Bilecik Ülkü Ocakları İl Başkanı İbrahim Bayraklı’nın yaptığı konuşma :

Değerli dava arkadaşlarım. Hepimizin bildiği üzere, ülkemiz zor ve karanlık günlerden geçmektedir. Büyük Türk Milleti üzerine, Son vatanımız Anadolu’da yapılan sinsi ve hain planlar, hedefine son sürat ilerlemektedir. Büyük bedeller ödeyerek, vatan yaptığımız topraklarda gözü olanlar, şeref konuğu olarak ağırlanmaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bebek katili-cani başına methiye düzenlerin katil ruhları, baş tacı yapılıp ödüllendirilmektedir. Bu söylediklerim kadar acı olan bir şey daha var ki… O da! Tüm bu olup bitenleri görmezden gelerek, ‘şehit gelmiyor’ diye sevinenlerdir. ‘Önce Vatan Diyen’ bizlerin, bu duruma kayıtsız kalması asla ve asla düşünülmemelidir! Umutların tükendiği yerde, Türk’ün kudretinin yeniden başlayacağını, unutma gafletinde bulunanlar, akıllarından şunu çıkarmasınlar: Ayaklar altına alındığı dile getirilen ‘Türk Milliyetçiliği’ dimdik ayaktadır. Mete Han ile tarih sahnesine çıkıp, Bilge Kağan’ın öğüdüyle Orhun kitabelerinde ruhunu bulan. Attila’nın kılıcıyla Avrupa’ya nam salıp, Alp Arslan’ın fetih ve gaza inancıyla yoğrulan. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ sözünü temel ilkesi kabul eden, Türk Milliyetçiliği dimdik ayaktadır! Dokularında, bu topraklardan çıkan Hayma Ana’nın hayır duası, Ertuğrul Gazi’nin liderliği, Dursun Fakih’in teşviki, Şeyh Edebali’nin tavsiyesi, Osman Gazi’nin atılganlığı bulunan, Nizam-ı Alem ülküsündeki Türk Milliyetçiliği, dimdik ayaktadır!

Saygıdeğer konuklar. Türk milliyetçiliğini, Avrupa’da ki ırk milliyetçiliği ve vatan topraklarımızda hain emelleri bulunan, bölücü milliyetçilik anlayışlarıyla aynı kefeye koymak, cahilane bir yaklaşımdan öteye gidemeyecektir. Bizim milliyetçilik anlayışımız, merhum Ziya Gökalp’in ırkçılığı reddeden, kültürel milliyetçilik düşüncesine dayanmaktadır. Bizim milliyetçilik anlayışımız, Başbuğumuz Alpaslan Türkeş Bey’in de ifade ettiği gibi, ‘Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur’ düsturundan hareket etmektedir. Hiç şüphe yok ki! Bu kutlu yolda, bizleri yıpratmaya çalışanların, en büyük projelerinden biriside, sıkı sıkıya birbirine bağlanmış Türk ve İslam kavramlarını ayırmaktır. Tarih boyunca, yüce dinimiz İslam’a en büyük hizmeti yapma onuruna ve Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın hadisine nail olma şerefine erişen, Müslüman-Türk milleti olmuştur. Yüzyıllar boyunca, Haçlı zihniyetinde Müslüman deyince Türk akla gelmiş, Türk deyince Müslüman algılanmıştır. Peki, Türklük ve Müslümanlık bu kadar iç içe geçmişken, neden sözde Müslüman geçinenler, Türk’ten rahatsız olmaktadır? Hiç düşündünüz mü? Asıl ırkçılığı yapanlar, Türk’üm diyeni faşist ilan edip, kendini Türk hariç bir kavramla tanımlayan, herkese sempatiyle bakanlar, değil midir? Bu konuda ki fikirlerimizi, Türk-İslam Ülkümüzün temel taşlarından Seyyid Ahmet Arvasi Hocamızın, şu sözleriyle özetlemek istiyorum: “İslamiyet’i ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir”.
Kıymetli ülküdaşlarım. Türk Milliyetçiliğinin bayraktarı Ülkücü Harekete, bu kritik dönemde, çok büyük görevler düşmektedir. Öncelikli yapmamız gereken yegâne şey, ölüm uykusunda bulunan milletimizi uyandırmak olmalıdır. Ve bizlere bu kutlu yolda, vatan ve millet sevgilerini ispat etmek zorunda olanların, vereceği en ufak bir akıl ve tavsiye katiyetle bulunmamaktadır. Bizlerin! Önümüze çıkan engellere karşı ‘Milli Mücadele Dönemi’nde ki ruh ve birlikteliği, aziz milletimiz nezdinde, yeniden sağlamamız gerekmektedir.Unutulmasın ki; Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar da Türk Milliyetçisiydi, 1970 ve 80’li yıllarda, ülkemizi ithal ideolojilerin, tehlikeli emellerinden koruyanlarda… Ve yine, ülkemizi bölmek isteyenlere karşı duracak en sert kaya, Ülkücüler ve Türk Milliyetçileri olacaktır. Düşmanlarımız bunun farkındadır! Ya bizler?

Artık kişisel küslüklerin, kırgınlıkların, menfaat ve çıkar çatışmalarının, bir kenara bırakılması gerekmektedir. Çünkü! Bir an bile olsun, kaybedecek vaktimiz kalmamıştır! Biz vatanı canından aziz bilenler, işte bu yüzden ‘ÜLKÜ DE BİRLİK’ diyoruz. Şayet geri dönüşü olmayan bu yolda; kendini vatansever, milliyetçi tanımlayan herkesin, Ülkü Ocakları ve Milliyetçi Hareket Partisi çatısı altında toplanması gerekmektedir. ‘ÜLKÜ DE BİRLİK’ çağırımızı merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in şu sözleriyle tamamlamak istiyorum: “Ben Türk Milletini; Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adaletle yarışa, birliğe, kardeşliğe; kısacası Hak yolu, hakikat yolu, Allah yoluna çağırıyorum”. UNUTMA Kİ:  SAHİPSİZ OLAN MEMLEKETİN BATMASI HAK’TIR. SEN SAHİP OLURSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR! NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE”.


Kategorisi: Genel

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter