V
DİNDE TÜRKÇÜLÜK
Türkçülük, din kitaplarının ve hutbelerle vaazların
Türkçe olması demektir. Bir millet, din kitaplarını okuyup anlayamazsa, doğaldır
ki, dinin gerçek niteliğini öğrenemez. Hatiplerin vaizlerin ne söylediklerini
anlamadığından ibadetlerden de hiç ir zevk alamaz. İmam-ı Azam hazretleri, hatta,
namazdaki surelerin bile milli dilde okunmasının dince sakıncalı olmadığını söylemişlerdir.
Çünkü ibadetten alınacak dini heyecan nacak okunan duaların tamamen anlaşılmasına
bağlıdır. Halkımızın dini hayatını araştıracak olursak görürüz ki, törenler arasında
en fazla heyecan duyanlar, namazlardan sonra ana diliyle yapılan içten yakarışlardır.
Müslümanların camiden çıkarken, büyük bir heyecan ve iç huzuruyla çıkmaları, işte
her ferdin kendi vicdanı içinde yaptığı bu sözlü yakarışların sonucudur. Türklerin
namazdan aldıkları yüksek zevkin bir bölümü de yine ana dille söylenen ve mırıldanılan
ilahilerdir. Özellikle teravi namazlarını canlandıran etken şiir ile musikiyi
birleştiren, Türkçe ilahilerdir. Ramazanda ve diğer zamanlarda Türkçe söylenen
vaazlar da halkta dini duygular ve heyecanlar uyandırırlar. Türklerin en çok
heyecan aldıkları ve zevk duydukları bir dini tören daha vardır ki, o da Mevlit-i
Şerif okunmasından ibarettir. Şiir ile musikiyi ve canlı olayları bir araya getiren
bu tören dine sonradan eklenen bir biçimde ortaya çıkmakla beraber en canlı dini
törenler sırasına geçmiştir. Tekkelerde Türkçe yapılan zikirler sırasında
okunan Türkçe ilahilerle nefesler de büyük bir heyecan kaynağıdır. İşte bu
örneklerden anlaşılıyor ki, bugün Türlerin ara-sıra dini bir hayat yaşamasını
sağlayan etkenler dini ibadetlerin arasında, eskiden beri Türk diliyle yapılmasına
izin verilen törenlerin var olmasıdır. O halde, dini hayatımıza daha büyük bir
heyecan ve iç huzuru vermek için gerek tilavetler1 dışarıda kalmak üzere Kur'an-ı
Kerim'in ve gerek ibadet ve törenlerden sonra okunan bütün dualarla yakarışların
ve hutbelerin Türkçe okunması
|