Başbakan’ın Mardin Konuşmasına Dair

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Mardin’de ‘Kardeşlik Buluşmaları’ adı altında gerçekleşen programda yaptığı konuşma Türk milliyetçilerini, Türk milleti adına derin bir endişeye sevk etmiştir. Sözde ‘iyi niyetli’ görünen cümleler, esasında son derece mahzurlu bir içeriğe haizdir. Türk kimliğini herhangi bir etnik statüye indiren, Türk tarihinin belli bir dönemini suçlayarak hedef gösteren Davutoğlu, “kardeşlik mesajları” verdiğini zannederek çok tehlikeli sözler söylemektedir.

Israrla etnik çeşitlilik vurgusu yaparak birlik kurulacağını zannetmek, akıl ve mantıkla izah edilemeyecek bir saflıktır. Anadolu’ya herkesi konduranlar bir tek Türk adını telaffuz etmekten çekinmekte, bir tek Türk milleti lafzından ürkmektedir. Üstelik daha hazini bunu “Türkmen aşiretinin çocuğu” olarak söylemektedir. Türk kavramının tarihi ve kültürel anlamını en iyi Türklüğün düşmanları bilirken, kendi yöneticilerimizin bu addan köşe bucak kaçması akıllara durgunluk veren bir hadisedir.

Haseke’de Kürtlere, Musul’da Araplara “selam” gönderen Davutoğlu, Türkmenlere ise “Kürtçe” öğrenmelerini tavsiye etmektedir. Soydaşlarımızı Irak ve Suriye’de kaderiyle başbaşa bıraktıkları yetmiyormuş gibi bir de onlara Kürtçe öğrenmelerini ima etmek en hafif tabiriyle vicdansızlıktır. Bu, Türkmenleri en büyük düşmanları olan Barzani’ye, Salih Müslim’e satmak demektir. Bu ağzın içindeki bakla budur.

AKP sayesinde büyüyen Barzani’nin Türkmenlere ettiği zulüm gün gibi ortadadır. Kerkük’ün etrafında kazılan hendekler Irak’ta kurulmak istenen Bağımsız Kürt Devletinin sınırlarını çizmek içindir. Kerkük’te Türkmenleri azınlık durumuna düşürenler şimdi de Tuzhurmatu’da, Altınköprü’de aynı sistemi uygulamaya koymaktadır. Davutoğlu, Türkmenlere ‘bu oldu bittiyi kabul edin’ demekte, Barzani’ye ise mavi boncuk sunmaktadır.

Türkmenler Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de kimsesiz bırakılmıştır. Birçok Türkmen köyü PYD tarafından boşaltılmıştır. Irak’ta kurulacak bir Kürt Devletinin, Suriye’deki kantonlarla birleşerek Akdeniz’e açılma politikası adım adım uygulamaya konulmaktadır. Ne hikmetse ‘Stratejik Derinlik’ politikasından herkes bir fayda temin ederken, Türk milleti sürekli olarak ‘sıtmaya razı’ edilmektedir.

Sayın Davutoğlu, bu topraklar Türk milletinin bedelini ödeyerek vatan kıldığı, yurt tuttuğu ve tapusunu tescil ettirdiği topraklardır. Tapumuzun üzerinde değişiklik yapmak isteyen her kim olursa olsun önce bedelini ödemek zorundadır. Bu gerçeği tartışmaya açmak ancak ve ancak bu topraklara ihanet edenlerin işine gelir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olan bir zatın böylesi bir gaflete düşmesi, Türk tarihi açısından çok büyük bir talihsizliktir.

Anlaşılan Davutoğlu, ‘Çözüm Sürecinde’ yaptıkları hatalardan halen ders almamıştır. Yerel yönetimlerin güçlendirileceğini söylemek aynı çukura ikinci kez ve bile isteye düşmek demektir. Kazılan hendeklerin, yığılan cephanelerin yerel yönetimler eliyle olduğu herkesin malumudur. Öte yandan terörle mücadeleyi sadece “kamu güvenliği” açısından ele almak, meselenin ciddiyetini anlamamak demektir.
‘Çözüm Sürecinde’ sergilenen gafletin sonucu ağır olmuştur. Bölücü örgüt, bu gaflet sürecini bölgede kendi hakimiyetini pekiştirmek amacıyla kullanmış ve faturayı 200′den fazla vatan evladı canlarıyla ödemiştir.

Hükûmetin terörle mücadeleyi bütün yönleriyle ele alması ve kararlı bir şekilde devam ettirmesi milli bir mecburiyettir. Bu mecburiyeti yerine getirmemenin faturası da ağır olur. Tarih böyle bir ihaneti asla affetmez. Türkiye’nin huzurlu bir ülke olması, Türk milletinin refah içerisinde bir yaşam sürmesi ancak milli varlığımıza kast eden bu aşağılık örgütün yok edilmesiyle mümkün olacaktır.

Türk kavramından rahatsızlık duyanlar Türkiye’ye düşman olanlardır. Türkiye’ye düşman olanlarla da birlik ve beraberlik inşa edilemez. Ülkücü hareket var olduğu müddetçe Türkiye’yi bir “Anadolu Cumhuriyeti” ne dönüştürmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalmaya mahkumdur. Herkes aklını başına almalı ve konuştuğu kelimelerin varacağı yeri iyi hesap etmelidir!

Olcay Kılavuz – Ülkü Ocakları Genel Başkanı
6 Şubat 2016


Kategorisi: Basın Açıklamaları / Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter