Edirne Ülkü Ocaklarından ‘Kadınlar Günü’ Sergisi

8 Mart 1857 yılında bir grup kadın işçinin Amerika’nın New York eyaletinde haklarının iyileştirilmesi için yapmış oldukları grev sırasında kolluk kuvvetlerinin saldırısına maruz kalmasıyla birlikte yanarak can vermesinden ötürü gelenekselleştirilerek 8 Mart dünya kadınlar günü ismini almıştır. Bugün gerek ülkemizde gerek dünyada kadının durumu bir çok yönden iyileştirilse de gene de şiddete dayalı kadın ölümleriyle, cinsel istismarlarla karşılaşmaktayız.

Türk milleti asırlardır kadını kutsallaştıran bir gelenekle büyümüş, ona sonsuz bir saygı beslemiştir. Başka hiçbir millette bulunmayan hürmete Türk kadını mazhar olmuş, toplumsal yaşamın her boyutunda kadın, aktif bir rol üstlenmiştir. Ailedeki söz hakkından devlet yönetimine değin geniş yelpazede etkisini göstermiş, savaşlarda erlerinden eksik kalmamıştır. Türk milleti tarihte Tomris Han gibi kadın hükümdar yetiştirdiği gibi yakın çağda da Nene Hatun gibi vatanperver kadınlar yetiştirmeye muvaffak olmuştur. Hayme Ana’nın teşkilatçılığı hafızalarımızda daha taptazedir, Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı’nın kurduğu Bacıyan’ı- Rum Türk toplumunda kadının sosyal ve ekonomik yönüne katkısını göstermek açısından kıymetlidir. Kara Fatma’nın vatan müdafaasındaki gözü pekliği Türk kadınının kahramanlığına kahramanlık katmıştır.

Yüce dinimiz İslamiyet’in de kadına kattığı değer Türk’ün töresinden farksız değildir. Cahiliye devrinin bütün çarpıklıklarını ortadan kaldıran kutsal dinimiz, cennetin kadının ayaklarında olduğunu ulu peygamberimizle bizlere duyurmuştur. Allah’ın sevgilisi ve elçisi olan Hazreti Muhammed (sAllahu aleyhi ve sellim) her fırsatta kadına verilmesi gereken önemi dillendirmiş, uygulamaları ile ümmetine örnek olmuştur. O’nun kızı Hazreti Fatıma Validemiz’e duyduğu şefkat ve sevgi her Müminin kızına göstermesi gereken en yüce erdemlerden. Eşlerine verdiği kıymet ve değer de genç nesillerimizin hafızasına nakşedilmelidir.

Hal böyle iken son zamanlarda artan kadına şiddetin, ahlaksız olayların toplumumuzda baş göstermesi milletimiz açısından  utanç vericidir. Her bir bireyimiz olanlardan ders çıkarmalı, üstüne düşen payı almalıdır. Çocuklarımızı Türklük vakar ve şuuru, İslam ahlak ve faziletine göre yetiştirmek boynumuzun borcudur. Devletimizden beklentimiz de kadına şiddeti, istismarı önlemek için gerekli her türlü yaptırıma başvurmasıdır. Caydırıcı cezaların Türk hukukunda yerini alması için gerekli özen gösterilmeli, adımlar süratle atılmalıdır. Türk ahlakına uygun olmayan dizilerin, programların, medyasal içeriklerin televizyonlar yoluyla zehir saçması önlenmelidir.  Nitekim devlet ancak ve ancak halkının güvenliğini, namusunu, huzurunu sağlamakla görevli bir müessesedir. Bunları yerine getiremediği takdirde meşruiyeti dahi tartışmalıdır.

8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle asil Türk kızına Hüseyin Nihal Atsız Bey’in şu sözleriyle sesleniyorum. ‘’Ey genç Türk kızı; Atillalar, Alpaslanlar, Osman Beyler, Timurlar yaratıcı güçlerini hep sizin kucağınızda kazandılar, İbni Sinalar, Kaşgarlı Mahmutlar, Uluğ Beyler, Fuzuliler, Barbaroslar sizden emdikleri sütün kudretiyle Türk tarihinin birer parlak yıldızı oldular.’’ İşte bu şuurlar yaşamayı kendinize yol seçin. Son olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği üzere: ‘’ Ey kahraman Türk kadını sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın.’’

 

 


Kategorisi: Temsilciliklerden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter