hatırası şerefle yad edildi. Şehidimiz için Kuran-ı Kerim okunup dualar edildi. Şehidimiz Dursun Önkuzu’dan sonra Tokat’taki diğer şehitlerimizden Mustafa Daşdangil ve Cafer İnce’nin kabirleri de ziyaret edilerek dualar edildi.

Kabir ziyaretlerinin tamamlanmasından sonra Dursun Önkuzu için hazırlanan program için konferans salonuna geçildi. Programa Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un yanı sıra MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, Tokat Ülkü Ocakları Başkanı Onur Çalışkan ve İlçe Ocak Başkanları, MHP Tokat İl Başkanı Murat Polat ve İlçe Başkanları, sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve temsilcileri katıldı. İlk olarak Şehidimiz Dursun Önkuzu’nun ablası Kadriye Önkuzu hatıralarını anlattı, o dönemde yaşanan olaylara değindi. Kadriye Önkuzu’nun anlattıkları Ülkücü Hareketin bugünlere kolay gelmediğini bir kez daha göstermiş oldu.

Kadriye Önkuzu sözlerini tamamladıktan sonra Genel Başkanımız günün anlam ve önemine binaen bir konuşma gerçekleştirdi. Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un konuşması şu şekilde oldu:

Aziz şehidimizin muhterem ailesi,

Parti ve sendikamızın çok kıymetli mensupları,

Değerli dava arkadaşlarım,

Saygıdeğer misafirler,

Yüce Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsan ve afiyeti hepinizin üzerine olsun.

Bugün burada Ülkücü şehitler kervanının yolbaşçılarından Dursun Önkuzu’yu anmak için toplanmış bulunmaktayız.

Dursun Önkuzu’nun şahsında vatanın ve milletin bekası için can vererek devleşen bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum.

Onlara ne kadar şükran duysak ve dua etsek, yine de borçlarını ödeyemeyiz.

Gençliğin baharında “bir gül bahçesine girercesine” toprağa giren ağabeylerimizin ruh hallerini asla tahayyül edemeyiz.

Onlar bu mücadelede hepimizden önde ve hepimizden daha kıymetlidirler.

Sadece bizim nazarımızda değil, Yüce Allah’ın Kur’an’da buyurduğu üzere “Rableri katında’da rızıklandırılmaktadırlar.”

Şehitlik mertebesinin ulviyetine erişmek her faniye nasip olacak bir paye değildir.

Bu rütbeyi ancak Allah’ın çok sevdiği kulları erişebilirler.

İşte o yiğitler ki, Allah’ın davasını yere düşürmemek için can verip; bayraklaştılar!

Bir yanda; Türkiye’nin kızıl çizmeler altında çiğnenmesini isteyenler,

Öte yanda Türk’ün bayrağının ilelebet sancaktarlığını yapanlar,

İşte böyle bir ikilemde safını Türk’ten yana seçen yiğitlerden biriydi; Önkuzu.

Gerektiğinde hiç düşünmeden kanını toprağa akıtan kahraman cedlerimizin vatanlaştırdığı mukaddes Anadolu’nun,

Sovyet Rusya’nın bir sömürgesi haline getirilmemesi için mücadeleye en önde atılan erlerden biriydi Önkuzu.

Vatanın mayasında şehit kanı, bayrağın öyküsünde fedakarlık, namusun mahiyetinde sadakat olduğunu bilen;

Kutsal değerlerin çiğnenmemesi için bedenini kalkan yapan kahramanların öncülerindendi: Önkuzu.

“Nemelazım” demedi, “ben mi kurtaracağım” demedi, boşvermedi, korkmadı, kaçmadı.

Arkadaşlarına yardım götürebilmek için ateş hattına girmekten hiç sakınmadı; en önde o vardı.

İnsanlıktan nasibini almamış aşağılık yaratıkların, onun fedakarlığını anlayacak beyin ve vicdanları yoktu.

Ahlaktan, imandan, feragat ve cesaretten habersiz katiller sürüsü, arkadaşlarına yardıma gelen bu cesaret timsalini,

Aklın ve vicdanın asla kabul etmeyeceği, hiçbir kelimenin anlatmaya muvaffak olamayacağı bir iğrençlikle; şehit ettiler.

Bu olay; insan haklarından, barış ve kardeşlikten, eşitlik ve özgürlükten bahseden komünist bozuntularının sicillerindeki lekeden sadece bir tanesidir.

Binlerce ülküdaşımız sözde “halkların özgürlüğünden”, “emeğin kutsaliyetinden” bahseden kızıl maskeliler tarafından alçakça şehit edilmiştir.

Dün Dursun Önkuzu’nun yardığı ihanet cephesini ne yazık ki bugünde ülkemizin siyasi iktidarı bölücülerle yanyana oluşturmaktadır.

Ülkücü gençler bugün bu ihanet ağını kıracak güce ve iradeye fazlasıyla sahiptir ve Allah’ın izniyle de kıracaktır.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Dursun Önkuzu yaşasaydı öğretmen olacak ve Anadolu’nun farklı yörelerinde nice gencin yetişmesine vesile olacaktı.

Ancak O, şehadetiyle tüm ülkücülerin öğretmeni olmuştur. İnsanlığın, vefanın, fedakarlığın sembolü olmuştur.

O’nun yarım kalan hayallerini gerçekleştirmek, hatırasını yaşatmak tüm ülkücülerin boyun borcudur.

Kılıçkıran’dan, Özmen’den, İmamoğlu’ndan, Önkuzu’dan başlayan şehitler zinciri Hasan Şimşek’e kadar binlerce ülkücüyle örülmüştür.

Onlar; alnı açık, başı dik, yüreği sevgi dolu fedakâr, cefakâr ülkü neferleridir.

Onlar, milletimizin en ihtiyaç duyduğu zamanda fani bedenlerini vatanın birliği ve selameti uğruna feda etmekten bir an olsun kaçınmadılar.

Ölüm karşında dik duruşlarını, bozkurt bakışlarını ve cesaret yüklü tavırlarını hiç bozmadılar.

Şehadet pınarından kana kana içmek uğruna kendilerini Türk milletinin varlığına armağan ettiler.

Hepsinde vakar, hamiyet, vicdan, iman ve haysiyetin en üstün örnekleri vardı.

Zorluklara çelik gibi inançlarıyla, çilelere imrenilecek sabırlarıyla karşı durdular.

Kalplerinden Allah aşkı, dillerinden Peygamber sevgisi, nidalarından millet sevdası hiç eksik olmadı.

Hayallerinde yükselttikleri kızıl elmaya ulaşmak için birbirlerine kenetlendiler ve hedefledikleri ulvi değerlere nasıl ulaşılacağını hepimize ispat ettiler.

Millet sevgisinde benliklerini eriterek günübirlik heveslerin ötesine ulaştılar ve ülkülerini mananın doruklarına taşıdılar.

Girdikleri meşakkatlerle dolu yolda Türk milletinin her değerini sahiplendiler, bayraklaştırdılar.

Milliyetçiliğin derin mensubiyetini şuurla taşıdılar.

Ülkücülüğün, milliyetçiliğin bereketli ikliminde çınarlaşarak dal ve budak veren;

ahlak, edep, vicdan, gönül, adalet, akıl, muhabbet ve sevgi tebliği olduğunu yaşayışlarıyla gösterdiler.

Onların hatıralarını yaşatmak, mücadelelerini sürdürmek ve emanetlerine sahip çıkmak bizim namus borcumuzdur.

Ülkümüzün zafer bayrağını burçlara çekmeden bu yolda durmak bize haramdır.

Son kuzu yere düşmeden bu bayrak asla inmeyecektir.

Cenab-ı Allah her birinden razı olsun.

Aziz hatıraları önünde saygıyla ve minnetle eğiliyoruz.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.” ifadelerini kullandı.

Genel Başkanımızın konuşmasını tamamlamasının ardından Dursun Önkuzu’nun hayatını konu alan bir slayt gösterimi yapıldı. Gösterimin ardından kürsüye gelen MHP Milletvekili Oktay Öztürk de bir konuşma gerçekleştirdi.

Konferansın bitiminde ise helva dağıtımı yapılarak Dursun Önkuzu adına hazırlanan programın kapanışı yapılmış oldu.

 


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter