Ülkü Ocakları Eğitim Kültü Vakfı Genel Merkezi Anasayfa Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi

Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
16-03-2005
Tarihinden itibaren

kez ziyaret edilmistir.
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi

ARİF HOCAYLA DİYALOG

Uğultular. Kulak vınlamaları. Yollara Kürşad'lar uzanmış, ölü... Kılıç şakırtıları. Zaferler getiren atların nalın şıkırtıları. Çatalca'nın Inceğiz Köyü. Dudaklarda Hun Türküleri. Devler geçiyor, sarsarak köprüleri. Karda kışta ayazda ne işim var hatıralar ülkesinde. Bilemiyorum..!

Uğrayana imrenene, her mevsim,
Açıktır, açıktır kalbimiz bizim! ,,,

deyişi, hatıralar ülkesinin giriş kapısına asılmış.
Az ileride, buzlu yolun başlangıcında-:

Pişman olmaz kalan, gelip bu yurda...
Korkulmaz emânet etmekten burda,
Pamuğu ateşe, ateşi suya,
Kuzuyu kurda!

mısraları, hatıralar ülkesine ilk ayak basanlar için büyük bir itimat kaynağı . "Pişman olmazsın, gel. Korkma, gel yerleş temelli bu -Emânet et kendini hatıralar ülkesine. Gel, pişman olmazsın, gel." der gibi geliyor bu mısralar bana. Birden, durup dururken: "Delikanlım, heeeeey delikanlım;" nidası dolduruyor kulaklarımı. Ardından, "Hoş geldin yiğitim!" diyen tokça sesli bir Ülkü Devi karşılıyor beni.

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok... ;
Ben nasıl varım?
Ağla, ey Tanrı dağlarından ;
İndirilmiş Tanrım!

demeseydi, az kalsın tanıyamayacaktım o ağlamaklı sesi. Neden mi?
"İkonyum"u "Konya" yapan dille konuşurum
demeseydi, yüzüne bile bakmadan çekip gidecektim hatıralar ülkesinden Neden mi dediniz? Söyleyeyim:

Ben de, "Sangaryos"u "Sakarya" yapan dille konuşuyordum da ondan!

Haşir neşir oluyorum O'nunla birden. Yüreğim dolup dolup taşıyor O'na baktıkça. Dalıp gidiyorum bir ara. Bir düşünce sarıyor beni, acaba O'nun bu hatıralar ülkesinde ne işi var diye... Susturuyor O'nun düşünceli hâli beni. Düşüncem düşünceli hâline mağlûp oluyor. Hatıralar ülkesinin şâiri şiirine başlıyor:

Dokunmayın, üzerine
Gölge ettim kanadımı...
Ninni söyleyin adıma,
Uyandırmayın adımı;

Böyle emretti melekler,
Böyle emretti Yaradan:
Bir taşa verdim adımı,
Adsız girdim bu kapıdan.

"Adı yok." yazsın kalemler,
Bildiklerimi söyledim.
Bir yolcuyum ki yollarda
Aç kaldım adımı yedim.

Hatıralar ülkesinin adım saklayan şâiri neden saklarsın adını? Unutur mu hiç, .........ülkesinin insanları, senin adını. Adını...... ülkesine adayan çileli şâirim hey; Yetmez mi gayri, dil vermezliğin.adını gizlemekliğin.

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

diyen şâirin adı olmaz mı hiç? Hatıralar ülkesinde adın, varsın adsız olsun. "Adı yok." yazsın kalemler, ne çıkar. Ama ......... ülkesinde sana adsız demeğe dilimiz; adsız taş dikmeğe elimiz varmaz ki.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;
Yer yüzünde yer beğen
Nereye dikilmek istersen
Söyle, seni oraya dikeyim!

Küçücüktüm. Bayrağımın gölgesinde top oynardım. Bana göz kırpan bayrağımın nereye dikilmek istediğini nasıl bilebilirdim ki. Bana: tarihimi, şerefimi, şiirimi, he rşeyimi öğrettin. Minnettarım sana. Zaferler getiren atların yiğitleriyle otağ kurdurttu bana; Ötüken yaylasında, Mohaç ovasında, göz kırpışma göz verir oldum. Bayrağımın şairi Arif Nihat Asya' la uzaktan ahbâblık kurdum. Ya şimdi; Leylâsından ayrılmış Mecnûn misâli solgun benizli Arif Nihat Asyamı; böylesi al'dan uzak düştüğünü görmek.. Al'ına kurban olduğum Asyamı, böylesi sararmış solgun görmek..
Melekler ağlar, yapma bu işi, dediler.
Melekler ağlasın diye yaptım...
diye sitem edişini, serzenişte bulunuşu işitmek var ya, deliye divâneye döndürdü beni.
Asyam'a; gözü yaşlı, gönlü yaşlı giden Asyam'a bakamıyorum, feryat edesim geliyor. Onun mahzunluğuna. Ağlamak, yırtınmak bağırmak istiyorum. Asyam'ın yanına temelli uçmağa varmak istiyorum. Dursun kardeşimin İmamoğluyla birlikte, bana hatıralar ülkesinde "hoş geldin!" demesini istiyorum Ben, ben var ya, hatıralar ülkesinin temelli üyesi olmak istiyorum!

Asya'mın kuşkulu sesi isteklerimi sakin olmaya davet ediyor. Semâyi Bayrak şâirinin sesi dolduruyor:
" - Gözlerimi Ankara'ya kapadım denizlerin durgunluğuna açtım. Fakat türkü, kulağımın dibinde, hattâ içinde "Ankara'nın taşma bak." diye cin çın çınlamakta devam ediyor."

Duruyorum bir ara düşüncemi odaklaştırmaya çalışıyorum. Arif Hocam, ın işkillendiğini hissediyorum. Hocam'ın kulaklarını çınlatanın Alparslan Gümüş'ün, Yaşar Özcivlez'in ardından getirilen tekbirler olduğunu keşfediyorum. Milletçe huzursuz olduğumuzu belirtiyorum Hocam'a,

Hocam'ın teşhisi yerinde:
" - Bir gün gelecek huzurla koyun koyuna yatacağız. Üzerimize de huzur taşları dikilecek.

Huzur doğmasına doğacak., ama, sezaryen ameliyatıyla.

Belki de bize:

Anayı mı, çocuğu mu? diyecekler..."

Anladım aziz hocam. Yaşarlar, Alparslanlar sancılı ananın gocuklarıydı, anladım... Ama huzuru..

" - Huzuru getirebilecekler mi dersin
Evet götürdükleri gibi...
Yani nasıl?
Nasıl olacak... elinden, kolundan, yeninden, eteğinden çekip saçından sürükleyerek, bağırta çağırta..."
A.......... .......... ..........

Arif Nihat Asya'nın bu müjdesine sığınıyorum. Boynu bükük huzûr bekleyenlere, huzur içinde Tanrısına kavuşmayı özleyenlere, Arif Nihat Asya'nın muştusunu vermek üzere, Hatıralar Ülkesini, - Ülkü Devi'nin de iznini alarak - veda ediyorum. Ama; sadece, Hatıralar Ülkesine huzurlu gelebilmek için...

MEHMET ÇAĞATAY ÖZDEMİR

Töre / Şubat 1976

Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Sitemizle ilgili Görüş ve Önerilerinizi yazabilirsiniz...