Genel Başkanımız Doğu ve Güneydoğu Anadolu Ziyaretlerini Ortadoğu Gazetesi’ne değerlendirdi

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ziyaretlerine ilişkin izlenimlerini ve görüşlerini Ortadoğu Gazetesi’ne anlattı.

Ortadoğu Gazetesi’nde yer alan söyleşi şu şekilde oldu:

Göreve geldiği günden beri dur-durak bilmeden Türkiye’yi karış karış dolaşan Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Doğu ve Güneydoğu illerinde yaptıkları çalışmalar ve yöre halkının Ülkü Ocakları’na bakışını bütün yönleri ile Ortadoğu Gazetesi’ne anlattı.

Kılavuz, ”Doğu ve Güney Doğulu kardeşlerime sesleniyorum. Sen bensin, ben senim, benim seninle bir problemim yok ki seninle beni barıştırmaya çalışanlara iyi niyet besleyeyim. Eğer bir hak mahrumiyeti söz konusu ise bu haksızlık sana da bana da aynı ölçüde kadir bilmez erk sahiplerince yapılmıştır. O haksızlıklara da meşru zeminde birlikte göğüs gereceğiz’ dedi.

27092013kolaj

Olcay Kılavuz, ”Bugün seni benden ayırmak için süslü laflar edenler dün de başka tezgâhların içindeydi. Senin hakların adına terör örgütünü şirin göstermeye çalışanlar bilmeli ki asla bu olmayacak. Çünkü onlar sadece ülkemizi değil coğrafyamızı da kana bulamaya çalışan küresel güçlerin yeni haritalarına taşeronluk yapmaktadırlar” açıklaması yaptı.

Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkez yöneticileri ile birlikte Doğu Anadolu’da gerçekleştirdiği ziyaret ve faaliyetleri Ortadoğu Gazetesi’ne değerlendirdi.

Gittiği bütün illerde yoğun bir ilgi ile karşılanan Kılavuz, bu durumun Milliyetçi- Ülkü camiaya duyulan sevginin ve özlemin ifadesi olduğunu belirtti. Gayelerinin bin yıllık kardeşliği yaşatmak ve nice bin yıllara taşıyacak sağlam köprüler inşa etmek olduğunu belirten Kılavuz bölge insanına bakışını şöyle izah etti: “Doğu ve Güneydoğuda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız Türk milletinin asli unsurlarıdır.

Terör örgütü PKK, Kürt kardeşlerimizin asla temsilcisi değildir.

Nitekim günümüzde Kürtçülük üzerinden bölücü tutumlar sergileyenlere baktığımızda bunların Kürt olmadığını ve maksatlı bir tutum içerisinde oldukları aşikârdır.

”HAKSIZLIKLARA BİRLİKTE GÖĞÜS GERECEĞİZ”

Doğu ve Güney Doğulu kardeşlerime sesleniyorum! Sen bensin, ben senim, benim seninle bir problemim yok ki seninle beni barıştırmaya çalışanlara iyi niyet besleyeyim. Eğer bir hak mahrumiyeti söz konusu ise bu haksızlık sana da bana da aynı ölçüde kadir bilmez erk sahiplerince yapılmıştır. O haksızlıklara da birlikte göğüs gereceğiz, meşru zemin ve dairede…

Biz bir olmalıyız, birlik olmalıyız. Pergelimizin ucunu batırarak Anadolu’nun göbeğine açtığımız diğer ucunu gönlümüzün kardeşlik anlayışı ile…

”BİZ SENİNLE BERABER GÖZYAŞI DÖKTÜK”

Mustafa Yardımcı şehit edildiğinde de Hikmet Tekinler, Hamit Fendoğlular şehadet şerbetini içtiğinde de biz seninle beraber gözyaşı döktük.

Bugün seni benden ayırmak için süslü laflar edenler dün de başka tezgâhların içindeydi. Senin hakların adına terör örgütünü şirin göstermeye çalışanlar bilmeli ki asla bu olmayacak. Çünkü onlar sadece ülkemizi değil coğrafyamızı da kana bulamaya çalışan küresel güçlerin yeni haritalarına taşeronluk yapmaktadırlar.

Biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Birliğimizi zedeletmeyeceğiz. Dün beraber olduğumuz coğrafyalarda nasıl ki Nizamı Alem için İ’lay-i kelimetullah Ülküsüne beraber bayraktarlık yaptık ve Yemen’de şehit düşene de Çanakkale’de vatan toprağını kanlarıyla sulayana da beraber destan yazdık yine beraber yeni destanlar yazacağız “dedi.

”DOĞU DA BİZİM BATI DA, HALAY DA BİZİM HORON DA…”

Doğu programı kapsamında gazetemize değerlendirmelerde bulunan Kılavuz, “Doğu da bizim Batı da, halay da bizim horon da, bozkurtlar doğu yollarında parolasıyla vira bismillah diyerek yola çıktıklarını” belirtti.

Olcay Kılavuz, izlenimlerini şu şekilde aktardı: ”Doğu Anadolu’da bulunan bazı illerimize yönelik 6 günlük bir program gerçekleştirdik. Bu program çerçevesinde sırasıyla; Van, Erciş, Ulupamir, Ahlat, Adilcevaz, Bitlis, Muş, Bingöl ve Elazığ ziyaretleri gerçekleştirilmiştir.

Bu ziyaretlerde parti teşkilatlarımız ve Ocak temsilciliklerimizde ülküdaşlarımızla toplantılar yapılmış, esnaflarla ve vatandaşlarımızla hasbihal edilmiş, Ahlat’ta Ayran Şöleni ve Türk Kültür Gecesi tertip edilmiş, Muş Ülkü Ocakları binası da hizmete açılmıştır. Bölgedeki faaliyetler hakkında bölge Ocak başkanlarımızdan bilgi alınmış ve ileriye dönük ne gibi faaliyetlerde bulunabileceğimiz hakkında istişarede bulunulmuştur. Göreve geldiğimiz süre içerisinde, Doğu illerimize özel bir önem verdik.

Anadolu adlı kutsal vatan toprağını besleyen hayat damarlarından biri olan bu güzide diyarın her yönüyle bizim olduğunun altını çizmek istedik. Burada sıkıntılı bir atmosferde, canla başla çalışan ülküdaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek için bölgeye sıklıkla ziyaretlerde bulunduk. Onların her zaman yanında olacağımızı, fikir ve önerilerinin bizler için değerli olduğunu belirttik.

Temaslarımız kapsamında halkımızın ve ülküdaşlarımızın gösterdiği ilgi karşısında son derece mutlu olduk. Ülküdaşlarımız bizleri hasretle kucakladı, gönüllerini açtı, dertlerini paylaştı. Misafirperverliklerini ve alicenaplıklarını en iyi şekilde gösterdiler. Bizler onlara güç ve moral vermek üzere gitmiştik ancak onlar bize daha büyük bir umut ve heyecan aşıladılar. Biz kendilerinden razı olduk, Cenab-ı Allah’ta razı olsun.

”MAZİDEN ATİYE UZANAN ÇİZGİ…”

Sultan Alparslan’ın ve şanlı ordusunun bin yıl önce bıraktığı hoş sada, Türkmen beyimizin Ani’de kıldığı Cuma namazında yükselen dualarla gök kubbeye karıştı. Ahlat’ta Emir Bayındır kümbetini gezerken, Dede Korkut Oğuznamelerindeki Bayındır Han’ı anımsadık. Ulupamir’de Tanrı Dağlarının kokusuna doyduk. İlk ziyaretimde Bingöl’de Hikmet Tekin’in kabrini ziyarete gitmiştik.

Bölücü örgütün tehdidi yüzünden köylerin boşaltılmış olduğu bir mekânda, Karacehennem Ormanlarında metrelerce karın içinde “kurt yürüyüşüyle” kabre ulaştık. Her adımda Hikmet Tekin’in verdiği soylu mücadelenin izlerini takip ettik. Bu tablo ülkücülerin cesaretini, inanmışlığını, birlik ve beraberliğini resmetmesi bakımından son derece önemlidir. Ruhlarımızın tekleşmesi, duygularımızın şahlanması ve maziden atiye uzanan çizgide bir köprü oluşturması bakımından da son derece anlamlı olmuştur.

”ÜLKÜ OCAKLARI’NIN BÖLGEDEKİ VARLIĞI DOSTLARA GÜVEN, DÜŞMANLARA İSE KORKU VERMEKTEDİR”

Hükümetin tavizkar politikaları sonucunda bölgede devlet otoritesinin tamamen çekildiğine üzülerek şahit olduk. Böylesi bir atmosferde düzenlediğimiz ziyaretler, ülküdaşlarımızın gönlünde büyük yankı uyandırmakta, bölge halkının bize karşı ilgisinin artmasına vesile olmaktadır. Aksakallı dedelerin, beyaz yaşmaklı ninelerin hayır-dualarını almaktayız. Ziyaret ettiğimiz esnaflar son derece yakın bir alakayla bizleri karşılamaktadır. Ülküdaşlarımızın azmi ise son derece takdire şayandır.

Her biri bulunduğu bölgede türlü tehdit ve tahriklere rağmen, bir bayrak gibi ülkücülüğü dalgalandırmaktadır. Bölgede bulunan Ülkü Ocakları’na gittikçe artan bir katılımın olduğunu görmekteyiz. Zor zamanda kurt duruşu gösteren bu yiğit ülküdaşlarımıza yönelik çalışmalarımız bundan böyle de artarak sürecektir. Ülkü Ocakları’nın bölgedeki varlığı dostlara güven, düşmanlara ise korku vermektedir. Bölge halkının ve ülküdaşlarımızın birlik ve beraberliğe son derece açık, ayrışma ve bölünmeye ise ardına kadar kapalı olduğunu gözlemledim.

Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz,” Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki vatandaşlarımızı devlet bıraksa da biz yalnız bırakmayacağız. Bölücü güçler ve içerideki taşeronlar bölgeye sansür uygulasa da biz vatandaşlarımızın sesi olacağız” dedi.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkez yöneticileri ile birlikte Doğu-Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirdiği ziyaret ve faaliyetleri gazetemiz ORTADOĞU’ya değerlendiren Kılavuz. ”Birliğimizi zedeletmeyeceğiz. Dün beraber olduğumuz coğrafyalarda nasıl ki Nizamı Alem için İ’lay-i kelimetullah ülküsüne beraber bayraktarlık yaptık ve Yemen’de şehit düşene de Çanakkale’de vatan toprağını kanlarıyla sulayana da beraber destan yazdık yine beraber yeni destanlar yazacağız. Çünkü bizim gönlümüz Türkiye’dir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz de gönlümüzün güzide bir köşesidir” açıklaması yaptı.

Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkez yöneticileri ile birlikte Doğu-Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirdiği ziyaret ve faaliyetleri gazetemiz Ortadoğu’ya değerlendirdi.

Kılavuz, açıklamalarının dünkü bölümünde önemli mesajlar vermiş ve ”Doğu- Güneydoğulu kardeşlerime sesleniyorum. Sen bensin, ben senim, benim seninle bir problemim yok ki seninle beni barıştırmaya çalışanlara iyi niyet besleyeyim. Eğer bir hak mahrumiyeti söz konusu ise bu haksızlık sana da bana da aynı ölçüde kadir bilmez erk sahiplerince yapılmıştır. O haksızlıklara da birlikte göğüs gereceğiz, meşru zemin ve dairede…” demişti. Kılavuz, ”Bugün seni benden ayırmak için süslü laflar edenler dün de başka tezgâhların içindeydi. Senin hakların adına terör örgütünü şirin göstermeye çalışanlar bilmeli ki asla bu olmayacak. Çünkü onlar sadece ülkemizi değil coğrafyamızı da kana bulamaya çalışan küresel güçlerin yeni haritalarına taşeronluk yapmaktadırlar” açıklaması yapmıştı.

BÖLGE İNSANI RAHATSIZ

Açıklamalarının bugünkü bölümünde de önemli mesajlar veren Kılavuz,”Bölücü örgüt yandaşlarının, hükümetin “açılım” adı altında başlattığı taviz sürecinden istifade ederek, bölgede etkinliğini hızla artırdığı göze çarpmaktadır. Devletin ortada olmadığı bir zemini kendileri doldurmak isteyen teröristler, bölgede adeta isyan provaları düzenlemektedir. Kendilerini desteklemeyen vatandaşlarımıza karşı; tehdit, şantaj ve saldırı yolunu kullanarak son derece acımasız bir şekilde davranmakta ve onları kendi saflarına çekmek için uğraşmaktadır. Ancak vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu, bölücü örgütün kirli yüzünü bildikleri için, asla onlara destek olmamaktadır. Kaybolan devlet otoritesinin yeniden ve güçlü bir şekilde tesis edilmesi, bölgedeki vatandaşlarımız üzerinde bir baskı unsuru oluşturan örgütün gücünü kıracaktır. Bölgede gözlemlenen bir diğer problem ise, ekonomik sıkıntılardır. Vatandaşlarımız, hükümetin iddia ettiğinin aksine son derece kısıtlı imkânlarla geçimini idame ettirmektedir. Pembe tablolarla resmedilen ve büyüdüğü ileri sürülen ekonomik yapının izlerine bu bölgemizde rastlanmamaktadır. Alt yapı ve yol sorununun da hala mevcudiyetini koruduğu gözlemlenmektedir. Bu problemlerin çözüme kavuşmasını bekleyen vatandaşlarımız bölgenin sürekli terörle gündeme gelmesinden de son derece rahatsızdır” açıklaması yaptı.

”ALT ÜST EDİLMEK İSTENEN BİNLERCE YILLIK TÜRK TARİHİ VE BU BÜYÜK MİLLETİN KENDİSİDİR”

Kılavuz şunları söyledi: ”Vatandaşlarımız ve ülküdaşlarımızla bir araya geldiğimiz yerlerde Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey‘in “Kürt ne kadar Kürt’se Türk de o kadar Kürt’tür, Türk ne kadar Türk’se, Kürt de o kadar Türk’tür” şeklinde ifade ettiği üzere birbirimizle et ve tırnak misali bütünleştiğimizi vurguladık. Aynı ağıtla ağlaştığımızı, aynı türküyle içlendiğimizi, aynı ezgilerle eğlendiğimizi, aynı kıbleye yöneldiğimizi ve aynı duyguları yaşayarak bugünlere geldiğimizi belirttik. Kürt kökenli kardeşlerimizin ayrı bir etnik varlık yahut bir azınlık statüsünde olmadığını, bu ülkenin asli unsuru olduğu gerçeğini haykırdık. Bu bağlamda alt ve üst tartışmalarıyla boğulmaya çalışılan kimlikler değil, alt üst edilmek istenen binlerce yıllık Türk tarihi ve bu büyük milletin kendisidir.

Zira Selçuklu saflarında atlar üstünde kılıç kuşanarak bu coğrafyaya mührünü vuran bizler değil miyiz? Ahlat mezarlığında bu vatan için şehit olan dedelerimiz hala nöbet tutmuyor mu?

”AYNI AĞACIN DALLARI, AYNI VÜCUDUN ORGANLARIYIZ”

Onların hatıralarına layık olmak ve bıraktıkları mücadele bayrağını devralmak bizim görevimiz değil midir? Bu anlamda illa bir üst kimlik önerilecekse, Türk- İslam ülküsüne hizmet etmek bağlamında ülkücülük üst kimliğini önerdik.

Aynı ağacın dalları, aynı vücudun organları olduğumuzu aktardık. Bizleri tarihten bugüne ayrıştırmak ve bölmek isteyenlerin, emperyalist amaçlar taşıyan İslam düşmanları olduğunu ifade ettik. Bölücü örgütün, Kürtleri asla temsil edemeyeceğini, çünkü bu örgütün emperyalistlerin elinde bir kukla olduğunun altını çizdik. Ziya Gökalp’in, Süleyman Nazif’in, Ali Emiri Efendi’nin, Seyyid Ahmet Arvasi’nin bu toprakların insanları olduğunu ifade ettik. Hikmet Tekin’in, Hamit Fendoğlu’nun, Hadin Arı’nın ve daha nice ülkü şehidinin hatıralarını yâd ettik. Peygamber Efendimizin “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” hadisini hatırlattık.

Asla yalnız ve çaresiz olmadıklarını, ülkücü hareketin bütün gücü ve gönlüyle yanlarında olduğunu müjdeledik. Allah’ın izniyle aziz milletimizin varlığı kıyamete dek devam edecektir. Üç hilalin gölgesi Doğu’yu çepeçevre saracak, bozkurtların gür sesi çakalları inlerinde korku nöbetlerine sokacaktır. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in “Bin yıllık kardeşliği yaşa ve yaşat” sözüyle vecizleştirdiği bu kardeşliği bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.”

“Biz memleketimizi mazi ati köprüsü ile yeni bir medeniyet tasavvuru doğrultusunda baştan başa gönül seferberliği ile fethedeceğiz” diyen Kılavuz, şunları söyledi: ”Tarih boyunca bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara baktığımızda hep aynı şer cephesinin kardeşi kardeşe düşman etmeye çalıştığına şahit oluyoruz. Bölge insanını ısrarla başka kavimlere ram edip aynı ülkü, aynı coğrafya, aynı kültür, aynı şuur içerisinde olduğu öz kardeşine düşman etmeye çalışanlar bölge insanımızı her ayrılıkçı ırkı layık gördü de bir türlü bin yılı aşan bir süredir beraber yaşadığın Türk’e layık görmediler.

Bölge ile ilgili sözde bilimsel araştırma yapanlar V. Minorsky, B. Nikitin, Jaba, c. Bender gibi sözde Kürdologlara(!) ait tezler birileri tarafından hep gündeme taşınıp ilmi veri olarak sunulurken ne hikmetse, İ. Zeki Eyupoğlu, Fahrettin Kırzioğlu, Bahaddin Ögel, Mehmet Eröz, A. Haluk Çay, Mahmut Rişvanoğlu, S. Ahmet Arvasi vb. söz konusu olunca itibarsızlaştırma çabalarına şahit olunmuştur. Anayurdu Orta Asya olan Kürtler’i, ısrarla Medler’e, Ariler’e, maalesef yer yer Yunan ve Ermeniler’e bile dayandıranlar; aslında bir kardeşi diğer kardeşten koparmaktan başka bir niyet taşımamaktadır. Bu tür maksatlı araştırmaları yapanlara baktığımızda çoğunu Rus veya İngiliz araştırmacıların teşkil ettiğine şahit oluruz.”

”YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Kılavuz, bölge insanı temelinde tüm Türkiye’ye mesaj vererek sözlerini şöyle noktaladı: “Bölgeye ziyaretlerimiz artarak devam edecektir. Çünkü biz ayrım yapmıyor ve vatanımızı bazıları gibi ‘şuranın ötesi’ gibi tabirlerle bölmeyerek bir bütün olarak görüyoruz. Ülkemizi düştüğü bu darboğazdan kurtaracağız. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki vatandaşlarımızı devlet bıraksa da biz yalnız bırakmayacağız. Bölücü güçler ve içerideki taşeronlar bölgeye sansür uygulasa da biz vatandaşlarımızın sesi olacağız.

Biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Birliğimizi zedeletmeyeceğiz. Dün beraber olduğumuz coğrafyalarda nasıl ki Nizamı Alem için İ’lay-i kelimetullah ülküsüne beraber bayraktarlık yaptık ve Yemen’de şehit düşene de Çanakkale’de vatan toprağını kanlarıyla sulayana da beraber destan yazdık yine beraber yeni destanlar yazacağız. Çünkü bizim gönlümüz Türkiye’dir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz de gönlümüzün güzide bir köşesidir. Sözlerimi noktalarken Dündar Taşer’in “Kendine dön, kendi büyük idealine, cihan kadar geniş devlet telakkisine, milli idrakine sarıl” şuuru ile yeniden dirilişi omuz omuza gerçekleştireceğiz.


Kategorisi: Genel Başkan'dan / Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter