Başörtüsü Muamması- Talu Bilgili

Uzun yıllardan beri siyasilerin ağzından duyduğumuz “başörtüsü” veyahut “türban” sorunu geçtiğimiz günlerde çözüme karıştı. Ancak çoğu arkadaşımızın kafasında bizim bununla ilgili tutumumuz ne olmalı soru işareti olarak hala beklemekte.

Öncellikle başörtüsü, türban ve tesettürün ne olduğunu ne anlama geldiğini bilmemiz gerekmektedir. Tesettür zaman zaman başörtüsü ile karıştırılır. Başörtüsü sadece başın örtülmesini ifade ederken, tesettür daha kapsayıcı bir terimdir ve genel anlamda bedensel örtünmeyi tanımlar. “Türban”, farklı toplumlarda kullanılan bir başörtüsü çeşididir; ayrıca tarih boyunca bir erkek başlığı olarak da ön plana çıkmıştır. Tesettür ise daha çok Müslüman kadınların, kısmen de erkeklerin ilgilendiği bir dinî uygulamadır. Tesettür belirli bir giysiyi betimlemezken, türban belirli bir giysinin ismidir.

Kuran’da tesettürle ilişkilendirilen ayetler Türkçe’ye anlamlarını da değiştirecek şekilde farklı tercümelerle çevrilen, Nur ve Ahzab surelerinde yer alan iki adet ayettir.

“Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini kaçındırsınlar ve ara yerlerini korusunlar, kendiliğinden açığa çıkan dışında süslerini dışa vurmasınlar. Örtülerini, “cep”lerinin üstüne koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.”(Nur Suresi: 31)

Bu tanımlardan sonra berrak kafayla konuyu ele almak gerekir. Biraz önce bahsettiğimiz gibi yıllardır süren tartışmaya Liderimiz ve Partimiz çözüm getirmek için birçok defa önerilerde bulunmuştur. En çok bilinenleri 2008 ve 2010 yıllarında verilen yasa teklifleridir. Bu yasa tekliflerinin ikisi de sözde Müslüman geçinen insanlar tarafından ret edilmiş her türlü hainliğe ve bölücülüğe kalkan parmaklar bu yasa teklifine kalkmamıştır.

Bu sorunun altında aslında başka şeyler yatmaktadır. Bu sorun en başta AKP’nin oylarını güvence altında tutma sorunudur. Eski zamanlarda Mücahit gömleğiyle dolaşan günümüz Müteahhitleri yaptıkları her gayr-i Türk faaliyetlerin veya vatana ve millete zarar getirecek faaliyetlerin sonunda başörtüsü sorununu gündeme getirerek yaptıkları gafleti bu başörtüsü ile örtmek istemişlerdir. Sizce meclis de 11 yıldır büyük çoğunluğu elinde bulunduran güç bu sorunu çözemez miydi? Ancak faizler yükselmiş, millet borç batağına saplanmış ve ülkede hainlik hat safhaya çıkmışken bu sorunu başörtüsü ile örtmek onlar için çok münafıkça bir siyasi hamle oldu.

Biz bu konuyu ele alırken çok ince bir çizgiyi karşımızda görmeliyiz. Ülkücü fikir yapısı Türklüğünün gururunu, İslam’ın ahlak ve faziletini yaşamaya yöneliktir. Tabii ki bizim bunu ret etmemiz mümkün değildir. Hem İslami açıdan ele aldığımızda çok büyük bir gereklilik hem de insan hak ve özgürlükleri açısından zaruridir.

Hiçbir zaman dini siyasete alet etmemiş, kutsal başörtüsüyle kendi açıklarını kapatmamış Ülkü erlerine selam ve dua ile.

 

 

 


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter