2016’yı Geride Bırakırken…

 

2016 yılı ülkemiz ve bölgemiz açısından ne yazık ki talihsizliklerle, acılar ve ihanetlerle dolu bir yıl olmuştur. Türkiye 2016 yılı içerisinde iki seçim, bir darbe girişimi atlatmış ve maalesef terör örgütlerinin kanlı eylemlerine sahne olmuştur. Bu aziz topraklar üzerinde hevesleri dinmemiş olan emperyalistlerin ve onların sahnelediği oyunlarda rol kapabilmek adına birbirleriyle yarışa giren işbirlikçilerin gayretleri hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’yi içeriden ve dışarıdan kuşatmak isteyen odaklar akla hayale gelmedik yöntemlerle, ülkemizi boğmak, milletimizi sindirmek için elindeki tüm enstrümanları kullanıyor. Türkiye’yi bir ateş çemberine hapsetmek isteyenler, Türk milletini var eden değerleri hedef alıyor; sadece asimetrik bir savaşı değil; aynı zamanda psikolojik. kültürel ve ekonomik bir savaşın da içerisinde bulunuyoruz. Düşman sinsi, oyunlar zorludur.
15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi, Türkiye’nin içten içe nasıl kuşatıldığını ve devletimizin kademe kademe nasıl ele geçirildiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Yıllar yılı ‘hizmet’ adı altında vatandaşlarımızın dini hassasiyetlerini sömüren cemaatin aslında uluslar arası bir şebeke olduğu herkes tarafından açık bir şekilde anlaşılmıştır. 15 Temmuz gecesi milletimizin vergileriyle alınan tanklar ve uçaklarla milletimizin üzerine ateş açılmış, 249 kahramanımız şehit olmuş, binlerce insanımız da gazi olmuştur. Türk milleti bu melun girişimin karşısında dimdik durmuş, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri darbecilere boyun eğmemiş ve bu mezkûr hareket kısa süre içerisinde bastırılmıştır. Türkiye’yi teslim almak isteyen fitneciler başaramamış, Türk milletinin sağduyusu ile ülkemiz büyük bir badire atlatmıştır.
2003 yılında Irak’ı işgal eden ve bu ülkeye ölüm ve kargaşadan başka bir şey getirmeyenler; yanı başımızdaki Suriye’de PKK’yı tahkim ediyor. Suriye’nin kuzeyinde bir kanton oluşturma hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, Barzani bağımsız bir devlet olmak için girişimlerini sürdürüyor. Irak ve Suriye’de bin yıldır mukim bulunan Türkmen varlığı yok edilerek, Türkiye’nin alanı daraltılıyor. Etrafımızda emperyalizme kuklalık edecek yapıların kurulması için gereken lojistik destek, ne hazin ki ülkemizde bulunan üslerden temin ediliyor. Türkiye ile ‘müttefik’ ve ‘dost’ olduğunu iddia eden ne kadar ülke varsa; o kadar çok hesabın olduğu da bir şekilde ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz hafta Rusya’nın Ankara Büyükelçisi’ne düzenlenen suikast; yabancı unsurların yerli unsurlardan da faydalanmak suretiyle ülkemizi bir hesaplaşma alanına çevirme girişimlerinden yalnızca birisi olmuştur.
Tarihi boyunca büyük badireler atlatan ve binlerce şehit veren milletimiz, geride bıraktığımız bir yıllık süreçte zorlu ve şanlı bir mücadele ortaya koymuştur. Kahpece ve kancıkça saldırılar ile yiğitlerimiz, vatan ve millet yolunda canlarını feda etmişlerdir. Gazi milletimizin, şehit evlatlarının acıları taze, özlemleri derindir. Bizlere canları pahasına emanet ettikleri vatanımız, bayrağımız ve birliğimiz namusumuz; geride bıraktıkları anaları anamız, babaları babamız, evlatları evladımız, eşleri bacımızdır. Emanetlerini koruyup yaşatmak vazifemiz, ailelerine olan minnetimiz borcumuzdur. Türk Milliyetçileri ilelebet, bunların farkında olarak, şühedanın aziz hatırasına sahip çıkacaktır.
Türkiye sevdası daim ve karşılıksız olan Ülkücüler, yaşanan gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmekte; meseleleri tüm boyutlarıyla analiz ederek, en doğru ve en milli bakış açısına sahip olmaya çalışmaktadır. Ülkemizin ve bölgemizin sürüklendiği uçuruma düşmemek; sömürgeci zihniyetlerin meşum faaliyetleri karşısında uyanık olmak ve Türk milletini tehlikeler karşısında uyarmak için elimizde bulunan imkânları zorlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ülkü Ocakları olarak Türk milletinin son kalesi, son ümidi olduğumuzun farkında ve yüklendiğimiz mesuliyetin ciddiyetinin bilincindeyiz. Türk gençliğinin milli ve manevi değerlerle mücehhez; ilkeli, ahlaklı ve ülkü sahibi olarak Türkiye’nin ufkunu aydınlatacak; eksikliklerini giderecek ve ümidini artıracak bir şekilde yetişmesi için gayret gösteriyoruz. Cehaletin felaketini bildiğimiz, ülküsüzlüğün tahribatını gördüğümüz için gençlerimizin eğitim-öğretim hayatında başarılı olması ve ülkemizin kaderinde söz sahibi olacak mevkilere ulaşmasını önemsiyor, bu konuda proje odaklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kültür ve sanat içerikli faaliyetlerimizle manevi boşluklarımızı gidermeye, milletimizin moralini yükseltmeye çabalıyoruz. İletişim çağında olmamız hasebiyle sosyal medya başta olmak üzere her türlü yazılı ve görsel medyayı en etkin şekilde kullanıyor ve gündemin belirlenmesinde pay sahibi oluyoruz. Bilgi yarışmaları, bölgesel çalıştaylar, özel eğitim programları ve burs projelerimiz artarak devam ediyor. Türk Gençliği’ni tehdit eden ve her geçen gün kullanım yaşı düşen uyuşturucuya karşıda etkin mücedelemizi sürdürüyoruz. Milletimizin kanının kirletilmesine ve geleceğimizin zehirlenmesine, asla müsaade etmeyeceğiz. Toplumumuzun kanayan yarası haline gelen uyuşturucuya karşı milli bir bilinç oluşması ve kamuoyunun bu noktada yönlendirilmesi adına çalışmalarımızı hızlandıracağız. Öte yandan Irak ve Suriye’deki soydaşlarımıza gerek ülkemizde gerek sınır ötesinde maddi yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyor; yaralarını bir nebze olsun sarmak için uğraş veriyoruz. Son olarak geçtiğimiz günlerde 40 tırlık bir yardım konvoyumuz Halep’li soydaşlarımıza ulaştırılmıştır. Dünya Türklüğünün acılarına ortak olmaya ve yaşadıkları problemleri gündeme getirmeye büyük özen gösteriyoruz.
Ülkücüler, Türkiye’nin güçlenmesi, Türk milletinin varlığını refah içerisinde sürdürmesi için her anını bu ülküye uygun olarak değerlendirecek, ‘Yüksek vasıflı bir Türk’ olma gayretini asla elden bırakmayacaktır. Yaşadığımız olumsuzluklara rağmen, umudumuzu asla kaybetmeden faaliyetlerimizi artırarak yolumuza devam edeceğiz. Şartlar ne kadar karmaşık, ihanet ne kadar büyük olursa olsun Türk milletinin çelikten yumruğu karşısında ezilmeye mahkûm olacaktır. Ülkücüler, asla yeise kapılmadan şehit kanları ile sulanmış aziz vatanımızın refahı ve Ay-Yıldızlı Al Bayrağın daim dalgalanması için hiç bir fedakarlıktan geri durmayacaktır. Gerekirse, milletimiz ve vatanımız için kanımızı akacak ama asla mücadelemiz son bulmayacaktır. Türk Devleti’nin ebediyen yaşaması, Türk Milleti’nin mutlu yarınlara ulaşması adına yaşanan acılar öfkemizi bileyecek fakat Ülkücüleri davalarından döndüremeyecektir. Türkiye’yi her türlü tehlike ve tehdide karşı ebed müddet savunacak ve binlerce yıllık ülkülerimizi muştulayacağız. Ülkücü Hareket var oldukça şerefsizlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Birlik ve beraberlik içerisinde her türlü zorluk aşılır, kardeşlik duygusuyla tüm yaralar sarılır; Cenab-ı Allah birliğimize ve kardeşliğimize zeval vermesin. Bu duygu ve düşüncelerle geçtiğimiz yılın muhasebesini yaparak girdiğimiz 2017 yılının ülkemize, milletimize ve Türk-İslam âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

 

Olcay Kılavuz
Ülkü Ocakları Genel Başkanı
31 Aralık 2016


Kategorisi: Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter