Aşıklık ve Ozanlık Geleneğinde Dini Ve Ahlaki Motifler

Kaya KUZUCU

Türk tarihi kadar eski olan bu gelenek günümüze kadar geldi.Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden önce mensubu oldukları geleneksel inanç sisteminde müzik en önemli unsur olarak kullanılmıştır.Doğal ve zorunlu olarak bu birliktelik sürmüştür.

Özellikle Orta Asya ‘da Anadolu’ya ve Avrupa coğrafyasına yayılan Türklerin edindikleri birimleri kültür ve sanat ürünlerine de yansımıştır.

İslamiyet’i kabul eden Türkler daha önceki inançlarını tamamen terk etmemişler, en ön önemlisi İslamiyet öncesi din adamları aynı görevi Müslüman din adamı olarak devam ettirmişler, sadece isimler değişmiş. İşte konumuzun odak noktası burasıdır. Çünkü ozan, kam, baksı, oyun, akın, şaman diye her Türk topluluğunda farklı isimlerde bilinse de mahiyet ve işlev açısından birdirler.

Ozanlar zaman içinde gelenekselleşmiş bir takım toplumsal davranışların uygulamarı yada temsilcileri olarak değerlendirilebilir millet sanatçıları diyebiliriz.Böyle olunca aktarackları bilgiler ve gösterecekleri davranış şekillerinin temeli dini ve ahlaki öğretilere dayanan hal ve bilgiler olacaktır.

Bu yapı değişen toplum ve zamaniçinde kendisi farklı bir yapıya ulaşmıştır.

Elbette bu farklılık sadece estetik açıdan olmuştur.Ana felsefesinde fazla bir değişiklik olmamıştır.

Hangi Türk topluluğunda olursa olsun bu geleneğin içinde olan isimleri farklı da olsa(Kam-Ozan-Baksı-Kam-Şaman-Oyun-Akın-Aşık) da hepsinin ortak özellikleri bulundukları toplumda sözüne itibar edilir isimlerdir. Hekimlik yönleri, edebiyatçılıkları, din adamlıkları ve hepsinden öte müzisyenlilikleri vardır.

Hemen hemen hepsi bir enstrüman kullanır.Bu kullandıkları sazın genel adı kopuz ve komuzdur.Kıl komuz –kolcakomuz-kaykomuz-temur komuz gibi ve bu kullandıkları saz iletişimde ve aktarımda bir araç olarak kullanılır.Özellikle İslamiyetten sonra saz geri plana çekilmiştir. Söz ağırlıkta olmuştur. Aslında bu anlayış İslam’da musikinin tam olarak iyi anlaşılmamasından kaynaklanır. Müzik bir dilin en güzel şekilde tezahür etmesinin önemli araçlarındandır.İnsanoğlu tarih sahnesine çıktığı andan itibaren musiki ile hem hal olmuştur.

Geleneksel Türk inançlarının yaygın olduğu toplumlarında her türlü toplumsal olay; Şaman,Akın,Kam,Baksı,Oyun,Ozan tarafından gerçekleştirilen törenlerde paylaşılmıştır.

Bu geleneğin günümüzde bilinen şekliyle görünmeye başlamasına kadar geçen süre içinde oluşan geçişler toplumsal değişimler eş zamanlı yaşanmış olduğu için ait olduğu toplum tarafından yadırganmamıştır. Bu nedenle Türk toplumu tarafından ayrıcalıklı bir yerde tutulmuş ululardan sayılmıştır. Bu gelenekten müziği çekip aldığımızda kuvvetli bir anlatım gücüne sahip olsada müzikle birlikte bir araya getirilerek kullanıldığında muazzam bir etkiye sahip ifade gücüne ulaşır. Aşık tarzı müzik, tarihi, sosyal, kültürel ve ekonomik toplumda yaşanan her tür olay ve gelişmeleri yüzlerce yıl boyunca nesilden nesile aktaran ve de en önemlisi ilahi aşk olarak ifade edilen tanrı sevgisini en üst noktada insanlara ileten bir gelenğin müziğidir. Yeri gelmişken bir konuyu netleştirmek gerek. Müzik yalın haliyle olduğunda müziktir. Eğer melodik dizi ile birlikte söz olursa sözlü müzik olur. Dolayısıyla bütün mesele Tanrıya ulaşan yol farklı envanterlerle olacaksa bunlardan bir tanesi melodik bir yapıda olan dizilerin yansıması olan müziktir. Durum ne olursa olsun ister sözlü ister sözsüz isterse melodik yapıyla birlikte olan sözlü müzik olsun insan ve insanlardan oluşan toplumun sosyal hayatın düzenlenmesi ve güzellikleri ile donatılması, toplumun aydınlatılması noktasında Aşık tarzı müziğin yeri Türk toplumu için tartışmasızdır.

Aşık tarzı müzikte dini ve ahlaki motifleri tespit için önce konuların neler olduğuna bakmak gerekiyor. Bunları sıralarsak:

A-TanrıAşkı

B-Vatan Aşkı

c-İnsan Aşkı

d-Doğa Aşkı

e-Peygamber Aşkı

f-Hayvan Aşkı  şeklinde sıralayıp gidebilirz.Bir bu yapının tamam tanrı aşkı yani aşkın sevda içinde değerlendirmektir.”Çünkü yaratılanı severiz yaratandan ötürü” bu aşklar içerisnde bu aşkların değer kazanması yani artması dini ve ahlaki motifleri tespit etmek gerek

mesela:

a-Doğruluk,dürüstlük

b-Çalışkanlık

c-Nefs Terbiyesi

d-Yardımseverlik

e-Birlik,beraberlik

f-Aile ve koruması

g-Özgürlük ve insan sevgisi

h-Bayrak,namus gibi bireyi  ve toplumu yazılı olmayan geleneksel yasaların pratik hayata yansıma da kilometre  taşlarıdır karakter mimarlarıdır  .

Aşık tarzı müziğin temsilcilerinin bir tarih boyunca günümüze kadar süregelmiş  ve görünen  odur ki ilelebet devam edecektir. Türk milliyetçilerinin dikkat etmesi gereken en önemli nokta kültürümüzün genlerinin korunmasında ve gelecek nesillere aktarılmasında çok hassas olmalarıdır. Şimdi eserlerden hareketle konumuza biraz daha açıklık getirmek istiyorum.

Bir kırgırz Akın(aşık-ozan) Bargı Alıkulav diyor ki:

Zenginin otağında

İyiliğe kavuşamam

Beylere bir avuç gümüş için satılamam

İşlemeli bir yüzle

Simli kumaşı olamam

Namussuz ozan olmama diyor.

Anadolu’dan Seyrani Baba diyor ki

Ey seyrani varmı sözün hatası

Bulunmaz dünyanın elbet ötesi

Ermeninin urunun yağlı ketesi

Kaypak Müslümanı dinden çıkarır.

Türklerin tarih sahnesine çıkışlarından günümüze kadar olan zaman içerisinde büyük ozanlardan bazılarını saymak gerekir.

Çuçu, Aprın Çor Tigin, Ki-ki, Kül Tarkan, Tuttuğu Siri, Kalın Kaysi, Barpı Toktogol, Şehriyar Aşık Settar, Pir Sultan, Dadaloğlu, Köroğlu, Kiziroğlu, Summani, Erzurumlu Emrah, Ercişli Emrah, Aşık Veysel, Aşık Reyhani, Fuat Çerkesoğlu, Hacı Karakılcık, Aşık Feymani, Kul Nuri, Aşık Sefai, Ozan Devai, Ozan Nihat, Bayburtlu Zihri, Abdulvahap Kocaman, Aşık Hüseyin, Kul Mustafa, Şeref Taşlıova, Murat Cobanoğlu, Nuri Çırağı.

Yeri gelmişken bir konuya daha açıklık getirmek istiyorum.Her söz okuyan saz çalan aşık-ozan depildir.Bu sıfata erebilmenin bazı gerekleri vardır.Kişi şu süreçlerden geçmelidir.

1-Mahlas

2-Bade içme

3- Usta-çırak bu eğitim uzun sürelidir.

4-Atışma-karşılama

5-Askı-muamma

6-Dedim-dedi tarzı söyleşi

7-Leb-değmez(dudak değmez)

8-Tarih bildirme

9-Nazire söyleme

10-Saz çalma

Sıraladığımız bu on husus Aşık tarzı müzikte tamamlanması gereken eğtiim sürecidir. Bu hususları bünyesinde barındırmak veya en azından yarısını kendinde toplamak gerek. Şiir yazıp okuyan saz çalan hemen aşık demek ozan demek doğru değildir. İşi çok basite indirgemiş oluruz. Günümüzde popüler müzik içersinde de icracı sanatçıların isminin başına ozan sıfatının konması doğru değildir. Büyük bir yanlıştır. Ayrıca “Çağdan Ozan” kelimesi kullanılmaktadır bu da  çok yanlıştır. Ozan veya Aşık zaten bulunduğu çağda en ileri görüşlüdür. Zaten çağının bilge kişisidir. Çağdaş olmayan kişi zaten ozan olması düşünülemez. Her şeyden önce o kişi hem alim hemde arifdir.

Aşıklık ve Ozanlık geleneğinde dini ve ahlaki motifleri tespit etmek için terminoloji yönünden ortak unsurları belirtmek istiyorum.

1-Terazi(nizam)

2-Cennet(Uçmak)

3-Tuba(Manevi Mertebe)

4-Kevser(hakikat bilgisinden ibarettir)

5-Huri

6 -Fersi Arş

7-Ölüm-ölümsüzlük

8-Nur

9-Ehl-i Beyt

10-Üveys

11-Mümin

13-Münkir

14-Münafık

15-Cemal Didar

16-Sır

17-Gönül

18-Taş-mum kış

19-Kadeh fincan meyhane

20-Tecelli

21-Su-Umman(Deniz)

22-Saray-taht-Sultan

23-Mülk

24-Dükkan

25-Kurban

26-Aşk

Kuş kanat tuzak

Kuruduk yaş olduk

Ağaydık bey olduk

Kanatlandık kuş olduk

Uçtuk elhamdülillah

27-Ağu

28-Tat(Şerbet) Şarap

29-Han

30-Kendini bilmek

31-Can

32-Akıl

33-Nefs

Hakkın birliğine etmedim nazar

Şu deli gönlüm durmadan gezer

Bu gafil nefsime kazmasız mezar

Kazamadım eyvah eyvah

34-Sermaye

35-Emanet

36-Ruh

37-Devir

38-Dört kapı(Şeriat,Hakikat,Marifet,Tarikat)

39-İnsan-ı Kamil

40-Garip

41-Miskin

42-Aşık

43-Gafil

44-Cahil

45-Er-Eren

Aşıklık ve ozanlık geleneğinin ürünleri olan türkülerimizin örnekler verelim

Dedim dedi tarzına örnek içerisinde dini ve ahlaki motifleri görmek açısından bir örnek verelim.

Türkü 1-

Yok Yok

Dedim hilal nedir

Dedi Kaşımdır

Dedim inci nedir

Dedi dişimdir

Dedim onbeş nedir

Dedi yaşımdır

Dedim başka varmı

Dedi ki yoh yoh

Dedim Erzurum ne?

Dedi ilimdir

Dedim gidermişin

Dedi yolumdur

Dedim Emrah ne

Dedi kulumdur

Dedim satarmısın

Dediki yoh yoh

Bu türküyü incelersek:

Aşık bu türküde birince dörtlükte besmelenin tarifini yapar.Bir hattat besmeleyi yazarken –b- harfinin kuyruğunu bir hilale benzetir. Besmelenin –b- sinden başlayarak alt taraftan bir hilal çizerek kelimeyi içine alır ve bu yayı hilal yakıştırması ile yârin kaşını –sın- harfinin dişlerini yârin dişlerine benzeterek tarif eden ikinci dörtlükte hep ikili mana verir.

“Erzurum ne?” sorusuna “ilimdir” diye cevap verirken hem yaşadığı el Erzurum şehrini hem de o dönemden o bölgede en büyük üniversite denginde bir medrese var “Dedim gidermişin” derken yolumdur der ve birince manada kendi yaşadığı şehirdir.İkinci mana ise ilim şehridir. İlim yapmakda onun işidir. Ben zaten o yolun yolcusuyum der. Emrah’ı sorunca kulumdur der burada Emrah kendini Allah’a adamıştır. Onun kuldur ve başka birine kul olarak satılmaz.

2-Türkü

Haktır sevdiğimiz bizim

Doğruya nazar eyleriz

Biz eğri nazar bilmeyiz

Nakt ile Pazar eyleriz

Veresi Pazar bilmeyiz

Haktır sevdiğimiz bizim

Haktır övdüğümüz bizim

Boyun eğdimiz bizim

Haktan özge yar bilmeyiz.

Bu Türküde:

Doğruyu ararız ibadetlerinizi zamnında yapar ertelemeyiz .Bizim sevgilimiz tanrımızdır. Başka sevgilimiz yoktur ve tektir. ”Bir “ ile “tek” tanrıdır. Birden başka bir bulnabilir ama “Tek” ondan başka yok demektir. Eğer zaman gelmişse ve yerimiz ile buluşmak elzemdir hiçbir sebep engel teşkil edemez.

Türkü 3-

Hey erenler pazarım var

Hal ehline hal satarım

Terazim tartım bulunmaz

Doyumuna bal satarım

Tezgah üstü söz söylerim

Sözünü gülle peylarım

Hasmı sitemi neylerim

Ben dikensiz gül satarım

Bu türküde

Allah dostlarıyla haşır neşir olur ve onlarlar muhabbet eder. Onlar ancak Allah’ın teazisinde tartılırlar. Boş yere konuşmak olmaz sözünün kaynağı peygamberimizdir.

Türkü 4-

Otuz yıl bekçi oldum mürşit bağında

Gördüm kuru ağacın gül olduğunu

Kırk yıl cami cami allah aradım

Bilmedim gönlümün yol olduğunu

Hakkın birliğine etmedim güman

Gümanlı kullardan olmazmış iman

Eve bir el kızı geldiği zaman

Bildim kardeşimin el olduğunu

Türküde:

Herşey tanrıyla kul arasındaki gönül bapğıdır. İrtibattır. Tevhide inancım hiçbir zaman sarsılmadı. Şüphe imanı. Birden fazla sevgili bir gönülde yer almaz. Sultanın  yer aldığı gönüle elden biri gelirse asıl sevgiliye ihanet olur. Bir gönülden birden fazla sevgili olmaz. Bedenle yürek yabancılaşır.

Türkü-5

Biz canları güle vermişiz.

Dünya malın sele vermişiz.

Dünya size güller bize

Bu türküde ise peygamberimize (S.A.V)’e olan aşkımızı tutkumuzu anlatır. Dünya nimetleri bir yana güle(peygambere) sevdamız bir yana dünyanın nimetlerini elimizin tersiyle bir kenara atarız. Dünya malı umrumuzda değil bizim için aşk güle aşık olmaktır.

Türkü 6-

Seyreyle Güzel

Seyreyle güzel kudreti mevki neler eyler

Allaha sığın adli tealan eyler

Meylemezsen gayrısına hazreti haktan

Şol yüzleri dost özleri düşmandan usandım

Türküyü tahlil ettiğimizde görelim Mevla neyler eylerse güzel eyler Allah’tan başkasına iki yüzülüklerle de işimiz olmaz içi başka dışı başka insanlardan usandık ya göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün.

 


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter