Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, Samsun İstiklal Ticaret Okulu’nda Yapmış Olduğu Konuşma. 25 Eylül 1924

Samsun İstiklâl Ticaret Okulu’nda öğretmenler tarafından verilen çay ziyafetinde:

”Saygıdeğer Hanım, Saygıdeğer Beyefendiler!

Bu çay ziyafetini düzenleyenlere özel olarak teşekkür ederim. Bu neden, beni Samsun’un çok aydın bir yerinde bulundurmuş oldu. Bu nederdir ki yine beni, beyinleri ilim ve fen ile süslenmiş olan kıymetli insanlardan oluşmuş bir heyetin önünde, çok mutlu etti.

Efendiler!

Dünyada her şey için; uygarlık için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir; fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak dikkatsizliktir, bilgisizliktir, yanlışlıktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki devrelerinin olgunlaşmasını kavramak ve yükselişini zamanla izlemek şarttır. Binlerce sene önceki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin sene sonra bugün olduğu gibi uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir. Çok mutlu bir duygu ile anlıyorum ki; söz söylediklerim bu gerçeklere erişmişlerdir. Mutluluğum artıyor. Şöyle ki söz söylediklerim, öğretim ve eğitim altında bulunan yeni nesli de gerçeğin ışıklarıyla doğuşuna sahip olacak şekilde yetiştireceklerine söz vermişlerdir. Bu, hepimiz için övünmeye açık bir noktadır.

Saygıdeğer Efendiler!

Kızkardeşimiz Hanımefendi ve ondan sonra açıklamada bulunan saygıdeğer duygusal arkadaşlarımız, uzak geçmişi çok güzel göstererek açıkladılar. Yakın geçmişin acılarını da, gerçekten kalpleri durduracak şekilde belirttiler. Bu sebeple, bana yönelik çok güzel sözler söyleme inceliği gösterdiler. İçten gelen bu güzel sözlerden dolayı şüphesiz çok mutluyum, duyguluyum ve onlara teşekkür borçluyum. Yalnız sizden olan bir kişiye, sizden fazla önem vermek, her şeyi bir milletin ferdinde toplamak, geçmişe, bugüne, geleceğe, bütün bu zamanlara ait bir sosyal çalışma heyetinin açıklamalarını, böyle yüksek bir toplantı meclisinin alçak gönüllü bir ferdinden beklemek elbette ki uygun değildir ve gerekli, değildir.

Saygıdeğer kardeşler!

Memleket ve milletin hayat ve geleceğine olan sevgi ve saygımdan dolayı, önünüzde gerçek bir noktayı açıklamak zorundayım. Vatandaşlar, herhangi bir kişiyi istediğiniz gibi sevebilirsiniz. Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, çocuğunuz gibi, sevgiliniz gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, millî varlığınızı bütün sevgilerinize rağmen herhangi bir kişiye, herhangi bir sevdiğinize vermeğe yöneltmemelidir. Bunun tersine hareket kadar büyük hata olamaz. Bir millet için, bir millet varlığı, bir millet şerefi ve onuru, bir millet büyüklüğü için bu kadar büyük bir yanlış olamaz.  Ben ait olduğum büyük milletimin böyle bir hatayı artık beklemeyeceğine tam güvene sahip olmakla huzurlu ve rahatım.

Arkadaşlar, ben ve benim gibi birçok vatandaşlar, kardeşler bundan beş, beş buçuk sene önce milletin gerçek vatanını, ümitsiz felâkete düştüğü zaman, vicdanca, namusca, şahsen sorumlu oldukları görevi yapmak durumunda kaldılar. Bunu doğal olarak yapacaklardı. Yapmaları zorunluydu. Millî namus gereğiydi. Ben bu kutsal gerçeklerin dışında hareket edebilir miydim? Efendiler! Elbette edemezdim. Türk milletinin hiçbir ferdi, bu gereğin dışında hareket edemezdi efendim. Ben, elbette bu üzücü manzara karşısında yüreğimin isteklerine karşı, millî namusumuza aykırı hareket edemezdim. Ait olmakla gurur duyduğum büyük milletin yüksek kişiliğine elbette aykırı hareket edemezdim. Bence aitliğiyle gurur duyduğum milletin hiçbir ferdi, bu namus gereğinden asla sapmamıştır. Eğer bundan farklı gösterilenler varsa, emin olunuz yüce namuslu vatandaşlar, onların kalp ve vicdanı güzellikten hiç esinlenmemiş, kapkara alçak vicdanlardır…”

İstiklal Ticaret Okulu / 25 Eylül 1924 / SAMSUN


Kategorisi: Atatürk’den

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter