3
- EDEBİYATIMIZIN MİLLİLEŞTİRİLMESİ VE İŞLENİLMESİ
Türkçülere göre,
edebiyatımız yükselebilmek için, iki sanat müzesinde eğitim görmek zorundadır. Bu
müzelerden birincisi Halk Edebiyatı, ikincisi Batı Edebiyatı'dır. Türkçü şairler
ve yazarlar bir taraftan halkın güzel eserlerini, öte yandan Batı'nın şaheserlerinin
model olarak almalıdırlar. Türk edebiyatı, bu iki çıraklık devresini geçirmeden,
ne milli olabilir, ne de gelişebilir. Demek ki edebiyatımız bir taraftan halka
doğru öbür8 yandan Batı'ya doğru gitmek zorundadır. Halk edebiyatı ne gibi
şeylerdir? Önce masallar, fıkralar, efsaneler, menkıbeler, üstureler; ikinci olarak,
atasözleri, bilmeceler; üçüncü olarak, Dede Korkut Kitabı, Aşık Kerem, Şah İsmail,
Köroğlu gibi hikayelerle Ceng-name'ler; beşinciolarak, Yunus Emre, Kaygusuz, Karacaoğlan,
Dertli gibi tekke ve saz şairleri; altıncı olarak, Karagöz ve Nasreddin Hoca gibi
canlı edebiyatlar. Edebiyatımız, bu modellerden ne kadar çok feyiz alırsa,
o kadar çok millileştirilmiş olur. Edebiyatımız ikinci tür modelleri de Homere
ile Virgile'den başlayarak, bütün klasiklerdir. Yeni başlayan bir milli edebiyat
için en güzel örnekler, klasik edebiyatın şaheserleridir. Türk edebiyatı, klasiklerin
bütün estetik gıdalarını içine sindirmeden, romantiklere ve daha sonraki mesleklere
yanaşmamalıdır. Çünkü genç milletler, idealleri kahramanlıkları yücelten bir edebiyata
muhtaçtırlar. Klasik edebiyatlar, genellikle bu amacı sağlayacak niteliktedir.
son zamanda Fransa'da klasik edebiyatın bu eğitici rolünü kanıtlayan canlı bir
delildir. Edebiyatımız Batı şaheserleri müzesinde geçireceği çıraklığa da Milli
Edebiyatımız batılılaşması diyebiliriz. Bu ifadelerden anlaşıldı ki, milli
edebiyatımız milleştirme ve batılılaştırma adları verilen iki eğitim devresinden
geçtikten sonra milli, hem Avrupalı bir edebiyat haline girecektir. Milli
edebiyatımızın kuruluşunda Türk Ocakları'nın da büyük bir rolü vardır. Türk Ocakları,
sahnelerinde, halk tiyatrosu olan Karagöz ile Orta Oyunu'nu ara-sıra göstererek
canlandırmalıdırlar. Masalcılara masal söyleterek, meddahlara taklitlere yaptırarak,
saz şairlerine destanlar, koşmalar, maniler okutarak milli edebiyatı canlı bir
biçimde halka gösterebilirler. Dede Korkut, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Dertli,
Karacaoğlan, Aşık Ömer, Gevheri gibi halk şairlerine ve Nasreddin Hoca, İncili
Çavuş, Bekir Mustafa gibi halk tiplerine özel geceler ayırarak, bunların hatıralarını
devam ettirmeğe çalışmalıdırlar. Halk edebiyatına ait kitaplarla, sözlü gelenekleri
toplayıp halk kütüphaneleri kurmakta Türk Ocakları'nın görevlerinden biridir.
|