5
- DİĞER SANATLARIMIZ
Diğer sanatlarımız tamamıyla halk tarafından yaratıldıkları
için, tamamen millidirler. Dans, mimari, nakkaşlık, ressamlık, hattatlık, marangozluk,
demircilik, çiftçilik, boyacılık, çuhacılık, halıcılık, kilimcilik, v.s., v.s.
gibi. Osmanlı yüksek tabakası; bedenle ilgili olan veya el aracılığıyla yapılan
bu işleri sıradan saydığı için, halka bırakmıştır. Bundan dolayı Türkçülük bu
sanatların hepsini benimsemiştir. Fakat, ne yazık ki, bu sanatlar tanzimat devrinden
itibaren, milli ekonomiye önem verilmeyerek, Adam Smith'in "Bırakınız yapsınlar,
bırakınız geçsinler" ilkesine uyulması yüzünden, hep yok oldular. Türkçülüğün
görevi şimdi bunları yeniden diriltmeğe çalışmaktır. Bir taraftan, Avrupa medeniyetiyle
beraber, Avrupa tekniklerini de almalıyız. Fakat, diğer yönden, milli güzellik
hazinelerimiz olan bu güzel sanatlarımızı da elimizden büsbütün kaçırmağa çalışmalıyız.
Bunu yapabilmek için, önce, bu sanatların ürünlerini milli müzelerde toplayıp
sergilemek sonrada bunlara ait reçeteleri yapım biçimlerini bulup öğrenerek kitaplarla,
dergilerle yayınlamak gerekir. Mesela genellikle kök boyalar kullanılarak yapılan
milli boyacılığımız büsbütün sönmek üzeredir. Şimdi Anadolu'da yapılmakta bulunan
kilimler ya adi sabit olmayan Avrupa boyalarıyla, yahut Almanların sabit,fakat
madeni olan boyalarıyla boyanmaktadır. Sabit olmayan boyalar az zamanda bozuldukları
ve Alman boyaları da parlaklığınla milli zevkimize uygun gelmedikleri için, her
ikisi de milli sanatımız için zararlıdırlar. Dokumacılıkta milli olmayan ellerin
resmettikleri yeni nakışlar da milli zevk anlayışımıza uymuyor. O halde ülkemizdeki
sanatçıları bu gibi sapmalara son vererek, milli sanatımıza dönmeye çağırmalıyız.
Bu konuda da Türk Ocakları oldukça önemli görev üstlenebilir.
|