|
Halide Nusret ZORLUTUNA
Şiirlerinden Seçmeler
Git Bahar
Sevmek
Mucize
Erzurum
Yalnız
Yakarı
Arz-ı Hal
Bir Çocuk Vardı
Duyuşlar
Git Bahar
Çekil bu gölgeli yolda gezinme,
Bahar bakışların yine pek sarhoş.
Yanılıp gönlüme misafir inme.
Kapısı kilitli, mihrabı bomboş
Mabettir orası, meyhane
değil...
Işıklar, kokular, sesler,
çiçekler...
Ömrünün her günü bir başka düğün,
Bülbüller koynunda açtı çiçekler
Güller dökülürler göğsüne bütün!..
Gerçekten güzelsin, efsane
değil:
Altınlı başında papatya
niçin?
Sarı saçlarına pembe gül takın
Git bahar...Gönlümde ibadet için,
Diz çöken kızları ürkütme sakın,
Kalbime girme, o kaşane
değil!..
Git bahar, git bahar !
Uzaklarda gül,
Denize renginden bırak hediye,
Ufuklarda gezin, semaya süzül...
Kalbime sokulma "Peymane!" diye,
Gördüklerin kandil, peymane
değil!
Sevmek
Sevmek...Delicesine, deliler gibi sevmek!
Kuş uçar gibi sevmek, gök gürler gibi sevmek.
Bir çocuk inancıyla inanarak,
kanarak
Ve bir günahkar fani azabıyla yanarak,
Hep onu arayarak baharda,
yazda, kışta;
Nihayet "Büyük Sır"ra ulaşmak bir bakışta.
O bakışta okumak aşkın
büyük adını,
Hep o büyük bakışta bulmak var olmanın tadını.
Sevmek: Hasta anneyi, altın
başlı yavruyu,
Baharı, yıldızları, göğü, güneşi, suyu...
Yürekten kopan ince bir
ahı, sever gibi,
Sevmek...Toprağı sever, Allah'ı sever gibi!
MUCİZE
Büyük kudretine pek çok inandım,
Seni ta içimden sevdim ben, Tanrım!
Gönlüme tecelli eyledin sandım;
Yavrumu bağrıma basarken, Tanrım!
Yüzü gülden pembe, güneşten
parlak,
Gözlerinin nuru sendedir mutlak,
Onun çehresinde sana tapınmak
Eğer bir günahsa affet sen, Tanrım!
Gönlüme taktım da neşeden
kanat,
Gözlerime doldu göklerin kat kat...
Her eserin güzel ve yüksek, fakat
Bu çocuk en büyük mucizen Tanrım!
ERZURUM
Senden ayrı, gurbet elde yıllardır,
Hasretini çekip durdum Erzurum.
Bir damla suyunda bin şifa vardır,
Ana yurdum, baba yurdum Erzurum.
Zorlu dedelerim kükrer
sesinde,
Ninemin gülüşü, gülern sesinde,
Tarihimin karanlık devresinde,
Hançerdin düşmana, vurdun Erzurum.
Gönülde sevgisin, damarda
kansın,
Çileli, fedakaâr, aziz vatansın,
Cümlü güzel şehirlere sultansın,
Tahtını kalbime kurdun Erzurum.
YALNIZ
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Karacaoğlan |
Esen boz rüzgâr mıdır?
İncecikten bir kar mıdır?...
Elifimi hatırlattı bana birden
Elif akla gelir de öbürleri
dururlar mı?
Sevgililer
Geldiler
Birer birer:
Bânu'm, Çağrı'm, Yağmur'um, Emrah'ım
Kuşattılar çevremi,
Kiminin kolları boynumda,
Kimi tırmanır dizlerime.
Birbirinden güzel, biribirinden tatlı.
Kim demiş ki yalnızım?...
Camların ardındaki rüzgâr mı, kar mı ?..
Kim bakar artık!
Güneşler doldu bomboş evime,
Gönlüm güneşe doğru kanatlı.
Sana sonsuz şükürler Allah'ım!...
25 Şubat 1973
YAKARI
Şüpheyle tereddütle yürek
yandığı anlar
Mahkûm ederim suçlu görüp kendimi kendim
Âlemlere şâmil keremin, mağrifetin var,
Sen affını çok görme benim Rabb'im Efendim.
Ruhum süzülür nur olarak
göklere bazen,
Bazen yedi kat yerlere batmış gibidir can.
Bir korkulu humma gibi kavrar beni isyan
Sen affını çok görme benim Rabb'im Efendim
Kurtar bizi zulmetten İlâhi
bol ışık ver,
Kahrolsun, uzaklaşsın o şeytan denen ejder.
Rabb'im sana ermek dileriz yolları göster,
Sen lûtfunu çok eyle benim Rabb'im Efendim
ARZ-I HAL
GECENİN BİR SAATİNDE
EŞİĞİNDE VARAN BENDİM.
KUŞLAR YUVADA, KURT İNDE,
KARANLIĞI YARAN BENDİM!
SABAHLARI ERKEN ERKEN
YÜREK HASRETLE YANARKEN
FİRKATİN BAHÇELERİNDEN
VUSLAT GÜLÜ DEREN BENDİM
BENDİM SEMA'DA DOLANAN
BENDİM ORADA NEY ÇALAN,
PARMAKLARIN UÇLARINDAN
NURU ALIP VEREN BENDİM
BENDİM KAPINDAKİ BAYRAK.
SENDİM BAHÇENDEKİ TOPRAK
YÜREĞİMİ YAPRAK, YAPRAK
HUZURUNA SEREN BENDİM.
HAYIR! HİÇ BİRİ DEĞİLDİM
HEPSİ BENİM HAYALLERİM...
DOLAŞARAK İKLİM İKLİM
DOĞRU YOLU SORAN BENDİM!
SENİ BULDUM ŞAHIM SENİ
TUT ELİNDEN ÜFTADENÎ!
KOMA KARANLIKTA BENİ
MEVLÂNA! AMAN EFENDİM !
BİR ÇOCUK VARDI
Yıllar yıllar öncesi ..
Bir tatlı çocuk vardı :
Bülbül sesiydi sesi ,
Gülüşleri bahardı !
Ümitti , emeldi o
Her şeyden güzeldi o
Dünyaya bedeldi o
Ve dünya ona dardı !
Derken bir koca dünya parçalandı
birden
Dağılıverdi ortalığa
Yalandan dünyacıklar
Ortaklık darmaduman
Ortalık perperişan
Ortalık kırık dökük , yamru yumru , düğüm düğüm ..
Nerde benim tatlı küçüğüm
?
Hangi yalandan dünyada kaldı ,
Hangi yalancı rüyaya daldı ? ..
( Ağustos 1979 )
DUYUŞLAR
I
Yolda yuvarlanan bir taş
Karşıki yapıya doğru.
Ne taşıdır?... Anlamak zor .!
Hiç Anadolu kokmuyor.
Bu taş benim taşım değil
Önümde tabak tabak aş,
Bardakta renkli renkli su,
Kim pişirmiş, Kim kotarmış?
İçinde acep ne varmış?...
Bu aş benim aşım değil
!
Bazı gözlerden akar yaş,
Benimsiyemem doğrusu!
Belli yürekten akmıyor,
Benim içimi yakmıyor...
Bu yaş benim yaşım değil
II
Tövbe ! Yanılmışım meğer
Üstünde izim, serteser.
Çocuğum, sen postunu ser
Bu yer Türk'ün öz vatanı.
Atalarım, kapısını
Açmış, yapmış yapısını,
Mühürlemiş tapusunu .
Bu yer Türk'ün öz vatanı
Kanla çizilmiştir sınır
Uzanan eli hemen kır!
Hak, hakikin yardımcısıdır.
Bu yer Türk'ün öz vatanı
Hayatı ve Mücadelesi
|