Genel Başkanımız Bitlis’te

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Bitlis Ülkü Ocakları tarafından Ahlat’ta düzenlenen “Ayran Şöleni”ne katıldı.

Genel Başkanımız Bitlis’e girişte Bitlis Ülkü Ocakları Başkanı  Mesut Aslan ve çok sayıda Ülküdaşımız tarafından karşılandı. Karşılamadan sonra şölenin yapılacağı Abdurrahman Gazi Türbesi’nin olduğu yere geçildi. Düzenlenen programda Genel Başkanımızın yanı sıra İl, İlçe Ocak Başkanları, MHP Bitlis İl Başkanı Metin Taşdemir, Ahlat İlçe Başkanı Fikret Kemer de katıldı.

Program ilk olarak Saygı Duruşu ve sonrasında okunan İstiklal Marşı’yla başladı. Açılışın yapılmasından program Yasin-i Şerif okunması ve Kuran-ı Kerim tilavetiyle devam etti. Genel Başkanımız Olcay Kılavuz daha sonra günün anlam ve önemine yönelik bir konuşma gerçekleştirdi. Genel Başkanımız konuşmasında:

Çok değerli dava arkadaşlarım,

Yüce Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsan ve afiyeti hepinizin üzerine olsun.

Bizleri aziz vatanımızın bu güzel köşesinde buluşturan Cenab-ı Allah’a hamd-ü senalar olsun.

Anadolu’yu bir İslam toprağı yapmak için şehit olan Abdurrahman Gazi Hazretlerinin manevi huzurunda toplanmış bulunuyoruz.

Peygamber Efendimizin sahabelerinden olan Abdurrahman Gazi, Allah yolunda cihat etmiş ve yine bu uğurda şehadet şerbetini içmiştir.

Bu vesileyle Anadolu’nun İslamlaşmasında payı bulunan bütün şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyoruz.

Bu toprakların hamuru şehitlerimizin mübarek kanlarıyla ve milletimizin alın teriyle yoğrulmuştur.

Ahlat şehri bunun en somut örneklerini bünyesinde barındırmaktadır.

Anadolu’nun kapısı, Türklüğün tapusu olarak isimlendirilen bu kadim kent, Türk – İslam medeniyetinin izlerini ve canlılığını halen korumaktadır.

Ecdadımızın büyük bedeller ödeyerek ve türlü zahmetler çekerek oluşturduğu bu güzel yurt üzerinde, bölücü odakların ve emperyalist güç aktörlerinin farklı hesapları bulunmaktadır.

Yine binlerce yılın bir ürünü olan kardeşlik bağlarımız aşındırılmakta, ayrılıkçı hareketler cesaretlendirilmektedir.

Türk milletinin tarihi, kültürel ve manevi bağlarını çözmek ve ısrarla bir etnik farklılık vurgusu yapmak isteyen bu çevrelerin amacı bellidir.

30 yıldır bölücü terör örgütünü Türkiye’nin gücünü zayıflatmak, milletin huzurunu bozmak, kültürel ve tarihi bağlarımızı koparmak için başımıza musallat ettiler.

Şimdi de binlerce yıldır aynı bayrak altında yaşadığımız, aynı secdeye baş koyduğumuz, kız alıp kız verdiğimiz, birlikte ağlayıp birlikte güldüğümüz kardeşlerimizle bizleri düşman yapmak istiyorlar.

Ancak bu aziz millet, fitneye, dedikoduya, provokasyona asla itibar etmeyecek ve binlerce yılın ürünü olan bağlarını sonuna kadar muhafaza edecektir.

Bizim tarihimizi, kültürümüzü ve inançlarımızı hafife alanlar, birlik ve beraberliğimizi ortadan kaldırmak isteyen mihraklar, aziz milletimizin feraseti ve onurlu duruşu karşısında büyük bir hezimete uğrayacaklardır.

Türk milliyetçileri olarak Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin belirtmiş olduğu “bin yıllık kardeşlik hukukunu yaşayacağız ve yaşatacağız.”

Bölücü ve ayrılıkçı söylemler karşısında daha inançlı ve şevkli bir şekilde birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz.

Peygamber Efendimizin “mü’minler birbirinin kardeşidirler” hadisinden hareketle kardeşlik hukukumuzu pekiştireceğiz.

Kim ne planı yaparsa yapsın, kim neyin peşinde koşarsa koşsun, herkes şunu iyi bilmelidir ki, bu ülkenin asıl sahipleri biziz ve son sözü söyleyen de biz olacağız.

Bütün tehlike ve tehditlere karşı her zamankinden daha fazla dikkatli olmalıyız.

Birbirimize daha sıkı sarılmalı, ayrılığa ve ihtilafa düşmemeliyiz.

Asla umutsuz olmamalı, yılgınlığa ve yorgunluğa kapılmamalıyız.

Her gecenin bir şafağı, her yokuşun bir inişi, her külfetin bir nimeti olduğunu unutmamalıyız.

Yüce Kitabımız Kuran’ı Kerim’de Allah’ın müjdelediği gibi “zafer muhakkak inananların olacaktır”.

Bu uzun ve çetin yolda Cenab-ı Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Gayret bizden, takdir Yüce Mevla’dandır. “ ifadelerini kullandı.

Genel Başkanımızın konuşmasını tamamlamasından ardından katılan çok sayıda kişiye yemek ve ayran dağıtıldı.

Program sonrasında Genel Başkanımız Olcay Kılavuz ve beraberindekiler Abdurrahman Gazi Türbesi, Şehit mezarları, Emir Bayındır Kümbeti, İki Kubbe, Dede Maksut Türbesi, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, tarihi camiler ve müzeler gibi tarihi mekanları ziyaret etti.

Tarihi mekanlara yapılan ziyaretlerin tamamlanmasından sonra Genel Başkanımız Ahlat’ı dolaşara esnaf ziyaretlerinde bulundu. Bu ziyaretler esnasında herkesi tek tek dinleyen Genel Başkanımız bölgede yaşayanların sorunlarını dinleyerek asla yalnız olmadıklarını ve bölgede yaşanan sıkıntılardan haberdar olduklarını ileterek çözüm noktasında yardımcı olacağını dile getirdi. Genel Başkanımız Ahlatlılara kendilerine gösterdikleri yoğun ilgiden dolayı da teşekkür etti.

Genel Başkanımız ve beraberindeki ziyaretlerinin tamamlanmasının ardından “Ayran Şöleni” çerçevesinde düzenlenecek olan konser alanına geçmek üzere hareket etti. Genel Başkanımız konser alanına giderken Mehter Takımı da kendilerine eşlik etti.

Ahlat Çarşı Meydanı’nda düzenlenen konsere çok sayıda vatandaşımız katıldı.  “Türk Kültür Gecesi” adıyla düzenlenen gecede Bitlis Ülkü Ocakları Mesut Aslan ve Ahlat Ülkü Ocakları Başkanı Fatih Köse bir konuşma yaptı.

İl ve İlçe Ocak Başkanımızın konuşmasını tamamlamasından sonran Genel Başkanımız Olcay Kılavuz da bir konuşma gerçekleştirdi. Genel Başkanımızın konuşması şu şekilde oldu:

Süphan göğüslü, Kürşad çehreli genç ülküdaşlarım,

Bayrak kadar temiz ve toprak kadar kutsal muhterem hanımefendiler,

Davamızın bu zorlu coğrafya da yaşaması için her türlü fedakârlığı yerine getiren çilenin timsali değerli büyüklerim,

Uzak-yakın köşelerden buraya gelen saygıdeğer misafirler,

Sizleri selamların en yücesi olan Yüce Allah’ın selamıyla selamlıyorum.

Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

 

Bu güzel programın tertip edilmesinde emeği geçen başta İl Ocak başkanımız Mesut Aslan ve İlçe Ocak Başkanımız Fatih Köse olmak üzere, tüm ülküdaşlarımı tebrik ediyorum.

Kubbet’ül İslam ünvanını taşıyan, Türklüğün tapusu olarak anılan bu kadim şehirde siz kıymetli ülküdaşlarımla bir arada bulunmaktan dolayı son derece mutlu olduğumu belirtmek istiyorum.

Sizlere öyle bir vatan aldım ki ebediyen sizin olarak kalacaktır diyen Sultan Alparslan’ın, Malazgirt’e yürürken geçtiği bu topraklar, her yönüyle Türk milleti’nin hafızasını ve kimliğini taşımaktadır.Ahlat’ta doğan Ertuğrul Gazi’nin soyu 6 asır boyunca 3 kıtaya hükmetmiştir. Cihan hakimiyetine giden yol buradan geçmiştir.

Bin yıllık kardeşliğimizin en somut göstergesi, bu topraklarda kendisini göstermektedir.

Mezar taşlarından, camisine, kültüründen, diline her anlamda bizi anlatan, bizi anımsatan, bizle anlam kazanan bu güzel şehirde bizi buluşturan Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun.

 

Birlikteliğimiz kıyamet kopana dek daim olsun.

Varlığımız ebed müddet cihana nişan olsun.

Ocağımız tütsün, soyumuz sürsün, bayrağımız huzurla dalgalansın.

Beş vakit minarelerde okunan ezanlar hiç kesilmesin.

Cenab-ı Hak rahmetinden, bereketinden, ihsan ve afiyetinden bizi yoksun bırakmasın.

Amin diyen yürekleriniz dert ve kederden uzak olsun.

 

Ülkü Ocakları yurdumuzun her köşesinde, büyük bir gönül seferberliğiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Göreve geldiğimiz süreçte ilk temaslarımız özellikle Doğu illerimize olmuştur.

Bu bölgenin yeri ve önemi bizim için son derece müstesnadır. Zor şartlar altında hareketimizin başarısı için emek sarf eden yiğitler yiğidi ülküdaşlarımız, her zaman göğsümüzü kabartmaktadır.

 

Bu bölgeye yönelik faaliyetlerimiz, önümüzde ki süreçte de artarak devam edecektir. Bundan böyle çok daha sık görüşüp, kucaklaşacağız, fikir ve projelerimizi sizlerle paylaşacağız. Meşverette hayır vardır hadisi doğrultusunda çokça bir araya geleceğiz ve her türlü duygularımızı samimiyetle dile getireceğiz.

 

Bizi bölmek isteyenlere inat, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Ülkücü hareketin şanlı bayrağını hep birlikte, büyük bir gururla burçlarda dalgalandıracağız.

 

Hepinizin bildiği gibi ülkemiz ve bölgemiz ateş çemberinin ortasındadır. Yanı başımızdaki, Suriye’de ordu güçleriyle muhalifler arasında yaşanan çatışmalarda birçok masum insan hayatını kaybetmiştir.  Her gün bir başka acının ve zulmün görüntüleri ekranlara gelmekte, hepimizin yüreği sızlamaktadır. Arap baharı adı verilen bu süreç, aslında Büyük Ortadoğu Projesinin uygulanmasından başka bir şey değildir.  Küresel güç olacağımız iddiasıyla bu projenin eş başkanlığı bizzat başbakan Erdoğan tarafından yürütülmektedir. Müslüman coğrafyalarına demokrasi getireceği vaadinde bulunanların, kandan ve gözyaşından başka hiçbir getirileri olmamıştır. Afganistan, Irak, Tunus, Cezayir, Mısır ve Suriye demokrasi getirme vaatleriyle tarumar edilmiş ve bu ülkeler her gün bir çatışma, bombalama yahut asayiş problemiyle birlikte anılır olmuştur.

 

Şimdi de aynı senaryo Suriye için uygulanmak istenmektedir. Elinden Müslüman kanı damlayan ABD’nin Suriye’ye savaş açması için, hükümet tarafından adeta dua edilmektedir.

 

Şurası unutulmamalıdır ki, zulmün her türlüsüne karşıyız, ancak zulmün daha büyük bir zalimin eliyle çözülebileceğine de asla inanmıyoruz. Bu bağlamda yaşanacak bir savaşın ülkemiz için yıkıcı sonuçlar doğurması ve bölgemizdeki keşmekeşliğin daha da derinleşmesini sağlamaktan başka bir işe yaramayacağını söylüyoruz. Temennimiz, yaşanan bu acıların bir an önce bitmesi, ülkemiz ve bölgemizde huzur ikliminin hâkim olması doğrultusundadır. Ülke gündemine gelmeyen bir diğer acı hadise de Irak’ta Türkmenlere yönelik saldırıların hızla artmasıdır.

Son bir ay içerisinde soydaşlarımıza yönelik saldırılar yoğunlaşmış ve bölgede ki Türkmen varlığı sürekli bir tehdit ve baskı altına alınmıştır. Ancak ne medyadan ne de hükümetten bu konuda en ufak bir tepki gelmemiştir. Yükselen bu feryada adeta kulak tıkanmış ve soydaşlarımız kendi kaderlerine terk edilmiştir.

Irak’ta ölen soydaşlarımız Müslüman değil midir?  Bu felakete göz yummak İslam’a ve insanlığa aykırı değil midir?

Yine Doğu Türkistan’da da soydaşlarımıza yönelik katliamlar yaşanmaktadır. Komünist Çin yönetimi Türklerin ibadetlerini engellemekte, işlerine yönelik sıkıntılar çıkarmakta, sokakta gezmelerine dahi yasaklar getirmektedir. En küçük bir Türk kalabalığı görüldüğünde üzerlerine ateş açılmakta, direnen herkes cezaevlerinde korkunç işkencelere maruz kalmaktadır.

Bu konuda da hükümetin hiç sesi çıkmamakta ve Barzani, Salih Müslim gibi Türk düşmanları ülkemizde üst düzey şekilde ağırlanırken, Doğu Türkistan Türklerinin lideri Rabia Kadir, ülkemize giriş dahi yapamamaktadır. Özetle dış politika da tam bir acziyet ve teslimiyet hâkim olmuştur. Ülkemizin iç meselelerinin son dönemlerde dış meselelerle ilgilenmekten ne konumda olduğu unutulmuştur.

Bölücü örgütün lideri cezaevinden adeta bir hükümet yetkilisi gibi talimatlar yağdırmaya devam etmektedir. Diğer örgüt elebaşları da çekilme sürecinin durduğunu açıklayarak akıllarınca ülkemizi tehdit etmeye başlamışlardır.

Binlerce insanımızın canına ve malına kast eden bu aşağılık örgüt ve onun aşağılık zihniyeti medyamızda allanmış pullanmış ve adeta özgürlük savaşçıları gibi kamuoyuna sunulmuştur. Öte yandan Türk bayrağı açmak, Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez demek tahrik unsuru sayılmaya başlamıştır.

Böyle bir kepazeliği ve şerefsizliği kabul etmek mümkün müdür?

Bu ülkenin kara sevdalısı olan milliyetçiler suçlanırken, ceza evlerine konurken, bölücü köpeklerin rahatça ürmesi vicdanlara zul gelmiyor mu?

Bu zihniyet vicdanları kanatmış ve umutları karartmıştır. Ne yazık ki ülkemiz gerek iç politika da gerek dış politika da çok ciddi bir şekilde kan kaybetmiş, millet varlığımız tartışmaya açılmış, devlet itibarımız ayaklar altına alınmıştır. Bu karanlık gidişata dur diyecek tek irade Milliyetçi Hareket ve onun muhterem lideri Devlet Bahçeli Beyefendi’dir.

Liderimiz ilk günden beri milletimizi bu kirli tezgâhlar karşısında uyarmış ve uyandırmaya çalışmıştır. Ülkücü hareketin her konuda haklı olduğu bugün daha net görülebilmektedir. Allah bize ömür verdikçe, nabzımız milletimiz için atmaya devam edecektir.

Gönlümüz tüm dostları kucaklamaya ve sevmeye yetecek kadar geniş olacaktır. Bileğimiz, tüm düşman odakların beyinlerini patlatmak için her daim güçlü olacaktır. Zihnimiz tehlikeleri algılamak için her daim uyanık bulunacaktır. Şimdi bizlere düşen, vatandaşlarımızı yaşanan bu tehlikeli gelişmeler karşısında uyarmak ve uyandırmaktır. Milletimizin birliğinin, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün tek sigortasının ülkücü hareket olduğu her ortamda yüksek sesle dile getirilmelidir.

Yarınlara umutla bakabilmek için bugünden hazırlanmaya başlamak lazımdır. Bugün atılacak her adım yarına uzanan yolun mihenk taşı olacaktır. Peygamber Efendimizin “iki günü eşit olan ziyandadır” sözü hükmünce her geçen gün artan bir çalışma ortaya koymak durumundayız. Gayemiz Yüce Allah’ın rızasını kazanmak ve bu aziz milleti hak ettiği seviyeye yükseltmektir.

Cennetmekân Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in de dediği gibi “yolumuz uzun ve çetindir”. And içtik bu yolda, dönenlerden olmayacağız, yılanlardan olmayacağız, satanlardan olmayacağız!

Ve Yüce Allah’ın inananlara müjdelediği gibi mutlaka zafere ulaşacağız.

Hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun, var olun, bir daha görüşmek dileğiyle hepinizi Cenab-ı Allaha emanet ediyorum.” İfadelerini kullandı.

Genel Başkanımızın konuşmasını tamamlamasından sonra Mehter Takımı bir gösteri yaptı. Mehter gösterisinin tamamlanmasının ardından Ali Kınık sahne alarak katılan çok sayıda vatandaşımıza coşku dolu anlar yaşattı.

Ayran Şöleni ve Türk Kültür Gecesi adı altında düzenlenen konserlerin verilmesinden sonra etkinlikler sona erdi.


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter