Atsız’ı Anlamak – Mustafa Koçyegit

29 ocak 2013 târîhinde Mümtaz’er Türköne’nin bir gazetede yayınlanan “Kürtlerin Nihal Atsız’ı İsmail Beşikçi” yazısında, Türk milliyetçiliğinin âbide şahsiyetlerinden Hüseyin Nihâl Atsız ile Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına dinamit koymaktan başka bir işe yaramayan İsmâil Beşikçi arasında yaptığı kıyasın sonucu ürkütücüdür.

Ürkütücüdür çünkü; gerçek dışıdır. Hüseyin Nihâl Atsız gibi ömrünü Türk milletine adamış bir şâhsın, İsmâil Beşikçi gibi birisi ile bir takım kıyaslar sonucu, bir tutmak; baştan aşağı bir saçmalıktır.

*

“Aralarında benzerlikler çok. İkisi de içinden çıkmadıkları bir etnik topluluğun ulusçuluğunu yaptılar.” diye başlıyor yazı… Öncelikle belirtmek gerekir ki, Hüseyin Nihâl Atsız hayâtını adadığı dâvâya hiç bir zamân “ulusçuluk” dememiştir. Kendisi Türk milliyetçisidir, Türkçüdür!

Bir de Atsız Hocayı dinleyelim;
“En büyük Türkler’den birisi olan Yıldırım Beyazıd’ın anası Türk değildir. Hangi Türkçü onu Türklük kadrosundan çıkarmıştır veya çıkarabilir? İstiklâl Marşı şairi Mehmet Akif’in babası Arnavut olduğu halde hangi Türkçü Mehmet Akif için Türk değildir demiştir? Mesele Yıldırım Bayezid veya Mehmet Akif kadar Türk olabilmektir.” bu söz sanırım yeterli olacaktır!

Kendi kafasına göre ırk tâyin eden Mümtaz’er beyefendinin, Atsız Hoca’yı Türk saymayarak, onu aklınca küçük düşürme çabası böylelikle yok olmaya mahkum olmuştur.

Türkiye’de din konusunda hakkında şehir efsâneleri dolaşan bir çok isim vardır. Bu isimlerden birisi de Hüseyin Nihâl Atsız’dır. Bu efsânelerin oluşturduğu kafa karışıklığı yüzünden, kesin olarak “Atsız, Müslümandı/Deistti/Şamandı/Ateistti/vb.” demek neredeyse imkânsızdır. Ancak “toplumun diniyle yani İslâmiyetle araları” konusunda bir kaç şey söylemek mümkündür.
“Milleti millet yapan unsurlardan biri de din olduğuna göre, Türklerin dini üzerinde de durmaya mecburuz. Hiç şüphe yok ki Türklerin dini müslümanlıktır.” diyen bir kişi hakkında İslâmiyet ile arasının barışık olmaması durumu nasıl söz konusu olabilir ki? Bir konuda, barışık değildi iddiasında bulunuluyorsa orada barışın karşıtı olan savaş söz konusu olmalıdır. Atsız hayâtı boyunca, İslâmiyet başta olmak üzere hiç bir dine kin gütmemiştir. Aksine Türklüğü ve İslâm’ı silme gâyesi güden Komünizm ve Sosyalizm düşüncelerinin, hareketlerinin karşısında dâima dimdik durmuştur.

Hak teslim etme görevine de soyunan Türköne, Atsız Hoca hakkında “iyi bir tarihçi, vasatı aşan şairliği ve romancılığı vardır” diyerek geçiştirmesi ise yazısını sempatikleştirmek adına yapılmış kurnazca bir hamleden başka hiç bir şey değildir. Ancak kendisine bâzı önerilerim var; Atsız Hoca’nın “Bozkurtların Ölümü”, “Bozkurtlar Diriliyor”, “Ruh Adam”, “Deli Kurt”, “Dalkavuklar Gecesi”, “Z Vitamini” ve “Yolların Sonu” kitaplarını okumasını öneriyorum. Ve “vasatı aşan şairlik ve romancılık” konusunda tekrar düşünmeye davet ediyorum. Bütün bunları bitirdikten sonra “Kürşad İhtilâli”ni araştırmasını ve 40 çerisi ile birlikte esârete baş kaldıran o yiğitlerimizin, yalnızca bir roman kahramanı olmadığı gerçeğini de öğrenmesini temenni ederim.

*

Gelelim yazının bir diğer can alıcı noktasına: Yâni Türköne’nin “ulusçuluk” demekte ısrar ettiği ama sözde milliyetçiliği kendince açıklamaya çalıştığı aslında bir karalama kampanyası yürüttüğü bölüme…

Milliyetçiliği, çare diye gördükleri; eli kanlı eşkıyanın elini ve eteğini öpmekten ibâret olan düşünce sâhiplerinin “temelde çok basit bir duygu” diye tanımlamaları herhâlde milliyetçiliğin tanımı olamayacağı gibi atılan bu çamurun yalnızca çamuru atan kişide kalacağı gerçeğini değiştirmez!

*

Uzun lafın kısası; Allah her Türk gencini, Hüseyin Nihâl Atsız gibi doğru bildiği yoldan şaşmayan, o yolda ilerlerken önüne çıkan engelleri görünce sapmayan, o engeller karşısında eğilmeyen, gerekirse kırılan ama asla bükülmeyen, çıkarlar uğruna asla dönmeyen, bin bir şekilde ıstırap görse de durmayan, ne olursa olsun yılmayan, ülküsü yolunda çalışmaktan bıkmayan, benlik duygusundan sıyrılıp biz diyebilen ve bu düşünce uğrunda usanmadan çalışan, bir insan olarak yetiştirsin inşâllah.

“Vaktiyle bir Atsız varmış.” – Var olsun!
Rûhu şâd olsun!
Mekânı cennet olsun!

Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin!


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter