Dil Namustur- Bahar Aktaş

“Türkçe benim ses bayrağımdır.” Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın da belirttiği gibi milli dilimiz Türkçe, bizim için al bayrağımız kadar kutsaldır. Türkçe,  Türk milletinin namusudur ve onu lekelememek, yerlere düşürmemek, hak ettiği değeri vermek ecdadımıza olan borcumuzdur.

Türkçe dili sadece insanlar arasında iletişimi sağlayan bir olgu değildir. Bunun çok daha ötesinde geçmişimizden bu güne ve bugünden de geleceğe  milli, manevi kültürümüzü aktarmamızı sağlayan asil ve önemli bir araçtır. Türkçe, milleti millet yapan bizleri yani Türk adı altında kendini gören 72 milleti bir araya getiren en önemli kültür varlığımızdır.

Türk dilinin geçmişine baktığımızda Türk yazı dilinin ele geçen ilk metinleri Orhun abideleridir fakat bu Türk dilinin Orhun abidelerinden başladığının bir göstergesi değildir.  Türk yazı dilinin başlangıcı Miladın ilk asırlarına kadar dayanmaktadır fakat Orhun abidelerinden önce ele geçen başka bir kaynak olmadığı için başlangıç olarak Orhun abideleri alınır.

Evet bu Türk dilinin ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunun bir göstergesidir, bir de işin toplumsal boyutu var..

Maalesef ki Türk toplumunda etkisini her geçen gün arttırarak gösteren, toplumun hemen her alanında olduğu gibi dilde de yabancı sözcük ve cümle kullanma özentiliği bulunmaktadır. Türk sokaklarında caddelerinde aklınıza gelebilecek her yerde yabancı sözcük kullanma çılgınlığı her geçen gün artarak devam ediyor bu vahim durum emperyalist güçler karşısında Türk dilinin ve dolayısıyla kültürünün eriyip yok olması gibi acı bir sona yaklaştırıyor.

Bir milletin parçalanması ve yok edilmesi gibi bir idealin başlangıç noktası, o milletin önce dilini yok etmektir ve bizler her geçen gün bir şeyler yapmamaya devam ettiğimiz sürece maalesef ki böyle bir sonumuzun olduğuna dair düşünceler, yabancı kültürle doldurulmaya, pasifleştirilmeye çalışılan zihinlerde daha da belirginleşmeye başlıyor.

Bir dilin kaybolması sadece dilin kaybolması değil bir milletin edebiyat, sanat ve düşünce alanlarında tamiri mümkün olmayan zararların ortaya çıkması aynı zamanda geçmişinin kaybolması demektir.

Dil canlı bir varlıktır. Elbette ki zamanla birlikte dilde de değişme ve gelişmelerin olması doğal bir süreç ve gerekliliktir. Fakat bu değişmenin,  milletini dilinden koparacak derecede  olması düşünülemez. Bu değişiklikler dile katkıda bulunan, gelişmesini sağlayan boyutlarda olmuştur. Fakat günümüzdeki değişmelere bakacak olursak bırakın katkıyı Türkçenin kaybolması, tamiri mümkün olmayan zararların verilmesi için ellerinden geleni yapanların sayısı küçümsenmeyecek derecede fazladır. Belki bu zararı şuanda göremeyebiliriz ya da zararı olmayan masum şeylermiş gibi görünebilir gözümüze, fakat unutulmamalıdır ki bazı toplumsal olayların tesirini görebilmek için aradan 50 belki daha fazla zaman geçmelidir. Bu tesirleri bizim görmemiz belki zaman alacak belki de göremeyeceğiz ama bir sonraki nesili kültüründen koparmak, geçmişiyle bütün bağlarını yok etmek, onlara kim olduklarını unutturmak ne kadar hakkımızdır !

İnsan içinde doğduğu yaşamını sürdürdüğü toplumun dilini ne kadar iyi bilir ve kullanırsa duygu ve düşüncelerini yani kendisini ifade etmesi o kadar kolay olur.

Değil midir ki;

“Bir milletin diliyle oynamak, o millete yapılabilecek kötülüklerin en büyüğüdür.”Çünkü bir milletin diliyle oynamak o milletin kendisini ifade etme yeteneğini elinden almaya eşdeğerdir. Ağzımızda annemizin sütü kadar temiz ve kıymetli olan dilimizi lekelemek milletimize yapacağımız en büyük kötülüklerin başında gelir.

Bağımsızlığı sadece bir toprak parçasına indirgeyemeyiz. Bağımsızlık ,dilde başlar ve yine dilde son bulur. Bağımsızlığımızı tehdit eden her türlü unsurdan, Türkler için kutsal olan ve olması gereken Türkçemizi korumamız ve kollamamız , elimizden geldiğince en güzel şekliyle onu kullanmamız gerekmektedir. Bağımsızlığımızı korumamızın ilk şartı, Türk dilini yabancı dillerin boyunduruğu altından kurtarmaktır. Türk milletine, vatanına bağlılığını vurgulayan bir insanın öncelikle Türk diline sahip çıkması onun asli görevlerindendir, bunun tersi düşünülemez, dile bağlı kalınmadan millete bağlı kalınmaz. Vatanın, milletin bölünmez bütünlüğünü korumak için öncelikle biz vatan evlatlarına düşen ilk görev dilimizi yani namusumuzu korumaktır. Şüphesiz ki böylelikle sonraki nesillere verecek bir cevabımız olacaktır.

“Türklüğün vicdanı bir
Dini bir, imanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisanı bir.”
Ziya Gökalp


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter