Çelik Yürekli Yiğit Ali Metin Tokdemir – Sezer Yozgat

Ahde vefasızlık İmansızlıktır… Bu sözü duyduğumda her dem Metin TOKDEMİR gelir aklıma… Hani diyor ya şair Adı Metin, Yüreği Çetin İşte öyle bir adamdır Metin Tokdemir… 1959 da memleketi Gümüşhane’de dünyaya gelen, Üniversite eğitimi için gittiği Eskişehir’de ülkücülere sembol olan ve daha sonra Ülkücü Hareketin tarihine adını altın harflerle yazdıran bir ismin adıdır Metin TOKDEMİR. Üniversiteye gittiği yıllar 1980 ihtilalinin hemen sonrasına tekamül etmesi sebebiyle ülke bir ihtilal geçirmiş akan kan sanki sihirli bir değnek değmiş gibi 12 Eylül 1980 günü kesilmiştir. İhtilal için olgunlaşmasını bekledik diyen beyler olgunlaşmasını beklemiş ve Eylülün 1980’ini tarihler gösterirken düğmeye basmışlardır. ABD’de ise başkanın kulağına şöyle fısıldanmıştır Bizim Çocuklar ihtilali yaptı. Böyle bir süreçte üniversiteye gelen gençler ailelerinin sıkı tembihleriyle yollanmıştır. Aman oğlum siyasete falan karışma okuluna git gel denilmiştir. Öyle bir atmosferde üniversite hayatına başlayan Metin TOKDEMİR bir çok defa okula giderken elinde taşıdığı Töre dergisiyle ülkücü arkadaşlarıyla göz göze gelerek tebessüm edişi ve dahi Ülkücünün keşfini yapan bir isimdir Metin TOKDEMİR. Öğrenci evlerinde yakılan Ülkü Ateşi öncelikle Eskişehir Ülkü Ocakları’nın kurulması ve Ülkü Ocakları İl Başkanlığı görevine gelen Metin TOKDEMİR’in başkanlığında Eskişehir’de bayrağın dalgalanmasıyla Ülkücü Harekete duyurur ismini. Ülkücüler zindanlardadır Metin Başkan ocak başkanıyken. Bir çok duruşmayı izlemeye giden Metin TOKDEMİR ismi cezaevinde yatan ülkücüleri de selamsız sabahsız ziyaretsiz bırakmaz. Bir çok defa ülkücülerin ziyaretlerine gider cezaevlerinde. On iki eylül ihtilalinin zihniyetiyle cezaevlerinde kendilerince çürümeye bırakılan Ülkücü Gençlik derisini yüzsen yüzüne güler deyimiyle kara zindanları taş medrese haline getirmiştir. O taş medreselilerin o Yusuf yüzlülerin dışarıdaki yol arkadaşı ülküdaşı gardaşıdır Metin TOKDEMİR. Dışarı da bir başkadır ortam. Türk Dünyasının Başbuğu Alparslan TÜRKEŞ’in cezaevinden tahliye olduğu gün Ülkücülerin bayramı yaşadığı gün olmuştur. Daha dün Başbuğun karşısında esas duruşu bozamayanlar, Başbuğ Türkeş’in kişilik ve kimlik kazandırdıkları ihtilalin ürünü olan bir siyasi partiden paylanmakta ve Emrindeyiz Başbuğum dedikleri Alparslan TÜRKEŞ’e güya sırt çevirmektedirler. Zindanlarda Ülkücüler çile doldururken Ülkücü Kimlik (!) lerinden nemalananlar kırmızı plakalı araçlara binmekte, makam mevki sahibi olmakta ve Ülkücü Hareket Misyonunu tamamladı. Türkeş köşesine çekilsin gibi şeyler sayıklamaktadırlar. Bir yanda parayı bulanlar öbür yanda kimi Ülkücüleri gördüklerinde ağar ağabey pozisyonunda aman koçum gidin işinize gücünüze bakın, dava bitti hareket bitti gibi onur kırıcı sözler sarf ederek Ülkücülerin gözünde ufalmaktadırlar. Yurtdışında bu fikriyatın bayraktarlığını yapanlar, teşkilatların içine fitne salanlar Başbuğun vefatından sonra Ülkücü Hareketin Liderliğine oynama cesareti göstermiş ve her dem Ülkücü İradeden Osmanlı Tokadını ziyadesiyle yemişlerdir. O günlerin temsilcilerinden bir muhterem de gezmedik parti gezmedik ülke bırakmamış Hareketin Liderinin yaptığı Milliyetçilik tarifini beğenmemektedir. Sonra her limana yanaşmış. Gezmedik rıhtım bırakmamıştır. Bu tarif ettiğimiz iki şahsiyet birde yüzlü yüzlü MHP Genel Başkan Adayı pozisyonu vermektedirler. Ankara’da yapılan bir sendikanın toplantı salonunda ortaya Başbuğun fotoğrafını koymuşlar biri sağ yanına diğeri sol yanına oturmuştur. Kürsüye gelen zat ise Metin TOKDEMİR’in kurucusu olduğu Milliyetçi Çizgi Gazetesine atıfta bulunmuştur. Bu yapılan toplantı bizlere Başbuğa karşı partiyi ele geçirmek için Sürmelide Dedemanda yapılan toplantıları hatırlatmıştır. İşte bu zatların yaptıklarına seksenli yılların sonunda doksanlı yılların başında bir isim Ahdevefasızlık İmansızlık çağrısıyla bayrak olmuş Ülkücü Hareketin toparlanışına simge olmuştur. Üzerindeki ölü toprağını silken Ülkücü Gençlik “Her Dem Yeniden Doğarız, Bizden Kim Usanası” düsturu ve “Bir Öldük Bin Dirildik” haykırışlarıyla yola koyulmuşlardır. Başbuğun emriyle Eskişehirden Ankaraya gelerek Önce Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı görevine daha sonra Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevine gelen Metin TOKDEMİR kaçanlara cayanlara yorulup da yarı yolda nefessiz kalanlara biz de zamanında Ülkücüydük diyenlere en güzeli cevabı Ülkücülüğün gelip geçici bir heves değil yaşam felsefesi olduğunu yaşayışıyla duruşuyla vermiştir. Ülkücü harekete bayrak olmuş Metin TOKDEMİR tarafından yazılan makaleler bizlere bugünlerde bile rehber olmaktadır. Bir çok defa tekrar tekrar okuduğumuz Metin TOKDEMİR’in makalelerini içeren Muhammet Ali ECEVİT imzasıyla çıkan Bir Güzel İnsan Portresi ve Önder KARAYILAN tarafından hazırlanan Ve Metin TOKDEMİR isimli kitapları her Ülkücünün tekrar tekrar okuyarak böyle bir güzel insanı daha iyi anlamaya ihtiyacı olduğuna inancımız tamdır. Bu güzel insan 1995 seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisinin Gümüşhane İli Birinci Sıra Milletvekili Adayı olur. Kar kış boran kopmuştur karadenizde. Ankara’da yapılan Gümüşhaneliler Derneğinin bir yemekli toplantısına katılmak üzere Gümüşhaneden çıktığı yola Zigana Geçidinde bekleyen hazin sonla karşılaşmıştır. Geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden bu güzel insanın hukukuna ülküdaşlığına doyamayan o samimi ülküdaşları acı haberle yıkılmış ve ahde vefasızlık imansızlıktır düsturuyla yaşayan Metin TOKDEMİR’in cenazesi için Gümüşhane’ye Ahde Vefa adına koşarcasına gitmişlerdir. Yolu Gümüşhaneden geçen her Ülkücünün uğrak yeri olmuştur Kelkit’de mezarı başı. Her dakikasını Ülkücü Hareket için yaşayan, her dakikasında Ülkücü Hareketi düşünen Necatibey Caddesinde Çelik Kapı dükkanında yanına gelen Ülkücülere Çelik gibi öğütler veren, Ülkücüleri Çeliğe Sarılmış İpek misali gören ve öyle yetiştiren Metin TOKDEMİR’e buradan Metin TOKDEMİR’in Genel Başkanlığını yaptığı teşkilatta nefer olan bizler O’nun O Çelik gibi iradeleştirdiği duruşumuzla her dem yeniden haykırıyoruz. Vefayı Süleymaniye de bir semt adı olarak görenlere inad her dem Ülkücü Hareketi yaşıyoruz. Ocak Genel Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra semt ocaklara konferans vermeye körüklü halk otobüsüyle giden Metin TOKDEMİR’in kendisini gördüğünde Düğününde yanına gelerek takı takmak isteyen Ocak Genel Merkezi yöneticisine eski bir Ocak Genel Başkanı olarak yakasındaki altınlardan çıkartıp vererek gidin bunu ocağa harcayın diyecek ferasete sahip bir Eski Ocak Genel Başkanımızı Rahmet ve Minnetle Anıyoruz. Mekanın Cennet Olsun Metin Başkan…


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter