Dersim İsyanı Üzerine Değerlendirmeler – Emre Soylu

Dersim İsyanı, Tunceli’de 1937 yılında çeşitli aşiretlerin merkezi hükümete başkaldırması ile meydana gelen anlaşmazlıklar sonrasında yaşanan olayların adıdır. Ayaklanmanın bastırılması için Türk Silahlı Kuvvetleri harekât düzenlemiş ve ayaklanma bastırılmıştır.

Bölge gerek coğrafi yapısı gereği, gerekse merkeze olan uzaklığı nedeniyle merkezi otoritenin tam sağlanamadığı, ağalık tarzı feodal bağların kuvvetli olduğu bir yapıda olmuştur. Bu açıdan Osmanlı iktidarında da bu coğrafyada çok sayıda ayaklanma yaşanmıştır. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, 1876 yılından sonra bölgeye 11 askeri harekât düzenlendiğini; ancak bir çözüm sağlanamadığını belirtmiştir.

Dersim İsyanı ile ilgili siyasi gelişmelere paralel olarak gerçek dışı pek çok söylem geliştirilmektedir. Bununla ilgili temel söylem isyanın büyük bir katliam gerçekleştirilerek bastırıldığıdır. Tarihi belgeler, göstermektedir ki, Türk Ordusu isyancılar ile çarpışarak büyük bir idealist ruhla isyanı bastırmıştır. Ancak bu bastırmalar sırasında PKK ve PKK’ya paralel olarak AKP medyası ile STK’ları; 100.000 kişinin sürüldüğünü, 90.000 kişinin öldürüldüğü konusunda bir görüş birliğine varmış olmalarına karşın, 1935 nüfus sayımlarında Tunceli’nin nüfusunun zaten 101.000 civarında olduğu görülmüştür. Resmi ve gayrı resmi kaynaklı verilere göre de 5.000 insanın teröre destek verdiği görülerek zorunlu göçe tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. PKK ve paralel olarak AKP’nin üzerinde hemfikir olduğu bu rakamlarda, farklı gayeler güdüldüğü görülmektedir. PKK bu söylemlerin üzerinde taban sağlama girişimindeyken, AKP de Türklükle hesaplaşma bağlamında Türk Cumhuriyeti ile hesaplaşma gayesindedir. Verilere geri dönecek olursak, 1940 nüfus sayımında da Tunceli’nin nüfusu 95.000’dir. Birinci Dersim isyanında öldürülen isyancı sayısı resmi verilere göre 265’tir. Buna karşın 29 asker şehit olmuştur. İdam sayısı ise 7’dir ve bu rakam aşiret elebaşlarından oluşmaktadır.

Dersim konusunda Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri (Tunceli Medeniyete Açılıyor, Naşit Uluğ, 1938) ise durumu açıklama bakımından önemlidir: “Doğu illerimizdeki kötülüklerin başında memleketin emniyet ve asayişini tehdit eden hıyanet ve şekavet odakları vardı. Halkı esir gibi kullanan derebeylik ve toprak ağalığının yanında, bunların daha korkuncu olarak aşiret sistemi geliyordu. Bu sistem, Türkiye Cumhuriyeti muvacehesinde fiili bir isyan ve itaatsizlikten farklı görünmüyordu.” Doğu illerindeki etnik sıkıntı oluşturan aşiret yapısı, Atatürk’ün en çok mücadele ettiği konulardan birisiydi.. Yüzlerce yıldır, bölgede feodal bir baskı düzeni kurmuş olan Kürt aşiretleri önceki dönemde Osmanlı’da ve en başından itibaren Atatürk’ün varlığına karşı çıkmışlardır.

Dersim Harekâtı ile bilhassa Kürtler için de faydalı bir sistem getirilmek istenmiş ve sosyolojik-siyasi sorun içeren Kürt aşiret sistemi yok edilmeye çalışılmıştır. Aşiretlerin tasfiyesi ile birlikte Doğu ve özellikle Güneydoğu bölgelerindeki taassup ve isyan havası söndürülmek, bu coğrafyanın insanı oluşturulmak istenen -eksik veya hatalı olduğunu tartışmıyoruz- sisteme dâhil edilmek istenmiştir. Nitekim konu hakkında Atatürk de büyük bir ileri görüşlülükle hazırlıklarını sürdürmüştür. Nitekim 1930’da aynı odaklarca gerçekleştirilen Ağrı’daki isyanın bastırılması sonrasında bu odakların ve Kürtçü bölücü hareketin o dönem Dersim dışında tutunabilecek bir yeri kalmamıştır. 1930’lardan beri bölgede bir isyan çalışmasının sürdürüldüğünü gören merhum Mustafa Kemal Atatürk, İnönü’ye ve Bayar’a hazırlattığı Şark raporlarında bu tehlikeye dikkat çekilmektedir. Bu konuya önlem olarak Türkiye’nin dört bir yanında yapıldığı gibi, Tunceli ili kurulmuş, hastane ve okul yapılmış, doktor, öğretmen ve adli personel bölgeye gönderilmiştir. Aşiret başlarının silahlarına el konulmuştur. Buna karşın İsyanlar sırasında ise ilkokul ve hastane ateşe verilmiştir. Bir anlamda bugün sıklıkla kullanılan Vandalizm kavramı o gün de ortaya çıkmıştır. İsyan yaklaşık 20.000 kişilik kuvvetle bastırılarak tahribata son verilmiştir.

Bu konuda üzerinde durulması gereken konulardan birisi Musul-Kerkük meselesinin görüşüldüğü bir dönemde İngilizler için bir koz olması benzeri, Hatay meselesinin tartışıldığı bir dönemde de Seyit Rıza’nın isyan çıkarması ve Fransızlar tarafından kullanılmış olmasıdır. Bilindiği üzere isyancıların üzerinden Fransız ordusuna ait silahlar çıkmıştır. Elebaşlarından Nuri Dersimi adlı insan müsveddesi de, isyan bastırılınca Fransız mandası altındaki Suriye’ye kaçmış ve Fransız Hükümeti’nin koruması altında yaşamıştır. Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’nın isyan sırasında İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği 30 Temmuz 1937 tarihli mektubunda isyanın karakterini ve bugün de kurulmuş olan PKK terör örgütünün propaganda araçlarını anlatmaktadır.

Günümüzde – Sonuç Niyetine;

Geçmişte etnik bölücü aşiretlerin Kürtlere zulmettiği gibi, Bugün de PKK radikal Marksist Kürtçülük yaparken, on binlerce Kürde zulmetmekte, yüz binlercesini zan altında bırakmakta; bir anlamda dört parçalı devlet kurabilmek için Kürtleri kurban sunmaktadır. Aynı şekilde Irak’ta Barzani ve diğer Kürt partileri, Suriye’de PYD ve diğer çeşitli Kürt gruplar Kürtçülük çatısı altında çok sayıda Kürdü katlederek, kimi zaman Rus kimi zaman Amerikan emperyalizmine hizmet edecek şekilde Kürtleri kurban sunmaktadır. Bu bağlamda tarihten de örnek bulma adına tarihi çarpıtmakta ve paralel olarak AKP de geçmişle hesaplaşma adına buna destek olmaktadır. Bu noktada Türk milliyetçileri ve vatanseverler özellikle tarihteki Kürt isyanlarını iyi okumalı ve bugün ile karşılaştırarak doğru tahliller yapabilmelidir. Çünkü oynanan oyun aynıdır. Oyun Türk varlığını Anadolu’dan -çeşitli yöntemlerle- bir şekilde atma oyunudur.

Kaynakça:

• Dersim İsyanları – Seyit Rıza Gerçeği, Rıza Zelyut, Kripto / Alevilik-Bektaşilik Dizisi
• Dersim İsyanı, Necmi Günel / Paraf Yayınları / Yakın Tarih Dizisi
• Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları, Mehmet Perinçek / Kaynak Yayınları / Siyaset Dizisi
• Necip Fazıl Kısakürek’in kaleminden Dersim, http://www.yenisafak.com.tr/gundem/necip-fazil-kisakurekin-kaleminden-dersim-353079, Erişim: 10.10.2014
• Dersim affı AKP’nin ilk özür dilemesi değil, Ümit Özdağ,

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/dersim-affi-akpnin-ilkozur-

dilemesi-degil-20784yy.htm Erişim: 09.10.2014
• Ermeni ve Dersim Meselesi (Yusuf Halaçoğlu), http://www.youtube.com/watch?v=gyLH_CSwL0I Erişim: 05.10.2014


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter