Yazdır
Mail Yolla
Yazı Boyutu
Aralık 2011 Türk Dünyası Değerlendirme Raporu
Ekim ayı sonunda Kırgızistan’da yapılan devlet başkanlığı seçimini kazanan Atambayev, 1 Aralık’ta yemin ederek resmen görevine başladı. 30 Ekim tarihinde gerçekleşen ve 16 adayın katıldığı cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında Sosyal Demokrat Partisi Lideri (SDP) Almazbek Atambayev oyların yüzde 62,52’si alarak, devlet başkanı seçilmişti. Atambayev’in resmen görev başlamasına birkaç gün kala Roza Otunbayeva, yeni bir cumhurbaşkanının göreve başlamasıyla Kırgızistan’da demokratik reformların seyrinin aynen devam edeceğini açıkladı. Basın toplantısı düzenleyen Otunbayeva, “Almazbek Atambayev’i 4 yıldır tanıyorum. Atambayev, yüksek ahlaki ilkelere sahip olan bir adam. Göreve başladığı anda ülkede gerçekleşmekte olan demokratik reformların seyrini devam ettireceğinden eminim. Yeni anayasayı kabul edip ülkenin gelişmesini kendi ellerimizle yeni istikametlere yönelttik. Bu işi bir kişi yapamaz, bu tüm ülke yapar.” dedi. Bağımsızlığını kazanmasının üzerinden 20 yıl geçen Kırgızistan’ın demokratik çalışmalar yapması umut verici bir gelişmedir. Bağımsız bir devlet olan Kırgızistan’ın bağımsızlığını da koruması demokratik reformlar kadar önemlidir. Yakın zamanda kardeş ülkemiz olan Kırgızistan’ın daha demokratik ve bölgede aktif bir ülke olmasını diliyoruz.
Petrol bakımından dünyanın en büyük rezervlerine sahip ülkelerden biri olan Kazakistan’da yeni petrol yatağı bulundu. Kazakistan’ın Aktobe Eyaleti’nde petrol çıkarımı alanında çalışmalarını sürdürmekte olan Güney Kore Petrol Devi KNOC, bölgede 11 milyon ton petrol rezervi olan yeni petrol yatağının bulunduğunu açıkladı. Güney Kore KNOC Petrol Şirketi yetkilileri, Kazakistan’ın petrol bölgesi Aktobe Eyaleti’nin kuzey batısında keşfedilen yeni petrol yatağının hacminin 11 milyon ton olduğunu ve ilk tahminlere göre, petrol yatağının civarında daha 17 ila 42 milyon ton petrole rastlanabileceğini bildirdi. Yeni petrol yatağının işletilmesi, Kazak-Güney Kore ADA Oil ortak Şirketine verildi. Şirket hisselerinin % 40’ı Güney Kore KNOC Petrol Şirketi’ne, % 60’ı ise Kazak tarafına ait olduğu biliniyor.
Sürgüne gönderilen bütün Kırım Türklerinin Kırım'a dönmesi için verdiği destansı mücadele ile ünlenen ve şu anda Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Nevşehir'e geldi. Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver'in davetlisi olarak Nevşehir’de bir takım etkinliklere katıldı. Kırım Türklerinin bağımsızlık yolunda simge isimlerinden biri olan Kırımoğlu, Nevşehir Belediyesi tarafından Şehitler Parkı içerisinde yapımı tamamlanan Kırım Anıtı'nın açılış törenine ve ayrıca aynı gün, Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi'nde, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Nevşehir Temsilciliğinin düzenlediği Kırım Tatar Türkleri Dans ve Müzik Gecesine katıldı. Kalbi Türklük ve Türkler için atan mücadele adamı Kırımoğlu’nun Türkiye’ye gelişi, Türk milliyetçileri için büyük bir heyecan kaynağı olmuştur. Kırımoğlu’na tüm çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Azerbaycan hükümeti, Dağlık Karabağ'ın Ermeni Topluluğu temsilcilerinin Azerbaycanlı toplulukla 28 Kasım’daki Berlin'de yapılan görüşmeye katılmamalarına ilişkin olarak görüş bildirdi. Cumhurbaşkanlığı İdaresi Sosyo-Politik Konular Şube Müdürü Ali Hasanov, ilişkilerin normalleşmesinde temel yönlerden birinin topluluklar arası görüşmelerin yapılmasının olduğunu söyledi. Hasanov, Bakü’nün bu konuya önem verdiğini belirterek, "Dağlık Karabağ'ın Azerbaycanlı topluluğu her zaman görüşmelere katılmaya hazırdır. Ama Ermenilerin görüşmelere neden gelmediklerini incelemek gerekir. Bu, Ermenilerin işgal politikalarına son vermek istemedikleri anlamına geliyor. Görüşmeleri de sorunun uzatılması amacıyla kullanıyorlar. Azerbaycan defalarca bu politikanın sonu olmadığını bildirmiştir. Bu, sonunda askeri çatışmaya yol açabilir" diye kaydetti.
Ali Hasanov, Azerbaycan topraklarını işgal edip, amaçlarına ulaştıktan sonra Ermenistan'ın hem resmi, hem de gayri resmi dairelerinin görüşmelerden kaçmaya, bununla mevcut gerçekleri uzatmaya çalıştıklarını söyledi. Halen Ermenistan işgali altında bulunan Dağlık Karabağ konusunda yapılacak olan görüşmelere Ermeni tarafının katılmaması ve hiçbir dayanaklarının olmaması işgalin ne kadar haksız olduğunun bir göstergesidir. Dünya üzerindeki yandaşlarının her türlü sıkıntısına el uzatan Batının bu olayı yok sayması ciddi bir sorundur. Bu işgalin en kısa sürede sonlandırılmasını ve kardeş ülkemize Azerbaycan’a ait olan toprakların iade edilmesini umutla bekliyoruz.
Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu tarafından Sabancı Kültür Merkezi'nde düzenlenen, "Bağımsızlığının 20. yılında değişen ve gelişen dünyamızda Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri" konulu konferansta konuşan Halaçoğlu, “Türk Birliği, yönetim tarafından hissedilmeli. Türk dünyası aslında bugün Rusya'nın eline bırakıldı. Batılı güçlerin Ortadoğu ile ilgili müthiş projeleri var. ABD binlerce kilometre öteden geliyor, Ortadoğu ve Asya'da bir takım politikalar yürütüyor. Ne işi var, önce bunu bir düşünelim. Peki, 1915'te İtalya, Fransa ve İngiltere gibi, çok sayıda ülkenin Anadolu'da ne işi vardı? Bizi ortadan kaldırmak değil miydi dertleri? Kim karşı durdu? Atalarımız göğüs gerdiler." dedi. Türkiye ile Azerbaycan'ın bir millet, iki devlet olduğunu ifade eden Halaçoğlu, Türkiye'nin Ermeni açılımıyla Kafkas topraklarını Amerika'ya açtığını öne sürdü. Halaçoğlu, Hocalı katliamının herkesin gözü önünde meydana geldiğine dikkati çekerek, "Orada içlerinde kadın, yaşlı ve çocukların da bulunduğu 613 kişi katledildi. Sadece Türk oldukları için katledildiler. Buna uluslararası hukukta 'soykırım' denir. Bize soykırım yaptığımızı söyleyenler, acaba Hocalı'ya neden soykırım demiyorlar-" dedi. Değerli tarihçimiz Yusuf Halaçoğlu bu konular üzerinde büyük çalışmalar yapmış bir bilim insandır. Yapmış olduğu tespitler ve değindiği konular üzerimizde oynan oyunların birer düğüm noktasıdır. Sayın Halaçoğlu’nun bu konular hakkındaki çalışmaları ve mücadeleleri ile sonuca varmayı yürekten istiyoruz.
Iraklı Türkmenler seslerini duyurmak için Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda (AP) bir araya geldi. Türkmenler istikrarlı, çok kültürlü ve barışçıl bir Irak yönetimi için Avrupa’dan destek istedi. Avrupalı yetkililer ise baskı altındaki Iraklı Türkmenlerin yanında olduğu mesajlarına yer verdi. AP’nin Bulgaristan Üyesi Metin Kazak’ın öncülüğünde bir araya gelen AP İnsan Hakları Alt Komisyonu, Irak’taki Türkmenlerin sorunlarını masaya yatırdı. AP çatısı altında ilk defa bu düzeyde ele alınan Iraklı Türkmenlerin sorunlarının bir an önce çözülmesini talep eden AP Milletvekili Metin Kazak, “Irak çok kültürlü yapısıyla Ortadoğu’nun kültürler merkezi konumunda. Çözümün kolay olmadığı biliniyor. Fakat biran önce barışçıl bir yapılanmanın hayata geçirilmesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Saddam döneminde 10 yıl sürgün hayatı yaşayan Irak Parlamentosu Türkmen Milletvekili Hasan Özmen ise Saddam dönemini “baskıcı” ve “totaliter” olarak yorumladı. Irak’ta daha güzel bir yaşam için Avrupalı yetkililerden yardım talebinde bulunan Özmen, başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin katledildiğini ve sürüldüğünü aktardı. Şiddet eylemlerine maruz kalan Türkmenlerin özellikle Saddam döneminde büyük eziyetler yaşadığını belirtti. Birmingham Üniversitesi’nden Prof. Stefan Wolff ve Prof. İbrahim Sirkeci de birer sunum yaptı. AP Üyesi Metin Kazak, yapıcı ve çözüm hedefli bir çalışmanın başlatılmasını ve Iraklı Türkmenlerin sorunlarının daha çok gündeme getirilmesini talep etti. Komisyonda söz alan Avrupalı yetkililer de bu toplantı ile farkındalık oluşturulmak istendiğinin altını çizerek “Türkmenlerin ve azınlık statüsünde olan halkların her zaman yanındayız. Elimizden geleni yapmaya hazırız.” değerlendirmesinde bulundu. Çoğunluğu Kerkük şehrinde olmak üzere Irak’ta 2 milyon Türkmen’in yaşadığı tahmin ediliyor. Türkmen nüfus hızlı bir şekilde Araplaştırılma tehdidi ile karşı karşıya. Demokratikleştirme adı altında Irak’a giren Amerika şu günlerde Irak’tan geri çekilmekte. Sonuç tabi ki fiyasko. Irak’a baskıcı Saddam yönetimini yıkıp düzeni sağlamak için gelen Amerika Saddam’ı yıktı evet ama şuan arkasında onlarca Saddam bırakarak geri dönmekte. Türkmenler için değişen hiç bir şey olmadı baskı şiddet ve asimile tehlikesi halen devam ediyor. Avrupa Parlamentosuna da taşından bu olayların en yakın zamanda Türkmenlerin lehine sonuçlanmasını beklemekteyiz.
Azerbaycan Talebe ve Mezunlar Birliği, 8 Aralık Perşembe akşamı Ankara Hukuk Fakültesi Cemil Bilsel Salonu’nda “Urmu Haykırıyor: Desem öldürerler, demesem ölerem” adlı konser ve dans gösterisi düzenledi. Programa Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Cavid Abdullahzade, Azerbaycan Büyükelçiliği Eğitim Ataşesi Doç. Dr. Necibe Nesibova, T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ndan yetkililer ve Türk Dünyası’ndan öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve Türkiye ile Azerbaycan Milli Marşlarının okunmasıyla başlayan program, kurutulan Urmu Gölü’nü anlatan bir sinevizyon gösterisiyle devam etti. Cavid Abdullahzade, Necibe Nesibova ve ATMB Başkanı Saday Alışov’un açılış konuşmalarının ardından, Azerbaycan halk oyunlarından oluşan dans gösterileri sunuldu ve Güney Azerbaycan’dan gelen değerli müzisyenler sahne aldı. Programa konuk olarak katılan Güney Azerbaycan’ın nadide sesi Cavit Tebrizli de konserin bir bölümünde sahneye çıkarak bir eserini seslendirdi. Dinleyiciler son olarak, Güney Azerbaycan’ın sesini rap müziğiyle dünyaya duyuran ve aynı zamanda Tebriz’in futbol takımı Tiraxtur / Traktör’ün marşını yapan Toratan’ın şarkılarıyla eğlendiler. Bu vesileyle, Azerbaycanlı öğrenciler hem halk kültürlerinden örnekler sundular, hem de Güney Azerbaycan’ın haklı davasını Türkiye’de haykırmış oldular. Kardeş ülkemiz Azerbaycan’dan gelen öğrencileri bünyesi altına alıp birlik beraberlik ruhu ile hareket etmeyi ilke edinen Azerbaycan Talebe ve Mezunlar Birliği ses getiren etkinliklerle Türk Dünyasına gönül vermiş insanlara güzel anlar yaşatmakta. Kültür ve sanat etkinliklerinin yayında Azerbaycan Türklerinin haklı davalarını da kamuoyuyla paylaşan bu birliğe çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Eski Turizm ve Tanıtma Bakanı ve Balıkesir milletvekillerinden, olan Türkiye’deki Kırım Tatar muhaceretinin lideri Dr. Ahmed İhsan Kırımlı 11 Aralık 2011 tarihinde Ankara’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Kırımlı mensubu bulunduğu Kırım Tatarları için büyük mücadeleler vermiş dernekler kurup milletine hizmeti bir borç bilmiştir. Kırımlı’nın aramızdan ayrılışı Türk Dünyasında derin bir üzüntü uyandırmıştır. Sayın Kırımlıya Allahtan rahmet diliyoruz.
Azerbaycan Yüksek Mahkeme Başkanı yaptığı açıklamada Ramil Seferov’un iade edilebileceğini söyledi. "Ramil Seferov’un iadesi uluslararası bir konudur ve devlet bu işle uğraşıyor. İki devlet arasında uzlaşma olursa, onun iadesi yapılabilir." diye bildirdi. Rzayev, Macaristan’la iadeye ilişkin bir anlaşmamızın olmamasının bu konuda belli sorunlar yarattığını söyledi. Ramil Seferov 2004 yılında NATO programları çerçevesinde Macaristan'ın Budapeşte kentinde yapılan askeri eğitimler sırasında Azerbaycan bayrağına hakaret eden Ermeni subayı Gurgen Markaryan’ı öldürdü. Ramil Seferov Budapeşte şehir mahkemesinin hükmü ile müebbet hapis cezası almıştı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, Ermenistan Devlet Başkanı’nın "Türk liderler er ya da geç Erivan’daki (sözde) soykırım anıtı önünde diz çökecekler" sözlerine tepki göstererek, "Ermenistan Devlet Başkanı, sonunda çizmeyi aşmış ve kendi onursuzluğunu ve katliamla özdeşleşen geçmişlerini kapatmak için şuursuzluğun batağına saplanmıştır." dedi. Bahçeli, "Ermenistan Devleti'nin biraz gururu ve şerefi varsa; soykırım aldatmasından önce; Azerbaycan topraklarını işgal eden kanlı eylemlerinden, vatanımızdaki mezalimlerden, Hocalı-da katlettiği masumlardan dolayı özür dilemeli ve topraklarımız üzerinde yaptığı hesaplardan ve taşıdığı heveslerden vazgeçerek nedamet göstermelidir" dedi. Sayın Dr. Devlet Bahçeli Milliyetçi Harekete yakışan bir üslupla Erivan’a gereken cevabı vermiştir. Ermenistan Devletinin bu şekilde şımarıkça hareketler etmesinin altında tabi ki Batılı devletlerden aldığı güven vardır. Tarihe kara bir leke olarak düşen Hocalı Katliamının bahsi bile edilmezken, yapılmamış, gerçeklikle alakası olmayan bir olay ortaya atılıp onun üzerinden siyaset yapmak fazlasıyla yakışıksız bir durumdur. Sayın Bahçeli’nin verdiği bu tepkiyi Hükümet katından da beklemekteyiz.
Dünyada ilk uzay üssü olarak bilinen Kazakistan’ın güney-batı bölgesinin Siriderya nehri kıyısında bulunan Baykonur uzay üssünden Rus askeri varlığı tasfiye ediliyor. İki ülke yetkili bakanlıkları tarafından imzalanan anlaşmaya göre, 2012 yılına kadar Baykonur’da bulunan Rus askerleri ülkesine geri gönderilecek. Bundan böyle, 1995 yılında kurulmuş olan 5. Askeri Bilim ve Araştırma Poligonu tarafından yürütülen çalışmalar durdurulacak ve Baykonur uzay üssünde sadece sivil çalışanlar kalacak. 1995 yılında kurulmuş olan Baykonur uzay üssünün, Rusya Federasyonu tarafından uzay çalışmalarının gerçekleştirilmesi için Kazakistan’dan kiralanmakta olduğu biliniyor. Kazakistan, kira ile uzay üssünü işler halde olmasını sağlayarak, uzay uzmanlarının yetiştirilmesi için altyapı oluşturma çalışmalarını sürdürülmesine imkân sağladı. SSCB’nin dağılmasına rağmen Orta Asya’da ki çoğu Türk Devletinde halen Rus etkiliğini görmekteyiz. Bağımsızlıklarının 20. Yılını yaşayan devletlerin artık kendi ayakları üstünde durma vakti gelmiştir. Bağımsız ve demokratik bir düzeni amaçlayan Türk Hükümetlerini destekliyor ve bu yolda güzel sonuçlar elde etmelerini diliyoruz.
Kazakistan’ın bağımsızlığının 20. Yılı törenle kutlandı. Bağımsızlık Sarayında düzenlenen törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev bağımsızlığın ardından ülkenin ekonomik açıdan büyüdüğünü anlatarak kişi başına düşen milli gelirin 16 kat arttığını söyledi. Kazanılan bağımsızlığın ardından ülkede hız verilen projelerle ülkenin bir güven ve istikrar merkezi haline geldiğini belirten Nazarbayev Avrasya Birliğinin somutlaşmaya başladığını sözlerine ekledi. Uzun yıllar Sovyetler Birliğinin ondan öncede işgalci devletlerin altında kalan Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanıp ardından bölgede gücünü hissettirecek hale gelen bir devlet olması Türk Dünyasını mutlu etmektedir. Her fırsatta Türkiye’yle kardeş devletler olduğunu belirten Nazarbayev’e çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Avrasya Üniversiteler Birliği tarafından, İstanbul Aydın Üniversitesi işbirliği ile Avrasya coğrafyasından liderlerin ana konuşmacı olarak katıldığı bir program düzenlendi. Konferansa katılan İskeçe seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, totaliter bir devlet olan Yunanistan'da Müslümanlara ait dini kurumlarla ilgili alınacak kararlarda kilisenin etkili olduğunu söyledi. Yunan hükümetin Batı Trakya'da cami yapımına izin vermediğini belirten Müftü Mete, ''Minare boylarının 7 metreyi geçmesi yasak. Bölgedeki Dolaphan köyü bu yüzden 700 bin Euro cezaya çarptırıldı'' dedi. Batı Trakya’da kalan ve bin bir zorlukla Türklük ve Müslümanlıklarını yaşamaya çalışan kardeşlerimizin sorunlarından biriydi sadece bu. Eğitim, kişisel, kültürel haklar konusunda da büyük sorunlar yaşayan Batı Trakya Türkleri var olma mücadelesi vermekte.
Meksika Senatosunda, Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili anlaşma maddelerinden oluşan karar kabul edildi.26 Şubat 1992 tarihinde Ermenistan silahlı kuvvetleri birliklerinin Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı’nın sivil halkına karşı saldırıya geçtiği ve uluslararası insan hakları kuruluşların tereddüt etmeden Soykırım olarak adlandırdığı olay sırasında genellikle etnik kimliğine göre yüzlerce insanın ölümüne neden oldukları kararda bildirilmektedir. Ermenistan’ın sadece 19 yıl önce yaptığı bu büyük katliamın adı bile Avrupalı devletlerin ağzında geçmezken Meksika’nın bu olayı gündemine taşıması muazzam bir dik duruş örneği göstermektedir.
Fransa Meclisi'nin, "Ermeni soykırımı" iddialarını inkâr edenlere hapis cezası öngören yasa tasarısını onaylaması, Azerbaycan'da tepkiyle karşılandı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tasarıya destek verenleri 'Ermenilerin daha yakın tarihte işlediği Hocalı katliamını' görmemekle suçladı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elman Abdullayev "Sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezası öneren yasa tasarısına destek veren milletvekilleri, dünyanın gözü önünde gerçekleşen Hocalı soykırımı meselesine de ciddi sahip çıkmalı." dedi. Olmayan olayları çıkarları doğrultusunda oldu gösterip olan şeylerin üstünü kapatan zihniyetlere inat Azerbaycan güzel bir cevap vermiştir. Eğer bir soykırım, işgal, hak ihlali aranıyorsa eğer Hocalıya bakılmalıdır.
Ülküdaşlarımızın bilgilerine arz olunur.
Etiketler: Türk Dünyası, Turan, Türkiye, Devlet Bahçeli, MHP, Nazarbayev, Azerbaycan, Hocalı, Azerbaycan Talebe ve Mezunlar Birliği, Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu, Türkmeneli, Kazakistan, Aktobe, Dağlık Karabağ, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, KKTC, Doğu Türkistan, Batı Trakya, Kırım, Ahmed İhsan Kırımlı, Abdulcemil Kırımoğlu, Atambayev,






















