21. Yüzyılda Propaganda – Kadir Canöz

Bahçıvanın, taze bir bitkinin filizlerini yeni bitkiler üretmek için toprağa dikmesi anlamındaki Latince “propagare” kelimesinden gelen propaganda ; günümüzde “bir bireyin veya grubun başka bireylerin veya grupların tutumlarını belirleyip biçimlendirmek, kontrol altına almak ve değiştirmek için haberleşme araçlarından yararlanarak ve bu bireylerin veya grupların belirli bir durum veya konumundaki tepkilerinin kendi amaçlarına uygun tepkiler şeklinde olacağını umarak giriştikleri bilinçli faaliyettir” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu tanımdan yola çıkarak propagandanın tarihine bakıldığında insanların toplu olarak yaşamaya başlamasıyla birlikte ortaya çıktığı söylenebilmektedir. Çünkü toplu yaşama, toplum içindeki her insana bir takım görevler yüklerken (vergi vermek, askere gitmek, kanunlara uymak vb.) ortaya ise, bir takım artı değerlerin çıkmasına (makam-mevki, sosyal statü, devlet imkânları, krediler, meslek vb.) neden olmuştur. İşte bu artı değerlerin dağıtımının kontrolünde söz sahibi olmak, iktidarı ele geçirerek diğer bireylerin eylemlerinde ve düşüncelerinde yönlendirici olmak isteyen insanlar o zamanlardan bu zamanlara kadar çeşitli etkileme yollarına başvurmuşlardır ki, bunlardan birisi de propaganda olmuştur.
Teknikleriyle, yöntemleriyle ve araçlarıyla günümüzdekine en yakın kullanımı dünya savaşlarıyla akabindeki soğuk savaş döneminde olmuştur. Ancak bireyleri ve toplumları etkileme çabaları tarihin hiçbir döneminde çok kolay olmamış; günün şartları ve teknolojileri işin içine dâhil edilerek bilimsel çerçevede, zor şartlarda yapıla gelmiştir. O tarihlerde yapılan çalışmalar günümüz çalışmalarının da temellerini oluşturmuştur.
İnsanları siyasi bir konuya veya eyleme ikna etmek amaçlı, siyasal seçim kampanyaları, kamuoyu araştırmaları, yüz yüze oy toplama (canvassing) ile kitle iletişim araçlarından oluşan propaganda ve iletişim faktörleri; mesajların dikkat çekici ve etkili olması için ise, ikna edici mesaj stratejileri gibi bazı teknikler geliştirilmiştir. Bunlardan ikna edici mesaj stratejileri ; mizah çekiciliği, cinsel çekicilik, mesaj tekrarı, korku çekiciliği ve kapıyı aralama tekniği olarak sıralanmaktadır.
Bu tekniklerden mizah çekiciliğinde, mesajların dikkati çekmesi ve akılda kalması için mizahi unsurlara yer verilmiştir. Mizahın kullanımı sayesinde mesaj hem basitleşmekte, hem daha kolay yayılmakta, hem de akılda kalıcı bir özellik kazanmaktadır. Günümüzde de mizah yüklü siyasi içerikli fıkraların ve karikatürlerin çoğunluğu bu amaçla ortaya atılmaktadır.
İkna amaçlı mesajların dikkat çekici olması ve akılda kalması için kullanılan bir diğer teknik; cinsel objelerden, güzel kadınlardan, yakışıklı erkeklerden ve cinsel içerikli fıkralardan yararlanılarak oluşturulan mesajlardır. Cinsel içerikli mesajlar toplumun en alt kademesindeki bireyden en üst kademesindeki bireye kadar herkese ulaşabilmekte, onların mesaja dikkat kesilmesine neden olabilmektedir. Bu amaçla siyasal içerikli mesajlarda cinsel içeriklerin kullanılmasına cinsel çekicilik denilmektedir.
İkna edici mesajların akılda kalması ve hatırlanması için onun her fırsatta her ortamda bıkmadan usanmadan değişik şekillerde (sloganlarla, bayraklarla, işaretlerle, renklerle, rakamlarla, tarihlerle, fıkralarla, karikatürlerle, afişlerle, pankartlarla, oluşturulan kahramanlarla, özel günlerle, anma yıldönümleriyle…) tekrar edilmesi gerekmektedir. Hatta Hitler’e ve propaganda danışmanı Gobels’e göre de toplumdaki en kalın kafalı bireylerin bile anlayabileceği kadar sık ve çeşitli şekillerde tekrar edilmesi gerekmektedir. Buna mesaj tekrarı denilmektedir ki; toplum ancak çok ve sık tekrar edilen mesajları hatırlayabilmekte, onu gerçeklik olarak algılamaktadır.
İkna edici mesaj stratejilerinden bir diğeri korku çekiciliğidir. Korku çekiciliği iletilmek istenen mesajlara korku içeriklerinin yüklenmesini ifade etmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalarda korku yüklü mesajların normal mesajlardan daha fazla dikkati çektiği ve hedef kitleler üzerinde etkili olduğu sonucu çıkmıştır. Bu nedenle etkilenmek istenen bireylere ve kitlelere yönelik oluşturulan mesajlara, dozajı ayarlanmak kaydıyla, çeşitli korku unsurları yüklenmektedir. Günümüzde hükümetlerin “Biz gidersek memur maaşlarını bile ödeyemezler”, “Ekonomik istikrar bozulur”, “Ülke kaosa sürüklenir” gibi sözleri veya “Türkiye Afganistan olur”, “Kavga başlar” gibi sözleri çeşitli düzeylerde korku içeren mesajlara örnekler oluşturmaktadır.
İkna edici mesaj stratejilerinden bir diğeri de kapıyı aralama tekniğidir. Bu teknikte, ilk başta insanların küçük bir isteğin yerine getirilmesine razı edilmesi hedeflenir. İlk istek yerine getirildikten sonra isteğin şiddeti ve büyüklüğü gittikçe artırılarak daha büyük isteklerde bulunulur. İnsan psikolojisiyle ilgili yapılan çalışmalarda, insanların doğaları gereği ilk isteği yerine getirdikten sonra arkadan gelecek daha büyük isteklere de olumlu yaklaşmakta oldukları bulgularına ulaşılmıştır. Onun için herhangi bir siyasi partinin yemeğine, mitingine, eğlencesine, konvoyuna veya başka bir etkinliğine katılan, hatta bir lira yardımda bulunan kişinin daha sonra o partiye üye olması, oy vermesi, taraftar olması veya on bin lira yardımda bulunması ihtimali daha yüksek olmaktadır. Yani insanların “azıcıktan bir şey olmaz” düşüncesindeki boşluktan yararlanılmasıdır.
Bu mesaj stratejilerinin hayata geçirilmesi ve uygulanmasında propaganda aracı olarak , kitap başta olmak üzere yergi yazısı, gazete, afiş ve bildiriden oluşan basılı yazı; radyo, hoparlör ve şarkılardan oluşan söz; fotoğraflar, karikatürler, alaylı resimler ve simgelerden oluşan resim; şenlikler, sportif ve dini içerikli yarışmalar, selamlamalar, cenaze törenleri ve tiyatro gibi görsellerden oluşan gösteri; sesle görüntüyü birleştiren sinema ve televizyondan oluşan görsel işitsel araçlar kullanılmaktadır.
Belirtilen bu geleneksel kitle iletişim araçları yanında yeni iletişim teknolojilerinden de yararlanılmaktadır. Geleneksel kitle iletişim araçlarının en önemli özelliği editör veya genel yayın yönetmeni adı verilen eşik bekçilerinden (hangi haberin yayınlanacağına karar veren görevli kişilerden) süzülen mesajların kamuoyuna aktarılabilmesidir. Bunun yanında internet ve sosyal medya gibi yeni iletişim teknolojilerinde ise; eşik bekçilerinin olmaması, haberi yapanın yayın yapabilmesi, içeriğin istenildiği şekilde belirlenebilmesi, yer ve süre sınırlaması olmaması, belirli bir zamanda servis edilme zorunluluğunun bulunmaması, kişiye ve genele özel yayın yapılabilmesi, hem yazı hem fotoğraf hem de video eklenebilmesi, mesajı alanların düşüncelerini geri bildirim olarak iletebilmesi, mesai mefhumunu ortadan kaldırması ve propagandanın altın kuralı olan “mesaj tekrarının” değişik şekillerde (resimlerle, karikatürlerle, videolarla, özlü sözlerle, sloganlarla, makalelerle, ilgili olaylarla, fıkralarla…) sınırsız olarak uygulanabilmesi mümkün olmaktadır.
Yirmi birinci yüzyılı yaşadığımız şu günlerde propagandanın altın kurallarında önemli bir değişiklik yaşanmasa da gelişen teknoloji sayesinde propagandanın araçlarında büyük çeşitlilik yaşanmaktadır. Bu çeşitlilik ise, propaganda yapanlara bir sürü kolaylıklar sağlarken, aynı imkanları herkese sunması nedeniyle zorluklar da yaşatmakta ve siyasal mesaj kirliliğine imkân vermektedir. O nedenle günümüzde propaganda yapanların yeni iletişim teknolojilerini hem profesyonelce hem de çok yoğun şekilde kullanmaları propagandada ki başarı oranlarının artmasına neden olacaktır.
KAYNAKÇA:
Brown, J.A.C. (1992). Siyasal Propaganda, (Çeviren: Yusuf Yazar), Agaç Yayınları, İstanbul
Domenach, Jean-Marie (2003). Politika ve Propaganda, Varlık Yayınları, İstanbul
Kalender, A. (2005). Siyasal İletişim, Çizgi Kitabevi, Konya
Qualter, T.H. (1980). “Propaganda Teorisi ve Propagandanın Gelişimi”, (Çeviren: Ünsal Oskay), A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt: 35, Sayı: 1-4, s.255-307


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter