|
BİR NESİL YETİŞTİREN BAYRAK ADAM
O, başkalarının vazgeçtiği
yerde başlamış, Türk Milliyetçiliği'ni aksiyon hale getirmişti.
Bugün yetiştirdiği Ülkü Ocaklı gençler devleti yönetiyor, fikirleri
Türk Dünyası'nda bayrak oldu.
Türk Milliyetçileri'nin büyük ve efsanevi lideri Alparslan Türkeş'i
ebediyete uğurlayalı yılar oldu. Ancak onun büyük efsanevi kişiliği
sağlığında olduğu gibi bugün de yaşamaktadır. Bir insanın ömre yeterli
gelmiyor. Molla Cami, Mevlana için derki;'Biz ömrümüzün sonuna geldik,
hala vasfının başındayız...' Bu tespit Türkeş içinde sözkonusudur.
O öylesine büyük bir liderdi ki, iktidar olmadığı halde iktidar
da bulunan bir büyük devlet adamı idi. Bütün hayatı boyunca mistik
bir Türk Milliyetçisi olarak yaşadı ve öylece ebediyete intikal
etti. Öldüğü gün bütün Türk gençliği ayağa kalkmıştı. Cenazesi Ankara'nın
gördüğü en büyük cenaze töreni idi. Karda-kışta yüzbinlerce ülkücü
Türk genci sokaklarda, karlar altında, parklarda sabahı beklediler.
Dualarla , tekbirlerle uğurlanmasından beridir, gençlerimizin yollarını
aydınlatan bir ışık gibi aramızda bütün gerçekliği ile yaşamaktadır.
Eserleri birbiri peşine basılmakta ve gençlerimize hala yol göstermektedir.
ATATÜRK VE TÜRKEŞ
Bugüne kadar Türkiyemiz' de Tüek gençliğine sahip çıkan ve onların
vatana, millete faydalı büyük bir vatan evladı, birer Türk Milliyetçisi
olarak yetişmelerine en büyük önem veren iki büyük lider olmuştur.
Atatürk ve Türkeş. Bunlar hemen hemen hayatlarının en büyük bölümünü
Türk gençlerinin yetişmesine ve onların birer büyük idealist olmasına
hasretmişlerdir. Türkeş ise yeni nesillerin Türkiye'nin en karanlık
ve karmaşık bir döneminde onların büyük bir milli tarih şuuru içinde
yetişmeleri için nefes tüketti, zaman harcadı ve Türkiye'nin geleceğini
hazırlamış oldu. Bugün Türk Ülkücüleri onun yolundadır. O'nun sağlığında
Ülkü Ocakları üyeleri durumundaki Türk gençliği bugün Türkiye'nin
yöneticileri durumundadırlar. Milletvekilliği, Bakanlık seviyesinde,
müsteşar, genel müdürlük gibi bürokrasi mevkilerinde ülkenin yükselmesini
omuzlamış durumdadırlar. Binlerce,onbinlerce Türk genci bu büyük
liderin çizdiği yolda yürüyorlar. Onların çocukları ve torunları
da babalarının, dedelerinin, kısaca Türkeş'in yürümektedirler. Türkiye'ye
böylesine büyük bir milli hamle ve yeni bir hayat yolu çizen büyük
adamlae ne kadar yazık ki kolay yetişmiyor. Büyük Türk şairi Ziya
Paşa'nın bu durumdaki büyük adamlar için söyldeği bir beyit vardır.
Der ki;
Beni adem haşrederek tazim dururlar adına,
Kim fedayı nefs ederse cinsinin imadına.....
Bu güzel tarif hiç şüphesiz Başbuğ Türkeş'in şahsında en güzel tarifini
bulmaktadır. Öyle ki, bütün Türkiye'nin bir kaos yaşadığı bir devirde
Türk gençliği -halk tabiri ile- kapanın elinde kalırken, her türlü
yabancı entrikaların, ideolojilerin, eroinden beyaz kadın ticaretine
kadar her şeyin okullara dahi sızdığı bir dönemde O bir havari gibi
Türk gençliğine kol kanat germiştir. Türk gençlerinin bu tuzaklardan
uzak durmasını sağlamıştır. Bununla da kalmayıp onlara yol göstermiş,
vatanlarına, milletlerine hangi yoldan faydalı olacaklarını da işaret
etmiştir. Üniversitelerimizin birer militan ocağına dönüştüğü devirlerde
adeta düşmeyen bir kale gibi tek direnen bu okullarda ki Ülkücü
gençlerdi. Arkalarında ise bir tek liderin gölgesi vardı; Başbuğ
Alparslan Türkeş ...
O büyük gençlik hareketinde vuruldular, şehide oldular, yılmadılar,boğuştular,
bir elleri yumruk halinde dövüşürken öbür ellerinde kitap tuttular.
Gece yarılarına kadar okudular, çalıştılar ve bugünleri hazırladılar.
Üniversitelerimizde kızıl koministler öylesine yuvalanmışlardı ki
eğer o Ülkücü gençlik hareketi olmasaydı, daha sonraki devirlerde
gelen büyük müdahale hareketleri de ! geç kalmış olacaktı. Nitekim
Türkiyemizin her kurtuluş hareketinin kan bedelini de Türk milliyetçileri
ödediği gibi, bu son kurtuluş hareketinin çilesini ve kan bedelini
Türkeş'in yetiştirdiği Ülkücü Türk gençliği ödemiştir. Bu son büyük
çilenin en büyük bedelini ödeyenlerden birisi de Türkeş olmuştur.
BU onun son büyük çilesi olmuştur. On yıl sonra yeniden tarih sahnesinde
görüldüğünde eski ülkücülerin yanında onların takipçisi bir genç
Ülkücü nesli de hazır durumda bulmuştur. Yeniden bıraktığı yerden
başlıyordu.
27 MAYIS'IN HALKIN ÖNÜNE ÇIKAN TEK LİDERİ
Türk tarihinin gördüğü en büyük yıkımlardan birisini teşkil eden
ve Türkiyemizde de bir ihtilaller darbeler devrini açan 27 mayısın
mensubu olanlardan yalnızca bir tek kişi, Alparslan Türkeş alnı
açık olarak milletin karşına çıkmak yiğitliğini gösterebilmiştir.
Diğerlerinden böyle bir babayiğitliği görmedik. Mertçe erkekçe partisini
teşkilatlandırarak demokrasinin ve Türkiye'nin yaşaması için iktidara
talip olmuştur. Öylesine büyük bir efsane misyonu kazanmıştır ki,
ölümü fikirlerini iktidara taşımıştır. Bugün Türkiyemizin yöneticilerinin
büyük bir bölümü onun zamanında yetişmiş Ülkü Ocaklılardır.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ AKSİYON HALİNE GETİRDİ
Partisinin teşkilatlanıp hareketlendiği dönemde Türkiye de en çok
horlanan inançlar arasında Türk Milliyetçiliği fikri geliyordu.
Hiçbir yerde Türk'ten ve Türk milliyetçiliğinden söz edilmiyordu
. İşte tam ozaman da bir lider ortaya çıkıyor ve Türk Milliyetçiliğine
eğilimleriyle sahip çıkıyordu. Plevne savunmasına katılan bir İngiliz
subayı olan ve hatıraları Türkiye de de yayınlanan Herbert , plevne
savunmasının ne kadar zor şartlar altında başarıldığını vurgularken
Türk karakterini şu satırla çizer:' Türkler müdafaya başkalarının
vazgeçtiği terde başlar..' Türkeş'in de yaptığı bu idi. Seksen yıllık
hayatı boyunca Türk milletinin hayrına ve Türkiye'nin geleceğine
karşı yapılması gereken ne lazımsa onu seçmiş, o yolda fani hayatını
tamamlamıştır. İçinde yaşadığımız günler onu ölümünde yıldönümüdür.
Türk milletinden, Türk gençliğinden ve bütün Türk ülkücülerinden
ona minnet ve şükranlar yağmaktadır. Yattığı yer cennet....
MUHİTTİN NALBANTOĞLU
|