Genel Başkanımız Ankara Ülkü Ocakları Tarafından Düzenlenen İftar Yemeğine Katıldı

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Ankara Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı.

Düzenlenen iftar programına Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un yanı sıra Genel Merkez Yöneticilerimiz, Ankara Ülkü Ocakları Başkanı Ozan Özdemir ve yönetimi, İlçe Ocak Başkanları ve yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaşımız katıldı.

İftarın açılması ve duaların edilmesinin ardından Genel Başkanımız Olcay Kılavuz bir konuşma yaptı. Kılavuz konuşmasında ” Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan ayının huzur ve bereket dolu ikliminden feyizlenmek, nefsimizi hata ve günahlardan alıkoymak, vicdan muhasebesi yaparak, kendimize çeki düzen vermek için bu mübarek günler son derece anlamlıdır. Gönül ister ki, Kerkük’te, Gazze’de ,Halep’te, Kudüs’te, Doğu Türkistan’da  çocuklar gülen yüzlerle iftar sofrasına otursun. Ama gelin görün ki, gerçekler tam aksi yönde hayat buluyor. Temennimiz bu kutlu günlerin sizlere, ailenize, ülkemize, milletimize ve bütün dünyaya iyilik ve güzellikler getirmesi yönündedir. Türkmeneli’nde yaşanan sorunlara dikkati çeken Kılavuz yaptığı konuşmada ” Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in talimatları doğrultusunda 25 Haziranda Ülkü Ocakları olarak tüm il ve ilçe temsilciliklerimizin de desteğiyle soydaşlarımız için “Türkmeneli’ne Türk’ün elini uzat” sloganıyla yardım kampanyası başlattık. Bu yardımların soydaşlarımıza ulaştırılması noktasında çok sayında engelle karşılaştık. Türk Devleti’nin yetkilileri soydaşlarına bırakın yardım elini uzatmayı, yardım için yola çıkan Ülkü Ocakları’nın konvoyunun amacın yani soydaşlarımıza ulaşmasına mani olmak için ellerinden geleni yaptılar. TIRlarımızı Habur Sınır Kapısı’ndan sonra AFAD yetkililerinin götürmesine ilişkin görüşmeler yapılmasına ve bu konuda mutabakat sağlanmasına rağmen siyasal iktidarın tahakkümü altındaki kişiler son gün yardım sevkiyatını gerçekleştiremeyeceklerini 5 gün beklememiz gerektiğini söylediler. Bunu yaparken “nasıl olsa bizim desteğimiz olmadan sınır geçemezler, geçmeye cesaret edemezler böylece bu organizasyonu engellemiş oluruz” düşüncesi hakimdi. Ancak şartlar ne olursa olsun iradesini önce Allah’a sonra da devletine ve milletine emanet eden Ülkücüler olarak abdestimizi alıp, kefenimizi de gönlümüze giyerek sınırı geçtik. Sınırın diğer tarafında da engellemelerle karşılaştık. TIRlarımız sınırın Halil İbrahim Sınır Kapısı’nda da bekletildi. Dün beslediğimiz, Türk Devleti’nin kapısında bekleyen peşmerge orada alaycı bir tavır ve aklın sınırlarını zorlayacak sebeplerle TIRlarımızın geçişine mani olmak istediler. Zaten 2 adımda bir olan kontrol noktalarının tamamında bizleri durdurarak bıkıp geri dönmemiz için keyfi aramalar gerçekleştirdiler. Yolculuğumuz boyunca bizim Türkmeneli’ne gidemememiz için yolumuzu uzatabildikleri kadar uzattılar. Ne olursa olsun çıktığımız bu yoldan dönmeme kararlılığını gösterdik.İşte bu şekilde zorlu bir biçimde geçen yolculuğumuz sonrasında Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki Türk’ün el ve omuz vererek topladığı yardımları Türkmeneli’ne ulaştırdık. Türkmeneli’nde ihtiyacı olan kim varsa, hiç bir ayrım gözetmeksizin yardımına koştuk. Kerkük ve çevresini ziyaretlerimizde bölgede bulunan ve ihanet içerisinde olmayan tüm siyasi, bürokratik yetkililerle bir araya geldik,dini kanaat önderlerini de ziyaret ederek istişarelerde bulunduk. Ülkü Ocakları’nın Kerkük’e geldiği duyulur duyulmaz çok sayıda insanımız Kerkük’e gelerek bize teşekkürlerini iletip, buraya yardım gönderilmesinde en ufak katkısı olana dahi müteşekkir olduklarını ifade ettiler. Bizler de can pahasına da olsa Türkmeneli’nin daima yanında olduğumuzu belirterek giden her canın acısını hissettiğimizi, üstünde düşman ayağının değeceği her karış toprağın hesabını soracağımızı belirttik.” dedi.

Soydaşlarımızın Ülkücülere duyduğu güvene işaret eden Kılavuz ” “Ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti gelmese de, tüm dünyanın vicdanı nasır tutmuş bir şekilde bölgede yaşanan gelişmelere karşı sessiz kaldığı görülse de sizlerin yani “Türk Milliyetçilerinin bir gün geleceğini biliyorduk” diyorlar.  Soydaşlarımız bizlere çok yakın bir ilgi ve samimiyetle yaklaştılar. “Allah hepinizden binlerce kere razı olsun” diyerek partimize, ocağımıza; Liderimize ve Ülkücü Harekete selam ve muhabbetlerini iletmemi istediler.” ifadelerini kullandı.

Yardım kampanyasının başlatılması noktasında Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in de iradesi ve kararlılığına vurgu yapan Kılavuz “Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in talimatlarıyla Türkmeneli için başlattığımız yardım kampanyası da bu tavrımızın somut örneklerinden birisini teşkil etmiştir. Türk milleti, soydaşlarının yaralarının sarılması için, büyük bir âlicenaplık örneği göstermiş ve bunun sonucunda 20 TIRlık bir yardım konvoyu Kerkük’e ulaştırılmıştır.
Bu vesileyle, yardım kampanyasının fikir mimarı olan Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey başta olmak üzere, emeği geçen tüm ülküdaşlarımıza ve aziz milletimize teşekkürlerimi sunuyorum. Ülkü Ocakları bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da dünya mazlumlarının sesi ve destekçisi olmaya devam edecektir.” dedi.

Genel Başkanımız ayrıca yardım kampanyasında fedakarca çalışan tüm Ülküdaşlarımıza da teşekkür etti.

Ülkü Ocakları’nın Türk Milleti’nin son umudu olmasından hareketle bundan sonraki süreçte üzerimize düşen görevlere de değinen Kılavuz ” Ülkemiz ve Türk Dünyası’nın ahvali ortadadır. Bugün Türk kimsesiz bırakılmak istenmektedir. Devletimiz ve milletimiz kuşatma altındadır. Siyasal iktidarın hamilerinin hegemonyası altında bölücü ve yıkıcı faaliyetlerine devam etmektedir. Bu nedenle Ülkü Ocakları’na büyük bir görev düşmektedir. Şehitler kervanı olan bu hareket atalarından emanet almış olduğu bu kutlu mirasa sahip çıkmak ve bayrağımızı yere düşürmemekle mükelleftir. Türkiye’deki tabloya bakıldığı zaman ne tarafa bakarsak bakalım devletini ve milletini düşünecek, bağımsızlığımızı canı pahasına koruyacak, dünya nimetlerinden yana isteği olmayan, nefsinden tasarruf edebilecek bireyler yalnızca Ülkü Ocakları çatısında bulunmaktadır. Önümüzdeki süreçte saflarımızı sıklaştırmalı, birbirimize daha fazla kenetlenmeliyiz. Başbuğumuzun Alparslan Türkeş’in de belirtmiş olduğu üzere “Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiç bir dava başarıya ulaşamaz. Vatan ve millet uğruna adeta gece uyumadan, gündüz bir saniye bile olsa gevşekliğe mahal vermeden çalışmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Bir Ülkücünün nasıl davranması gerektiği konusunda da görüşlerini dile getiren Kılavuz ” Ülkücülük vatan, millet ve ülkü uğrunda çileye talip olmak demektir. Bu çileye talip olan her ülküdaşımız okulda, evde, işyerinde, sosyal hayatında ülkücülüğü bir bayrak gibi şerefle taşımalı ve dalgalandırmalıdır. Kimlik ve kişiliklerini davamızdan temin ettikleri halde bugün inkâr batağına düşen ve ortada gezen bazı aklı evveller bulunmaktadır. Hatta kerameti davada değil kendinde gören zavallılar göze çarpmaktadır. Ülkücülüğü bir geçim vasıtası olarak gören, şahsi menfaatlerini her şeyin üstünde tutan, yıllardır ülkücülüğü kullanan menfaat şebekelerine asla müsaade etmeyeceğimizi belirtmek isterim. Herkes çok iyi bilmelidir ki ülkücülük; beşikten mezara kadar adam kalabilme mücadelesidir. Bu kimlik bir şereftir, temelinde şehit kanı vardır. Kimse kıymetini kendinden menkul sanmasın.” dedi

Konuşmasını tamamladıktan sonra vatandaşlarımızla bir süre sohbet eden ve hatıra fotoğrafı çektiren Genel Başkanımız Olcay Kılavuz programdan ayrıldı. 


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter