Genel Başkanımız Bilecik’te

Bilecik Ülkü Ocakları’nın her sene düzenli olarak gerçekleştirdiği ‘Türkçülük haftası’ etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. 7 Mayıs Salı akşamı Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen  “Sensiz Asla” programına Bilecikliler yoğun ilgi gösterdi.

Programa Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Sayın Olcay Kılavuz, Bilecik Ülkü Ocakları İl Başkanı İbrahim Bayraklı, Kocaeli Ülkü Ocakları İl Başkanı İbrahim Özcan, Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Hüseyin Köymen, Milliyetçi Hareket Partisi İlçe başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, TÜRKAV Bilecik İl Başkanı Burcu BAL ile çeşitli sendika başkanları katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam eden programda
Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye ilk olarak Bilecik Ülkü Ocakları İl Başkanı İbrahim Bayraklı geldi. 3 Mayıs 1944’te ki olayların tarihsel sürecini kısaca anlatan Bayraklı,   Kendine faydası olmayanın, vatanına-milletine hayrı olmaz düsturundan hareketle, Türk gencinin tepeden tırnağa kadar, Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle donanmaya mecbur olduğunu ifade etti ve bunun Müslüman Türk Milleti için, tarihi bir vazife olduğunu belirtti. Gündemle de ilgili açıklamalarda bulunan Bayraklı, son yurdumuz Anadolu’da Türklüğü yok etme çabalarının tarihte hiç olmadığı kadar sinsi bir şekilde hızla yol aldığını söyleyerek, “Türk isminin bir milleti ve hatta Müslüman olmakla eş değer tutulduğu inkâr edilerek, Türk’üm diyen ırkçılıkla suçlanmaktadır. Yüzyıllar boyu, İslam’ın kılıcı olarak gösterilen Türk milleti, ne yazık ki bugün Batı ve Haçlı dünyasının maşası durumuna gelmek üzeredir.” dedi.  Sözde akil insanlar grubunu da 63’lükler olarak adlandıran Bayraklı, dün şehide kelle diyenlerin şimdi de onların ailelerine çapulcu deme cüretini gösterdiğini hatırlatarak, “3 Mayıs 1944’te, Türklük uğruna çekilen çileler, bugün nasıl büyük bir coşku ile kutlanıyorsa; Bugün, Türk milletinin bölünmez bütünlüğü için yapılan kutlu mücadeleler, yarın, Türklüğün ilelebet yaşayacağının garantisi olacaktır.”dedi.

Dün olduğu gibi, bu karanlık günlerin ardındaki yeni günde de; Her şeyin Türk’e göre, Türk için, Türk tarafından olacağını söyleyen Bilecik Ülkü Ocakları İl Başkanı İbrahim Bayraklı’nın, konuşmasının ardından Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Sayın Genel Başkan’ı Olcay Kılavuz’u kürsüye davet etti. Sayın Genel Başkanımız  konuşmasında: ”

Değerli Dava Arkadaşlarım, Çok kıymetli misafirler,

Selamların en güzeli olan Yüce Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Bilecik Ülkü Ocakları’nın düzenlemiş olduğu bu güzel programda,

sizlerle birlikte olmaktan son derece mutluyum.

Değerli misafirler,

Bugün bir arada bulunduğumuz bu topraklar, bir cihan medeniyetinin başlangıç noktasıdır.

Üç kıtaya hükmeden bir imparatorluğun ilk kıvılcımının yakıldığı yer burasıdır.

Burası gönüllerin birleştiği, yüreklerin bir attığı, ümitlerin yeşerdiği yerdir.

Şeyh Edebali’nin ilmek ilmek işlediği alperen ruhu burada bizlerle beraberdir.

Ertuğrul Gazi, Osman Bey bugün her birinizin şahsında buradadır, bizdedir, bizimledir.

Selam olsun çağ açıp çağ kapatan yiğitlere, selam olsun sizlere, selam ülkücülere!

Kıymetli dava arkadaşlarım,

Ülkü Ocakları yurdun her köşesinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yüzbinlerce ülkücü büyük bir iman ve azimle çalışmalarını yürütmektedir.

Davamız her geçen gün büyümekte, saflarımız sıklaşmaktadır.

Ülkü Ocakları Türk gençliğinin değişmez adresi olmaya devam etmektedir.

Türk milliyetçileri bu zor zamanda bir bozkurt kadar asil ve dik durmaktadır.

Oynanan ihanet oyunlarına gereken meşru tepki gösterilmekte,

hainlerin maskeleri bir bir düşürülmektedir.

Bundan dolayıdır ki, medyanın ve iktidarın hedefinde ülkücü- milliyetçi hareket vardır.

Ülkücü hareketin duruşundan ürken iktidar,

tüm gücüyle bizlere yönelik bir karalama ve engelleme faaliyeti içindedir.

Erzincan ve Kahramanmaraş da ülküdaşlarımıza reva görülen muamele,

bunun en somut ve en son örnekleridir.

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’ de dâhil birçok üniversitede, ülküdaşlarımıza soruşturma açılmakta, terörist muamelesi yapılmaktadır.

Türk milletinin milli refleksi olan Ülkü Ocakları’ndan ve muhterem mensuplarından korkan iktidar,

elindeki tüm imkânları seferber ederek bizleri engellemek istemektedir.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar bizim vatan sevgimizi engelleyemeyeceklerdir.

Hangi yola başvururlarsa vursunlar “haksızlık karşısında asla susmayacağız.”

Hangi tuzağı kurarlarsa kursunlar,

Türk milleti için yürüttüğümüz mücadeleden taviz vermeyeceğiz.

Ülkücü hareket hiçbir tehdide pabuç bırakmadan bugünlere dek gelmiştir.

En zorlu dönemleri sabırla atlatmasını bilmiştir.

Binlerce şehit, on binlerce gazi vermiş ama asla hak bildiği yoldan geri adım atmamıştır.

İdam sehpaları, ihtilal zulümleri görmüş bu hareket; rüştünü fazlasıyla ispatlamıştır.

Kimse bizim gücümüzü sınamaya, sabrımızı zorlamaya kalkmasın.

Hiçbir güç bozkurdun öfkesini kendi üzerine çekmesin.

Çakallar kendilerini kurt ile bir görmesin.

Hüküm sahipleri kendilerini töre sahipleriyle karıştırmasın.

Aziz Dava Arkadaşlarım,

Hepinizin malumu olduğu üzere çözüm süreci adı altında bir yıkım dönemini yaşıyoruz.

Bölücü örgüt ele başları zafer kazanmış komutan edasıyla pozlar veriyor ve istediklerinin yapılmaması sonucunda ülkemizi terörle tehdit ediyor.

Akil adamlar diye oluşturulan 63 kişilik bir güruh vatandaşlarımızın tepkilerini azaltmak adına Türkiye’yi geziyor.

Basın organları koro halinde sözde çözüm sürecine güzellemeler yapıyor ve ısrarla ülkücüleri barış karşıtı olarak gösteriyor.

Ülkücülerin karşı olduğu yer yüzünde bozgunluk çıkaranlara taviz vermektir. Türk milliyetçileri Allah’ın nizamından, İslam’ın tevhid nurundan nasibini almamış, küfrü kendine yol edinmiş zihniyetin karşısındadır.

Türk milliyetçileri, bu asil milletin, bir avuç bölücünün tehdit ve talepleri karşısında güçsüz düşmesine karşıdır.

Papa’ya diz çöktüren Attila’nın torunlarının, dağdaki üç buçuk çapulcunun karşısında boyun eğmesine karşıdır.

Bizler, kırk kişiyle Çin sarayını basan cesaretin adıyız.

Savaşa beyaz kefenini giyerek giden Sultan Alparslan’ın ahfadıyız.

Çağ açıp çağ kapayan, kâfirlerin korkulu rüyası Fatih’in nesliyiz.

Dünyaya Türk’ün bağımsızlığını kabul ettiren Mustafa Kemal’in evlatlarıyız.

Bizim kitabımızda yorgunluğa, yılgınlığa, korkaklığa yer yoktur.

Bize değil üç buçuk çapulcu bütün cihan bir araya gelse diz çöktüremez.

Biz kuzeyden güneye, batıdan doğuya tek yürek ve tek bileğiz.

Bizler 400 çadırla yola çıkıp cihana hükmetmiş bir ecdadın mirasçısıyız.

Bu millet üzerine hesabı olan herkes şunu çok iyi bilsin ki 400 çadırla çıkılan yolun izinde  75 milyon yeniden yürür, cihana yeniden hükmederiz.

Dalga dalga yayılır Türk’ün hakimiyeti, Alperenler yeniden çığır açar, tarih bir kez daha Türkçe yazılır.

Yükselir Oğuzun tuğu göklere ve diriliş bir kez daha başlar Söğütten!

Değerli ülküdaşlarım,

Bizim; Türkçe düşünen, Türk hisseden,

Türklüğü yaşayan herkese Türk diyebilen bir

kimlik tanımımız var.

Yani, Bu milletin asli unsurları dil, kültür, inanç, ülkü birlikteliği taşıyan;

şerefli mazisine sahip çıkan herkestir.

Bu meselede sözün özü şudur ki;

Biz, hep birlikte Büyük Türk Milletiyiz.

Ve Büyük Türk Milleti,

Masum bebekleri öldüren gözü dönmüş canilerin özgürlük savaşçısı gibi gösterilmesine karşıdır.

Türklüğün, milliyetçiliğin, bizi biz yapan değerlerin ayaklar altına alınmasına karşıdır.

Bin yıllık kardeşlik hukukunun çiğnenmesine, vatanımızın dirlik ve düzeninin bozulmasına karşıdır.

Muhterem Ülküdaşlarım,

Her vatandaşımızı bu ihanet projesinin arka planında yatan niyetler konusunda uyarmalıyız.

Milli ve manevi değerlerimize yönelen bu tehlike karşısında tüm vatandaşlarımızı tavır almaya çağırmalıyız.

Büyük bir şevkle ve inançla her gönüle girmeliyiz, her vatandaşımızı kucaklamalıyız.

Bizlerin varlığında ihanet kaçacak delik arayacak, melanet def edilecektir.

Büyük ve lider Türkiye bizlerin omuzlarında yükselecektir.

Buradan Başbuğumuzun ifadeleri ile açıkça haykırıyorum:

Sizleri Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak  ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısaca hak yolu, hakikat yolu, Allah yoluna çağırıyorum.

Modern medeniyetin en ön safına geçmek üzere çağlar üzerinden sıçramaya çağırıyorum. Türk aydınları, Türk gençliği, buluşma yerimiz Büyük Türkiye’dir.

Cenab-ı Allah bu çetin yolda hepimizin yardımcısı olsun.

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene! ”

Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz’un konuşmasının ardından, Bilecik İl Başkanı İbrahim Bayraklı kendilerine plaket ve hediyelerini takdim ettiler. Ardından MHP Bilecik İl Başkanı Hüseyin Köymen’de bir konuşma yaptı. Kendini geliştiren, okuyan, vatana, millete sahip çıkan bir gençliğin Ülkü Ocaklarından yetişeceğini ifade eden Köymen’de gündeme dair eleştirilerini sürdürdü.

Salonda, Genel kurul çalışmalarından ötürü programa katılamayan MHP Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in mesajı okunurken yapılan çekilişle kazananlara çeşitli hediyeler verildi.

Açılış konuşmalarının ardından başlayan konserde ilk sahne alan Ali Kınık’tı. Bilindik ve sevilen şarkılarını söyleyerek salonu coşturan Kınık’ın ardından, Osman Öztunç sahne aldı. Ali Kınık ile salonda zirveye çıkan coşku ülkücü hareketin özlenen sesi Osman Öztunç ile artarak devam etti. Hınca hınç dolan salonda konser bitiminde dahi alkışların uzun süre kesilmeyip devam etmesi, Bilecik’te 3 Mayıs Türkçülük Bayramı’nın ne kadar coşkulu bir şekilde kutlandığının göstergesiydi.


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler / Kültür-Sanat

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter