İSLAMİYET
BAŞBUĞ
ATATÜRK
ÜLKÜCÜ HAREKET
ABİDE ŞAHSİYETLER
DOKUZ IŞIK
TÜRK TARİHİ
BOZKURT
ARAŞTIRMALAR
KÜLTÜR - SANAT
TURAN COĞRAFYASI
GÜNDEM YAZILARI
TÜRK MÜZİĞİ
YAYINLARIMIZ
Araştırmalar

 

 

TÜRK GENÇLİĞİNİN MESELELERİ BEKLENTİLERİ
VE ÖNERİLEN ÇÖZÜM YOLLARI

 

GİRİŞ

"Her nesil ayrı bir millet" olmadığına göre, gençliğimiz milletimizin yarınlardaki devamıdır.
Türk Milletinin dinamik bir tarihe sahip olmasını, gençlik merkezli bir toplum hayatına önem ve öncelik vermesinde aramak gerekir.

Türkiye'de toplum nüfusun yaklaşık % 27'sine karşılık gelen, 20 milyon dolayında bir gençlik kitlesi mevcuttur. Genç nüfusumuzun yoğunluğu göz önüne alınarak, milletimizin kendi geleceğini "nasıl isterse o şekilde belirleme" imkanına, diğer milletlere nazaran daha fazla sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Gençliğimizi Türk Milletinin tarihi misyonuna uygun milli, manevi ve ahlaki, ülkü ve değerlerle donatılırken, meselelerinin de toplumumuzun siyasi, kültürel, ekonomik, sosyal vb. sistemlerinin bir uzantısı oldukları kabulüyle ele alınıp çözülmeye çalışılmalıdır. Bu da gösteriyor İd, gençliğin dediğimiz mesele; toplumun, yani devletin meselesidir.

Çalışmalarımızda 12-24 yaş grubu arasındaki nüfusumuzu gençlik kitlesi diye kabul ederken, konuyu birtakım sınıflandırmalara giderek ele aldık.

ORTA VE YÜKSEK ÖĞRENİM GENÇLİĞİ

Gençliğin okuyan kesimini fiziki, ruhi ve zihni açıdan yetişmesinde, aynı zamanda gencin problemlerinin kaynağı olan aile, okul ve çevrenin el ele vermesi gerekir.

Türk gençliğinin tamamı için öğrenim görme bir haktır. Okuyan gençlerimizin yüksek öğretime devam e-dememe, yetenek ve ilgilerine göre mesleğe yöneltilmeme ve işsizlik, serbest zamanlarını değerlendirme faaliyetlerinin sınırlılığı, rehberlik, sağlık, beslenme ve barınma gibi meseleleri vardır. Üniversiteye girememe ve bir mesleğe yönelememe, gençlerimizi güvensizliğe itmektedir.

Öğrenim hayatı, bilimin gereklerine uygun bir şekilde düzenlenirken, milli değerleri koruma bilincinin de genç dimağlara yerleştirilmesine çalışılmalıdır. Gençlerin öğretim süreleri boyunca şuurlu bir şekilde milli ülkü sahibi, ruh disiplini almış, topluma yabancılaşmayan birer şahsiyet olarak yetişmelerine çalışılmalıdır. ; Devletin eğitim politikasının temelinde sosyal adalet ve imkan eşitliği yatmalıdır. Eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olması için gerekli bütün tedbirler cesaretle alınmalıdır. ; Bölgelere göre üniversiteler ve özellikle de orta öğrenim kurumlan arasındaki imkan eşitsizliği yok edilmeye çalışılmalıdır. Bu konuda uzun dönem için gerekli tedbirler alınıncaya kadar, imkan yetersizliği ve kalite farkından dolayı mağdur telafi edici kurs tipi geçiş dönemi hizmetleri sunulmalıdır.

Bugüne kadar ihmal edilen orta öğrenim gençliğine özellikle de fakir ve başarılı öğrencilere burs, barınma, beslenme ve diğer imkanlardan yararlanma hakkı mutlaka tanınmalıdır. Yüksek öğrenim gençliğine de genel fiyat artışlarına paralel olarak artan kredi imkanı tanınmalıdır.

Köy çocuklarıyla imkanları kısıtlı olan çocuklara pansiyon, yatılı okul vs. açmak gibi birçok hizmetleri sunarak, onların okuyabilecekleri en üst öğrenim kurumuna ulaşmaları sağlanmalıdır.

Az gelişmiş bölgelerde meslek liseleri açarak, kızların üretici hale getirilmeleri sağlanmalıdır.

Üniversite ve orta öğrenim ders kitapları ve araç gereçlerin karşılıksız olarak veya düşük karşılıklarla verilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Öğretmenlerin veya öğretim üyelerinin az gelişmiş bölgelere gitmelerini teşvik edici veya zorlayıcı tedbirler alınmalıdır.

Özel okulların statüsü eğitimde fırsat eşitliğini zedelemeyecek şekilde yeniden ele alınmalıdır.

Ülke ihtiyaçlarına paralel olacak şekilde, kar amacı gütmeyen vakıflarca kurulabilecek yüksek öğrenim kurumlarına destek sağlanmalıdır.

Öğretimin vazgeçilmez şekilde dershanelere kaymasını önleyici tedbirler alınmalıdır.

Ders yükleri akılcı bir şekilde sürekli gözden geçirilmelidir.

Okuyan gençlerin okul içi ve okul dışındaki pasif geçen serbest zamanlarını aktif ve katılımcı bir anlayışla değerlendirebilmeleri için kültür, spor, sanal, rehberlik hizmetleri ile serbest zamanlan değerlendirme merkezleri arttırılmalıdır.

Üniversite siteleri kurularak öğretmen öğrenci ilişkileri sıklaştırılmalı; kopukluk giderilmelidir.

Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinin diğer üniversite öğrencilerinin yararlandığı sağlık, sosyal vs. hizmetlerinden yararlanmaları sağlanmalı veya düşük harçlar alınmalıdır.

Öğrenciler özellikle teknik orta ve yüksek öğretim kurumlarında okuyanlar öğretim sırasında karşılaştıkları risklere karşı sigorta edilmelidir.

İstekli öğrencilere yaz ve diğer tatil sürelerinde ücret karşılığında, gerek toplum kalkınması çalışmalarına, gerekse yerel yönetimler ve kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmalarına imkan tanınmalı, özel sektörün bu konuda teşviki sağlanmaya çalışılmalıdır.

Yüksek öğrenim gençlerinin yarıya yakın bir bölümü öncelikle istediği ve yeteneklerine uygun düşen branşlara gidememektedirler. Bu durum mutsuzluğa, bunalımlara ve verimin düşmesine neden olmaktadır. Getirilecek esnek düzenlemelerle, zaman kaybını en aza indirebilecek branş değiştirme kolaylıkları sağlanmalıdır.

Türkiye'de öğrenim meseleleri özünde, orta öğretimden kaynaklanmaktadır. Bugün orta öğrenimin hayata ve iş alanlarına hazırlayıcı programlan yeterince fonksiyonel olmadığından birçok eleman yetiştiği uzmanlık alanının dışında kullanılmakta, böylece lüzumsuz israflar meydana gelmektedir.

Orta ve yüksek öğrenim politikaları, şimdiki ve gelecek yıllardaki iş dünyasının gerektirdiği meslekler ile istihdamcı kuruluşların istek ve ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.

Mesleki ve teknik liseler, iş imkanları, iş türleri, mahalli koşullar ve ülke ekonomisinin ihtiyaçları göz önünde tutularak, kurulup işletilmelidir. Bu da orta öğrenim kurumlarının, çağın teknolojisiyle donatılmasını gerektirir.

Lüzumsuz ortaokul ve lise açmak yerine çok amaçlı okul açmak tercih edilmelidir.

Orta ve yüksek öğrenim kurumlarında "istihdam merkezleri" kurularak piyasadaki iş gücü ve meslek durumları takip edilmeli, öğrencilerin bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır. Devlet bu birimler eli ile öğrencilerin henüz öğretimleri devam ederken, kamu sektöründe veya özel sektörde iş bulma veya sözleşme yapmalarına zemin hazırlama gayreti içinde olmalıdır.

Devlet, eğitim, işgücü ve istihdam imkanlarını denge etmeye çalışmalıdır.

ÇALIŞAN GENÇLİK

Gençliğimizin yaklaşık %80'ini okul dışı gençlik kesimi oluşturmaktadır. Fakat gençliğin bu kesiminin iyi organize olamaması, problemlerinin de ikinci planda kalmasına sebep olmaktadır.

Çalışan gençlik işçi, memur, kırsal alan ve asker gençlik diye sınıflandırılabilir.

Çalışan gençlik üzerinde bir an önce gerekli araştırmalar yapılarak problemleri daha sağlıklı bir şekilde tespit edilmeli ve gerekli çözümler geliştirilmelidir.

Gençlik kesimlerinin sosyal hakları kesin çizgiler ile ayırt edilemeyeceğinden, en başta genç memurlarla genç işçiler arasındaki sosyoekonomik farkları giderici tedbirler alınmalıdır.

Genç işçilerin yaş ve psiko teknik ölçümlerine göre sınıflandırılarak, yetenek ve ilgi duydukları alanlara yöneltilebilmeleri için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu alanlarda yeterince eğitim görmeleri gerektiğinden başka beceri, eğitim ve fiziki güçleri ile orantılı işlerde çalışmaları sağlanmalıdır.

Çalışma ortamı, ücret, iş sağlığı, iş güvenliği, mesleki hastalıklar konularını ve aynı zamanda çalışan gençliğin tamamını içeren sosyal güvenlik haklan temin edilmelidir. İlkokul bitmeden çırak alınması, gece çalıştırmanın yasaklanması ve iş sahibinin değiştirilmesi durumunda çıraklığın devamım sağlayan düzenlemelere gidilmelidir.

Genç işçilere de aynı işi yapan diğer işçilerin aldıkları ücret kadar ücret verilmelidir.
Kamu kuruluşlarında serbest zamanlan değiştirmek durumunda olanlara rehberlik hizmeti verilmesi için özel sektör teşvik edilmelidir.

Çalışan gençliğin hem çalışıp, hem de eğitimlerine devam edebilmeleri için gece eğitimi, yazışma yoluyla ve devam zorunluluğu olmayan öğretim seçenekleri uygulamaya konulmalıdır.

Kendi işini kurmak isteyen gençlere eğitim, danışmanlık, ucuz finansman, malzeme gibi çok yönlü destek sağlanmalıdır.

Memurların evlenme ve ev sahibi olma girişimlerine devlet tarafından el uzatılmalıdır. Ayrıca gelişmekte olan bölgelerde memurlara oturacakları karşılıksız veya çok düşük karşılıkla mesken teminine çalışılmalıdır.

Özellikle kırsal kesimden şehre gelen çırak ve diğer çalışan gençlerin barınabilecekleri pansiyonlar yapılmalıdır.

Sanayide çalışan gençler için beslenme, danışma, spor gibi hizmetlerin artırılmasına çalışılmalıdır.

Çalışan ve çalışmayan gençliğin yansından fazlası kırsal alanlarda bulunmaktadır. Kırsal alan gençliğinin sorunları aslında, kırsal alanların genel ihtiyaçlarının yeterince karşılanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Yakın çevrelerinde iş imkanlarının kısıtlılığı nedeniyle kentlere sürekli göç olmaktadır. Kır gençliğinin çevre özellikleri ve mahalli istihdam imkanları göz önüne alınarak, yaygın mesleki eğitim ve diğer sosyal hizmetle-den yararlanmaları sağlanmalıdır.

Bu bölgelerde mesleğe ve üst öğrenim kurumlarına yönelik yatılı okullar açılmalıdır.

Kırsal alanlarda toprak bütünlüğünün bozulmasını önleyici tedbirler alınmalıdır.

Emek yoğun teknoloji yerine, tarım ve hayvancılıkla ilgili modern bilgiler aktarılırken, çağdaş teknoloji de getirilmeye çalışılmalıdır.

Kır alanlarında çalışma hayatı ile ilgili Tarım İş Kanunu gibi yıllardır ihmal edilen hukuki düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır. Özel sektörün, bu alanlarda yatırım yapması teşvik edilmelidir.

Kırsal alan gençliğinin kamu kurum ve kuruluşlarının tesislerinden sosyal, kültürel ve sportif amaçlarla yararlanabilmesi imkanı sağlanmalıdır.

Ülkemizdeki köy sayısı dikkate alınırsa, yaygın ve mesleki eğitim ile sosyal hizmetlerin her köye götürülmesi mümkün değildir. Bu hizmetler çevre köylere yakın bir merkez köyde sunulmalıdır.

Gecekondu nüfusunun büyük kısmı çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. Gecekondu gençliğinin en büyük meselesi kent hayatına uyum sağlayamamaktadır bura gençliğinin boş zamanlarını değerlendireceği ekonomik sosyal, kültürel, sportif ve diğer ihtiyaçlarına cevap verebileceği, rehberlik hizmetlerinden yararlanabileceği gençlik ve toplum merkezlerinin kurulmasına, kentlerin gecekondu kesimlerinden başlanmalıdır.

Bu merkezler sayesinde gençlerin kötü alışkanlıklar edinmesi önlenebilecek ve meslek edindirici kurslara devamı sağlanmış olacaktır.

Askerdeyken vasıflı olmayan gençlere meslek edindirme programlan uygulanabilirken, mesleği olanlara da aynı işlerine devam etme imkanı sağlanmalıdır.

ÇALIŞMAYAN GENÇLİK

Hiç okula gitmeyen, yanda bırakan veya okulunu bitirdiği halde iş bulamayan kesimdir.

İş piyasasında aranılan mesleki niteliklere sahip olmadıklarından iş bulmaları zordur.

Ülkemizde iş arayanların yandan fazlasını, 2024 yaşları arasındaki gençlerimiz oluşturmaktadır. Gizi işsizlik durumlarıda düşünülürse, işsiz gençlerimizin büyük bir kısmı kırsal alanlarda bulunmaktadır.

Çalışmayan gençliğin en kısa zamanda teşkilatlanarak seslerini duyurmaya ihtiyaçları vardır.

Eğitim sisteminin pratik ve hayata yönelik olması vasıfsız işçilerin sayısını azaltacaktır.

İşsiz gençleri iş hayatına aktarmak üzere, iş piyasasında ihtiyaç duyulan meslek kollarına yönelik gerekli merkezler açılarak kurs ve diğer eğitici hizmetler sunulmalıdır.

Bu noktada, çıraklık ve halk eğitim merkezlerinin gözden geçirilmesi, sermaye sahiplerinin istihdam arttırıcı yatırımlara yönelmesi ve istihdamlar da öncelikle gençlerin tercih edilmesi için teşvik tedbirleri alınmalıdır

Çıraklık eğitim ile istihdam garantili iş gücü yetiştirme programlan arttırılmalıdır.

İller düzeyinde, işsiz gençlere gerek mesleki beceri kazandırmak, gerekse iş bulmak amacıyla mahalli idareler, eğitim kurumlan, özel ve kamu istihdam kuruluşları arasında işbirliği yaparak girişimde bulunmaları sağlanmalıdır.

İşsizlik sigortası ile genel sağlık sigortası uygulamalarını çalışmayan gençlikten başlatıcı özel kuruluşlardan meslek elemanı yetiştirecek okul açma mecburiyeti getirilmelidir.

Sanayi okul işbirliği sağlanarak, özellikle lise ve üniversite mezunu işsiz gençlerin iş piyasasına girmelerini kolaylaştırmalıdır.
İş piyasasında askerliği yapmış olmak ve tecrübe şartı arandığından, .askerlik süresi içinde veya dışında gençlere tecrübe kazandırıcı kısa dönemli yoğun eğitim ve uygulama programlan hazırlanmalı, okul dönemi stajlarına önem vermelidir. Çalışmayan genç kızlara meslek edindirici özel programlar hazırlanmalıdır.

İşsiz gençlere içinde bulundukları bunalımlı ortam nedeni ile psikolojik ve mesleki rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.

ÖZÜRLÜ GENÇLİK

Doğum, kazalar ve hastalıkların neden olduğu beden, ruh ve zihinleri ile ilgili özre sahip gençlerimizin problemleri, özel bir önem arz etmektedir.

Özürlülük, genellikle koruyucu hizmetlerin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

Özürlü gençlerin tıbbi, eğitim ve mesleki yönden yeterli duruma getirilmeleri çok önemlidir.

Halen gençliğimizin %8 'inde çeşitli özürlerin bulunduğu kabul edilmektedir. 12-24 yaş grubunu oluşturan özürlü gençlerin ancak % 2'si özel eğitim hizmetlerinden faydalanmaktadır. .......

Özürlü gençleri kendi kendine yeterli hale getirmek; üretici yapmak, topluma uyumlarını sağlamak için rehberlik, rehabilitasyon ve sosyal hizmetlerden yararlanmaları sağlanmalıdır.

Özürlülere yönelik her seviyede eğitim veren kuruluşların sayısı süratle, artırılmalı, bu konuda özel teşebbüsler teşvik edilip desteklenmelidir.

Özürlü gençlere hizmet veren kuruluşlarda çalışan personelin sayısı ve nitelikleri yeterli duruma getirilmelidir.

Günlük hayatlarında gerekli olan teçhizatın ücretsiz veya düşük bir maliyetle sağlanmasına çalışılmalıdır.

Sosyal amaçlı tesisler yapılırken bu genlerimiz de dikkate alınmalıdır.

Kamu ve özel sektörde özürlü gençlere ayrılan kontenjanlar gözden geçirilmeli, iş güvencesi ve işsizlik sigortası gibi sosyal güvenlik hizmetleri artırılmalıdır.

SUÇA İTİLEN GENÇLER

Gençlerin bir kısmı ferdi, ailevi ve sosyal faktörler nedeni ile suça itilmektedir. Ülkemizde yetişkin suçluların hemen hemen tamamının gençlik çağında suç işlediği düşünülürse, konunun önemi ve ihmal edilişi daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Gençlerle milli, manevi ve ahlaki değerlerimiz aktarılırken sosyoekonomik ihtiyaçlarının da yeterince karşılanmasına çalışılmalıdır.

Gençlerin suç işlemelerini önleme faaliyetlerini öncelikli sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan yetersiz olan gecekondu bölgelerinden başlamalı, bu alanlarda gençlik merkezleri arttırılmalıdır.

Boş zamanları değerlendirme merkezleri artırılmalı, okumak ve çalışmak için şehirlere gelen gençlerin, ' beslenme, barınma, güvenlik ve ahlaki çerçevelerde tedbirler alınarak istismarları önlenmelidir. Gençleri suça iten kişi ve kurumlara uygulanacak cezalar artırılmalıdır. Suçlu gençlerle ilgili özel bir kolluk kuvveti kurulmalıdır.

Gencin psikolojik, sosyoekonomik ve kültürel durumları göz önüne alınarak, okul veya yeteneklerine uygun bir mesleğe yöneltilmesi sağlanmalıdır.

Bugün mevcut olan düzenin aksine, önce tedbir sonra ceza, prensip olarak kabul edilmelidir. Tahliye sonrası, toplum ve devlet genci damgalamamalı , ailesi olmayanlara hayatlarını sürdürebilecekleri merkezler kurulmalı, eğitime devam edenler ile meslek sahibi olacaklara gerekli maddi ve sosyal yardımlar yapılmalıdır.

YURT DIŞINDAKİ GENÇLER

Yurt dışındaki işçilerimizin büyük çoğunluğu Batı Avrupa ülkelerinde özellikle Almanya'da çalışmaktadırlar.

Devlet, bu gençliğimizin milli kültür ve milli benliğini kavrayarak, içinde bulundukları topluma uyum sağlamalarını amaçlayan bir politika takip etmelidir.

Yurt dışı gençliğimizin eğitim problemleri çok önemlidir. Okul öncesi eğitimin Türk dil ve kültürüne göre düzenlenmesi, hizmet veren kurumlarda Türk uzman ve personelinin bulundurulması üzerinde önemle durulmalıdır.

Türk çocuklarının okul öncesi eğitimi kiliselerin etkisinden kurtarılmalıdır.

Türk çocuklarının eğitimi, yerli çocuklarla aynı sınıflarda ve Türk kültürü dikkate alınarak sürdürülmelidir.

Bir an önce işe girene isteği, uyum yetersizliği ve eğitim sistemi nedeniyle başarısız olan gençlerimizin, mesleki eğitimden de yeterince yararlanamadıklarından vasıfsız işçi olmaktadırlar. Bu durumdaki gençlerimizin yabancı dillerini geliştirici programlar düzenlenmeli, danışmanlık hizmetleri sunulmalıdır.

Gençlerimizin, geri zekalı okullarına gönderilmelerini engelleyici tedbirler alınmalıdır.

İlgili ülkelerle işbirliği yapılarak, eğitim ve diğer hizmetlerden yararlanmada fırsat eşitliği sağlanmalıdır.

Türkçe, Türk kültürü, din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri zorunlu hale getirilerek, ders saatlerinin artırılmasına çalışılmalıdır.

Yurt dışında her seviyede özel Türk okullarının açılması için girişimde bulunulmalıdır.. .....

Türklerin yoğun olduğu yerlerde kültür, sanat ve sosyal içerikli faaliyet gösteren merkezler artırılmalıdır.

Yurt dışındaki Türkler ve yabancılara yönelik TRT ve diğer araçlarla Türkiye'nin ve Türk kültürünün tanıtılmasına çalışılmalı, gençlerimizin bilhassa ülkemize yönelik bölücü ideolojilerden korunması için girişimlerde bulunulmalıdır.

SERBEST ZAMAN FAALİYETLERİ

Ülkemizde 12-24 yaş gurubu arasında yaklaşık 15 milyon genç bulunmaktadır. Bu denli geniş bir kitlenin şahsiyet sahibi olması, hayata atılması ve toplumsal gelişmeye katkıda bulunacak şekilde serbest zamanlarını değerlendirmesinin sağlanması, üzerinde durulması gereken bir konudur.

Genç nüfusun yaklaşık % 2'si civarında kesiminin, serbest zaman faaliyetlerinden yararlandıktan belirtilmektedir.

Görüldüğü gibi büyük ölçüde yetersiz olan serbest zaman faaliyetleri konusu, çok yönlü ele alınıp örgütleme, finansman, personel gibi ihtiyaçları giderilerek, hizmetlerin gelişmesine ve yaygınlaştırılmasına çalışılmalıdır.

Ailelerin ekonomik yetersizliği, gençlerin iyi organize olamaması ve serbest zaman eğitiminin yokluğu sebeplerinden dolayı ülkemizde gençlerin serbest zamanlarını daha çok ferdi, yumuşak ve zayıf bir şekilde değerlendirdikleri görülmektedir.

Gençlik merkezleri, izcilik gibi kuruluş ve faaliyetler, başta toplu konut, gecekondu ve sanayi bölgeleri olmak üzere yurt düzeyinde yeterince yaygınlaştırılmalı, mali kaynak, hizmet çeşidi vs. konular da yeterli hale getirilmelidir.

Serbest zaman faaliyetleri okul dışı kalmış, iş hayatına girememiş gençlere dönük bir şekilde artırılmalı, istihdam sağlayıcı bilgi, beceri kursları düzenlenmeli ve bu faaliyetlerden suça itilmiş gençlerini de yararlanması sağlanmalıdır.

Sporu sadece seyir ve az sayıda insanın profesyonelce uğraştığı bir etkinlik olmaktan çıkarıp, kitlelere yaygınlaşmasını sağlayacak altyapı hizmetleri genişletilerek amatör sporun geliştirilmesine önem verilmeli ve sporda teşvik sistemi tercih edilmelidir.

Kırsal kesim gençliğinin serbest zaman faaliyetleri gizli, mevsimlik ve sürekli işsizlik sorunuyla iç içe girmesi gibi kendine has problemleri nedeniyle, ayrı bir proje olarak ele alınmalıdır.

Gençlerimizin özellikle okuyan gençliğin serbest zamanlarını aktif ve katılımcı bir şekilde değerlendirilmeleri açısından, toplum kalkınması çalışmalarında rol almaları sağlanmalıdır. Böylece gençler ülke gerçeklerini somut bir şekilde görür ve kendilerini sorumlu hissederek, enerjilerini toplumun kalkınmasına yönlendirirler.

GENÇLERİN ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN KORUNMASI

Gençlerin sağlığının bozulması ve zararlı alışkanlıklar edinmesi toplum sağlığı, ekonomi, kültür ve ahlak hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. .... .

Gencin yaşadığı yer, ailesinin ekonomik durumu gibi faktörlere bağlı olarak fiziki çevre koşullarındaki yetersizlik ki özellikle çalışan gençler açısından sağlık konusundaki yanlış yönlendirmeler ve tedavi yetersizlikleri gencin beden sağlığında etkili olmaktadır.

Toplum ve ailenin gençlik konusunda bilgi eksikliği, ailelerin parçalanması, okul sorunları ve arkadaşlık ilişkileri, eğitim ve meslek seçimindeki zorluklar ile başarısız istihdam politikaları gencin ruh sağlığını bozmakta dır. Bu bakımdan sağlık eğitimi, beslenme, rehberlik ve koruyucu sağlık hizmetleri bütün gençlik kesimlerini içine alacak şekilde genişletilmelidir.

Genellikle kopuk aile ilişkileri, sürekli kaygı ve sıkıntı yüzünden kırılmış olan idealleri, inançlarını kaybetmeleri, türlü nedenlerle içinde 'yaşadıkları sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel sistemlerden memnun olmamaları gibi ferdi, ailevi ve toplumsal nedenlerden ötürü gençler beyaz madde, alkol, sigara, fuhuş, kumar gibi kötü alışkanlık ve bağımlılıklar edinmektedir.

Zararlı alışkanlıkların giderilmesinde aile, okul, sağlık emniyet, adalet ve dini hizmet birimlerinin işbirliği içinde çalışmaları.çok önemlidir. Söz konusu alışkanlıkların giderilmesinde ve yerlerinin doldurulmasında başarı sağlanabilmesi için gençlere öncelikle milli, manevi, ahlaki, kültürel değerler ve ideallerin verilmesi gerekmektedir. .

Zararlı alışkanlıkları ve bağımsızlıkları özendirici kitle haberleşmelerine reklamlar vs. sınırlamalar konulmalıdır. Alkollü içeceklerin belli yerlerde satılması, yaş sınırının yükseltilmesi gibi ulaşmayı zorlaştırıcı tedbirlerle gençlerin zararlı alışkanlık ve bağımsızlıklardan kurtarılmalarına yönelik çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.

Zararlı alışkanlık ve bağımlılığı olan gençlere sağlıklarına kavuşmaları ve topluma kazandırılmaları için koruyucu tedbirler yanında, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri de sunulmalıdır.

Fuhuş ve evden kaçma gibi önem arz eden sosyal problemlere yönelik çeşitli tedbirler alınmalıdır.

SONUÇ

Günümüz Türk gençliğinin çeşitli kesimlerinde gerek kendilerine has, gerekse tamamında ortak olan bazı problemler ve devletten beklentiler söz konusudur.

Gençlerimiz, kendilerine sunulan hizmetlerdeki dengesizlik ile imkan ve fırsat eşitliğinin hafife alınması durumlarında sosyo psikolojik açılardan rahatsız olmakta, ümidini yitirmekte ve devlette olan güvenleri sarsılmaktadır. Hizmetlerin artırılmasından daha önce bu prensiplerin hayata geçirilmeye çalışılması daha güven verici, daha köktenci ve daha uzun dönemli bir çözüm olacaktır. Gençlerimizin en büyük ve öncelikli problemleri eğitim ve istihdam konularında yoğunlaşmaktadır.

Bugüne kadar yapılan bütün araştırmalar, gençlerimizin geleceklerinden endişe duyduklarını ve güvensizlik içinde olduklarım göstermiştir. Devletten en büyük beklentileri de bu noktalarda toplanmaktadır. 21. yüzyıl; her şeyin en iyisini, en güzelini ve en mükemmelini gençlerine layık gören milletlerin çağı olacaktır.

Türk Devleti, gelişmiş ülke gençliklerinin sahip oldukları bütün imkanlardan daha fazlasını "Asım'ın Nesli"ne sunmak zorundadır.

Pırıl pırıl bir "Türk Asrı ", sadece biri için bile tereddütsüz bütün dünyaların feda edileceği "Türk gençliğinin kalbinde, kafasında ve kollarında" yükselecektir.

Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı

Ziyaretçi Defteri
Anketler
Bağlantılar
Sık Kullanılanlara Ekle
Açılış Sayfası Yap
Tavsiye Et

ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM KÜLTÜR VAKFI GENEL MERKEZİ
- 2002

Adres : Strazburg Cad. 21/9 Sıhhiye - ANKARA
Telefon : 0 312 231 19 13 / 231 30 85 / Fax : 0 312 231 19 13 / 231 30 85
E- Posta Adresi : ocak@ulkuocaklari.org.tr