20.Yüzyıl Türk Dünyası Millet ve Milliyetçilik Çalışmaları Panoraması Üzerine Bir Derleme – Rabia Aslıhan Türkmen

20. YÜZYIL  TÜRK DÜNYASI MİLLET ve MİLLİYETÇİLİK ÇALIŞMALARI  PANORAMASI ÜZERİNE  BİR DERLEME

Rabia Aslıhan TÜRKMEN

                                      ” Milletleri Yaratan Milliyetçiliktir..”

                                                                 Ernest Gellner  

Milliyetçilik literatürü, milliyetçilik fikri ve milliyetçilik hareketlerini bir olgu olarak nedenleri ve sonuçları bağlamında çeşitli ayrımlara tabi tutarak açıklamıştır. Etkisi altında bıraktığı alanları tanımlamak, kesitlere ayırarak açıklamak adına böyle bir ayrımın yapılması milliyetçiliğin tanımlanması ve anlaşılması açısından oldukça önemlidir. 19. Yüzyılda başlayıp çeşitli nedenlerle şekillenerek tüm dünyada  20. Yüzyıldan sonra egemen olan bir fikir sistemi olarak milliyetçilik, çeşitli dalgalarla dünya geneline yayılmış ve birçok alanı etkilemiştir. Milliyetçilik düşüncesi ekseninde cereyan eden hadiseler bu düşünce ekseninde biçimlenmiş ve sonrasında bir olgu olarak dünyanın farklı yerlerinde çeşitli olayların mutlaka nedenleri ve sonuçları içerisinde yerini almıştır. Bir ideoloji, siyasal görüş ve siyasi bir hareket olarak milliyetçilik, bu bağlamda dünya genelinde 20. Yüzyıl dünya tarihinin anahtar kelimesi halini almıştır.

19. Yüzyıldan sonra gelen ve yaşanılan siyasi ve sosyo-ekonomik gelişmeler neticesinde ”Milliyetçilik Çağı ” olarak adledilen 20. Yüzyıl, milletlerin yürüttükleri milliyetçilik çalışmaları için de tarihte önemli bir zaman dilimini ifade eder. 20. Yüzyılda tüm dünyada ”Milliyetçilik, ulusu ve ulus devleti kurma, emperyalist politikaları meşrulaştırma, emperyalizme karşı ulusal bağımsızlık mücadelesini geliştirme gibi pek çok amaç için kullanılabilen bir ideoloji ve siyasal hareket haline gelmiştir. ” Bu bağlamda 20.Yüzyıl, dünya tarihinde önemli hadiselerin yaşandığı mühim bir zaman dilimini ifade etmesi açısından siyasal, sosyal ve iktisadi bilimlerin önemle üzerinde çalışma yaptıkları bir dönem olmuştur. Bu dönem Dünya devletlerinin hemen hemen hepsinin sınırlarının yeniden şekillendiği, sosyal, siyasal, kültürel değişikliklerin birbirini tetikleyerek etkilediği bir yüzyıl olarak dünya tarihinde değişimlerin ve dönüşümlerin yaşandığı bir yüzyıl olarak tarihin sayfalarına nakledilmiştir. Milliyetçilik bu zaman diliminde yaşanılan hadiselerde önemli bir belirleyici unsur, kitleleri harekete geçirmesi bağlamında da önemli bir fikir sistemi ve hareket mekanizmasıdır.

Milletlerin milliyetçilik hareketleri, milliyetçilik fikrinin daha yeni seyretmeye başladığı dönemden beri birbirini etkileyerek ve tetikleyerek ilerlemiştir. Milletlerin milliyetçilik hareketleri başka milletleri de etkilemesiyle milliyetçilik fikri 20. Yüzyılda toplumlarda belirleyici bir unsur olması hasebiyle toplum bilimlerinin de mutlaka üzerinde durması gereken bir konu olmuştur. Milliyetçi fikir hareketleri toplumlarda siyasi, iktisadi, kültürel vb. birçok unsuru tetiklemesi, etkilemesi ve şekillendirmesi bağlamında dünyanın yapısını da yine bu unsurlar açısından yeniden şekillendirmiştir.

Milliyetçi fikir sistemi ve hareketi tarihi süreç itibariyle toplumsal hayatta ortak bir ulus kimlik inşası yolunda mühim fikir ve işlevleri olan bir ideoloji olarak varlığını sürdürmüştür. Bu fikir sistemi 20. Yüzyıl gibi dünyanın en önemli hadiselerinin yaşandığı bir dönemde dünya genelinde ve tabiki Türki Cumhuriyetler ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağlamında da önemli düşünsel ve eylemsel hareketleri meydana getirmiştir.

Batı ve doğu toplumlarında milliyetçilik olgusunun ortaya çıkması farklı süreçlerde farklı olaylar neticesinde meydana gelmiştir. Yaşanılan hadiseler siyasi, iktisadi, kültürel vb. birçok noktaya tesir ettiği gibi edebi hayatada yansımalar olmuştur. 20. Yüzyılda dünyada yaşanılan gelişmelerden en çok etkilenen topluluklardan olan Türklerin bu zaman diliminde yaşadıkları siyasal olaylar ve bu olayların edebi hayattaki yansımalarına yazımız içerisinde kısaca değineceğiz.

* * *

20. Yüzyıla kadar  dünyanın birçok yerine yayılan ve bir çok bölgeyi yurt yapan Türkler dünya genelinde yaşanılan siyasi, sosyal, iktisadi vb. yaşanılan gelişmelerden en çok etkilenen milletlerden biri olmuştur. Bu yüzyıl Türk Dünyası açısından da çok önemli bir zaman kesitini ifade eder. 20. Yüzyıl başlarında yıkılan Osmanlı Devleti milliyetçilik hareketlerinin etkisiyle bir çok ulus devletinin kurulmasını meydana getirmiştir. Osmanlı Devleti sınırlarında vukuu bulan milletçilik hareketleriyle birlikte başta Türkistan olmak üzere Türklerin yaşadığı diğer bölgelerde de milliyetçilik hareketleri 20. Yüzyıl boyunca devam etmiştir. Türklerin bu süreçte tarih sahnesinde oynadıkları rol oldukça önemlidir. Türklerin başta  Anadolu coğrafyasında yürüttükleri milliyetçilik hareketleri Asya, Afrika Balkanlar bir bütün olarak Türk Dünyasındaki Türkler ve diğer esir milletlere de örnek olmuştur.

Anadolu Türkleri bu zaman kesintinde milliyetçilik adına önemli çalışmalarda bulunmuştur.  20. Yüzyılda zorlu şartlarda milliyetçilik hareketlerini yürüten Rus hakimiyetinde olan Türklerin durumları oldukça vahimdir. 20. Yüzyılda Rusya’da yaşanılan gelişmeler, dünya genelinde millet ve milliyetçilik faaliyetleri, Türklerde siyasi bir örgütlenme fikrini meydana getirmiş ve başını çeken önemli isimler önderliğinde çalışmalara girişilmiştir. Bu bağlamda millet şuuru ve milliyetçilik düşüncesi ekseninde toplanan Türkler kitap, dergi, gazete, yeni okullar gibi eğitim ve kültürel faaliyetlerin yanında kendi haklarını savunacakları siyasi oluşumlar kurmayada başlamışlardır. Millet, milliyetçilik, milli şuur bilincinin canlanması ve yayılmasında dönemin en önemli aracı olarak çıkarılan gazete ve dergileri görmek yanlış olmaz.

20. Yüzyılın başlarından itibaren Türk Dünyası Kırım’da daha evvelden de çıkarılmaya başlanılan Tercüman Gazetesinin yanında ”Millet ve Vatan Hadimi ”, Kazan’da; ”Vakit, Şura, Kazan, Muhbiri, Tan Yıldızı, Azat Halk, Ülfet, Beyanü’l-hak ve Yıldız”, Azerbaycan’da; ”Hayat, İrşad, Füyuzat, Terakki ve Molla, Nasrettin,” Kırgız- Kazak ilinde ”Kazak”, Özbekistan’da ” Terakki, Hurşid ve Şühret, Türkmenler arasında ise Mecmua-yı Mavera-yı Bahr-ı Hazar adlı gazete ve dergiler milli uyanışa ve milliyetçilik hareketlerine öncü olmuşlar, bu çalışmalarla milli aydınlanma ve şuurlanma yolunda da büyük gayretler göstermişlerdir. Millet ve milliyetçilik hareketleri özellikle eğitim ve kültür alanında hızla ilerlerken Türkler arasındaki bu çalışmaları önlemek adına dönemin güçleri tarafından sıkı önlemler alınmıştır. Özellikler Rus güçler, ummalı çalışmalarla devam eden ve milli uyanışı canlandıran dergi ve gazeteleri kontrol altına alıp açılan okullarada tedbirler getirmiştir. Bu dönem Türk milliyetçliği fikir hareketinin öncüleri, milli aydınların önü kapatılmış bir çoğu yaptıkları çalışmalar neticesinde tutuklanmış kimileri sürgüne gönderilmiştir.” Bu dönemde Azerbaycan’da Mehmet Emin Resulzade daha önce Ahmet Ağaoğlu’nun Difai derneğinde görev alan kadro ile birlikte 1911 yılında Müsavvat Partisini kurar. Parti Azerbaycan’ı Rus idaresinden kurtarmak ve İstanbul’un himayesinde Türk birliği fikrini gerçekleştirmek üzere kurulmuştur. Müsavvat partisi kısa zaman içinde hızla gelişmiş,  1919  ” Bir defa yükselen bayrak, bir daha inmez ” sloganıyla Azerbaycan’ın istikbalini kazanmasında en önemli rolü oynamıştır.” Azerbaycan Türklerinden dönemin siyasi olaylarından çokca etkilenen ve bir çok Türkün hayatının kaybetmesiyle sonuçlanan siyasi olaylarla birlikte yaşanılan Bolşevik İhtilali (1917) neticesinde seyreden siyasi gelişmeler Türklerin milliyetçilik hareketlerini yapmasında etkisi olmuştur. İhtilalle birlikte gelişen olaylar milletlerin kendi devletlerini kurabilmelerine hak sağlamıştır. Bu hakla birlikte milliyetçilik hareketleri hızlanmış ve Türkler bulundukları bazı bölgelerde kendi devletlerini kurmuşlardır. ( Başkurt Muhtar Cumhuriyrti, Kırım Milli Cumhuriyeti, Alaş- Orda Kazak Cumhuriyrti gibi.) Fakat ihtilal neticesinde değişen siyasi gelişmeler, izlenilen farklı politikalar bu devletlerin devamlılığına olanak sağlamamıştır. Siyasi iktidara karşı Türkler bu sefer milli ayaklanmalarla ( Basmacı Hareketi gibi)  milliyetçilik hareketlerine devam etmişlerdir. Bu ayaklanmalar kısa bir süre sonra tüm Türkistanı kaplamış ve Türkler istiklalleri için çok mühim mücadeleler vermişlerdir. Bu milliyetçilik hareketlerinin bastırılması ve Türklerin bulunduğu bölgelerin Sovyetleştirilmesi uzun sürmemiştir. Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Tacikistan Türklerin yaşadığı yoğun bölgelerde Sovyet Sosyalist Cumhuriyrtleri kurulmuştur. Türklerin milli bilincinin zayıflatılması ve ayaklanmaların önlenmesi adına önemli çalışmalarda bulunulmuştur. Örneğin bir bütünlüğü adleden Türkistan yerine Orta Asya coğrafi terimi kullanılmaya başlatılmıştır. Bu bölgeler arası birilik ve bütünlüğün sağlanması zayıflatılmış ve özellikle Türkiye Türkleriyle her türlü bağlantı dönemin siyasileri  tarafından engellenmiştir. Onları Türkiye Türklerinden ayırmak için Kazak, Kırgız, Özbek, Azeri, Tatar gibi isimlendirerek Türklük kimliklerini ört pas etmişlerdir. Hatta onlara farklı milletler muamelesi yapıp farklı diller ve kültürler faaliyetlerine yönlendirerek birlik ve bütünlük bilincini kırmaya çalışmışlardır. Tabiki dönemin mühim Türk milliyetçisi aydınları bu faaliyetlere teslim olmamış ve milliyetçilik hareketlerini sürdürmeye çalışmışlardır. Türk milliyetçisi birçok aydın, yazar, şair milletlerinin milli bilincini uyanık tutmak için şiirler yazmış gazete ve dergiler çıkarmaya gayret göstermişlerdir. Lakin onlarda ağır baskılar ve işkencelere tabi tutularak bu çalışmalarında devamlılık gösterememişlerdir. Birçok Türk milliyetçisi aydın, şair, yazar, din adamı tutuklanmış ağır işkencelere tabi tutulmuş ve öldürülmüştür. Bununla birlikte eserleri yasaklanmış, milli direniş ve diriliş tamamen engellenmeye çalışılmıştır. Ağır işkenceler, sürgünler, katliamlarla geçen Türk milletinin bu süreçte yaşamları büyük zorluklar altında gerçekleşmiştir. 1991 yılına kadar geçirdikleri birçok siyasi olay neticesinde dağılan SSCB’den ayrılan Türk toplulukları nihayet kendi devletlerini kurabilmişlerir. Azerbaycan, Türkmenisten, Kırgızistan, Kazakistan gibi Türk Cumhuriyetleri esaret hayatından kurtulabilmiştir. Lakin aynı şey Çin hakimiyetinde bulunan  Doğu Türkistan için söz konusu olmamıştır. 20. Yüzyılda en ağır bedellerden birini ödeyen Ata Vatan Doğu Türkistan Çin zulmüne karşı amansız bir mücadele vermiştir. Haklarının gasp edilmesi ve milliyetçilik hareketleriyle isyan eden Türkler 1933 yıılnda Doğu Türkistan Cumhuriyetini kurmuşlardır. Yaşanılan siyasi çekişmeler Türklerin sürekli istiklal mücadelesi vermeye zorunlu tutmuştur. Bu süreçte birçok Türk milliyetçisi hayatını kaybetmiş ve Çin’e esir düşünler olmuştur. Doğu Türkistan Çin’e bağlı bir eyalet olarak kalmıştır. 20. Yüzyılda milliyetçilik hareketlerinin vukuu bulduğu bir başka Türk bölgesi de İran’ın kontrolündeki Güney Azerbaycan’dır. Bu bölgedeki Türkler ilkin 1906 yılında Settar Han’nın önderliğinde bir Türk şehri Tebriz merkezli olarak milliyetçilik hareketlerine başlamışlardır. Bu dönemde yine amansız bir istiklal mücadelesi veren Türklerin bölgedeki siyasi güçleri rahatsız etmesi ve sürdürülen milliyetçilik hareketlerinin Kuzey Azerbaycan ve başka bölgelere de sirayet etmesinden korkulması üzerine bastırılmıştır. Lakin Türkler bu çalışmaları sonlandırmamışlar, 1920  yıllarında mücadeleleri başarıya ulaşmış, Güney Azerbaycan’ı içine alan Tebriz başkentli Azadistan isimli bir Türk devleti kurmuşlardır. İran’ın ırkçı politikaları ve Rusya’nın baskıları neticesinde uzun ömürlü bir devlet olamayıp varlığını idame ettiremeyerek yıkılmıştır. 1945 yılında İran’a bağlı Muhtar Azerbaycan Cumhuriyeti kurulsada onunda ömrü kısa olmuş ve bu bölgedeki Türkler İran’ın baskıcı politikalarına maruz kalarak hayatlarını idame ettirmeye çalışmışlardır. Zorlu şartlar altında yaşayan Türklerin milli bilinci kırılmaya çalışılmış, Türk- Türkçe gibi milliyetçi ifadeler yasaklanmıştır. Türklerin her türlü milliyetçilik faaliyetleri diğer esaret altında bulunan Türkler gibi önlenmeye ve yok edilmeye çalışılmıştır (Karakaş: 2, 280-288).

*    *    *

20. Yüzyılda Milletçilik hareketleri Türk Dünyasında zorlu şartlar altında sürdürülmüştür. Bu hareketlerin başlaması yayılması ve devam etmesinde yayın hayatının önemi çok büyüktür. Dönemin eserleri zorlu şartlar altında meydana getirilmiş, dönemin idrakine ışık tutan  ve edebi eserler  olarak adlandırdığımız, herbiri Türk Dünyasında Türkçenin farklı şiveleriyle not edilmiş kayıtlar olarak o günleri hatırlatan ve her biri Türk milletinin niyazını anlatan önemli kalıntılardır. Bu çalışmaların birçoğu o günlerin zorlu şartlarına  rağmen Türk Dünyasını birçok bölgesi ulaşan ve  vaziyetleri ifşa eden önemli çalışmalardır.

20. yüzyılda yaşanılan siyasi ve sosyal  gelişmeler ile değişmeler toplumların yaşam tarzlarına yansımıştır hiç şüphesiz. Siyasi algı, kültürel düşünce ve çok daha fazlası toplumların aydınları tarafından üzerinde önemle durulan konular olmuştur. Bu bağlamda Türk Dünyasını bir bütün olarak değerlendirecek olursak özellikle Türkistan coğrafyasında yürütülen milliyetçilik hareketleri,  İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçuranın milliyetçilik çalışmaları çok önemlidir. bu isimler ve beraberindekiler Türk milletinin ufkunu açan çalışmalar yapıp Türk milletinin milli uyanış, diriliş ve direniş duygularını harekete geçireren önemli yayın organlarıyla halk ulaşmışlardır. Yapılan çalışmalar içinde teşkilatlanma ve dernekleşme çalışmaları milliyetçilik hareketlerinin önemli bir kısmını temsil ve teşkil eder. Türk Yurdu Derneği bir yayın organı olarak Türk Yurdu dergisi akabinde kurulan Türk Ocakları Türkiye’deki milliyetçilkik çalışmalarının ilk yapılanmaları arasındaki önemli kuruluşlardır. Türkiye Türklerinin dışında Türk Dünyasında da dernekneşme faaliyatleri ve yayın organlarıyla milliyetçilik hareketlerine büyük bir soluk verilmiştir. Türkiye Türkleri dışında Azerbaycan Türkleri’de eserlerinde milli uyanış ve dirilişe dair mesajlar içeren çalışmalar yapmışlardır. Özellikle 1905′ten sonra siyasi etkilerin tesiri altında yapılan edebi çalışmalar çok kıymetlidir. Bu dönemde birçok gazete ve dergi yayın hayatına başlamıştır. ” Hayat, İrşad, Füyuzat, Molla Nesreddin ve Açık Söz ” Azerbaycan Türklerinin milli şuurunu zinde tutan önemli yayın organları olmuş devrin önemli siyasi ve sosyal konularına yer vermişlerdir. Ahmed Cevad, Mehmed Emin Resulzade, Bahtiyar Vahapzade Azerbaycan Türklerinin önemli milli kalemlerindendir. Güney Azerbaycan’da da diğer bölgeleler de yaşanılan milliyetçilik hareketlerinin etkisiyle yazılı ve sözlü edebiyatta milli söylemlere sıklıkla yer verilmiştir. Milli heyacana kaynaklık edecek milli eserler meydana getirmişlerdir. Lakin 1921′den sonra Güney Azerbaycan Türklerine kendi dilleriyle konuşmak ve yazmak yasaklanmış, Türkçe yazılan kitaplar imha edilerek açılan Türkçe eğitim veren okullar kapatılmıştır. Lakin bu baskıcı rejime rağmen bu bölgede yaşayan Türkler mücadelelerinden yılmamış ve milli söylemlerle çalışmalarına devam etmişlerdir. 1978′den sonra Güney Azerbaycan Türkleri, Varlık, Köroğlu, Birlik, Dede Korkut gibi çok sayıda dergi ve gazete çıkarmışlardır. Muhammed Hüseyin Şehriyar Güney Azerbaycan Türklerinin milli hareketlerindeki en önemli kalemlerinden biridir. Milliyetçilik hareketlerinin önemli bir kısmını ifade eden, milliyetçilik çalışmalarının belkide en önemli ayağı olan okullar Türkistan’da önemli bir çalışma yürütmüştür. Modern tarzda eğitim vermeyi amaçlayan Cedit Okulları Türk aydınlarının yetişmesine olanak sağlamış, milliyetçi düşünce ekseninde milli uyanışa ve direnişe rehber olmuştur. 1905 yıllarındaki ihtilalden sonra Türkistan’da milli düşünce ekseninde yine birçok gazete ve dergi yayın hayatında ummalı çalışmalar sürdürmüştür. Terakki, Şühret, Hurşid, Semerkand, Turan gibi daha çok sayıda Türk aydınları tarafından çıkarılan yayın organları Milliyetçi harekete çok büyük tesiri olmuştur. Özbek Türklerinin bunlara ilaveten milli bilincin zinde tutulması mesajlarını içeren tiyatro çalışmaları mevcuttur. Özbek Türklerini milli kalemleri oldukça çoktur lakin Çolpan’la birlikten daha geniş olanlara tesir eden çalışmalar yapılmıştır. Çolpan’la birlikte birçok aydının milliyetçi çalışmaları Sovyet Rus güçleri tarafından engellenmeye çalışılmış ve hatta bu önemli Türk Aydınlarının hayatlarına son verilmiştir. Şair ve yazarların milli söylemleriyle milletin bilinçlenmesi şiir, hikaye, roman, makale gibi türlerle halkı milli uyanışa davet etmeyi kolaylaştıran bir başka Türk topluluğuda Kazaklardır. Kazak Gazetesi Kazakların milliyetçi hareketinde çok önemli bir rol oynamıştır. Mağcan Cumabay Kazakların önemli yazarlarından biridir. Kırgız Türkleri yine bu çalışmaları sürdürmüş Cengiz Aymatov’la geniş kitlelere ulaşmışlardır. Yine Kırım Türkleri içerisinde İsmail Gaspıralı’nın çırkardığı Tercüman gazetesinin etrafında yetişen gençler Vatan Hadimi, Millet ve Uçkun gazeteleriyle milli bilincin kuvvetlenmesini Kırım’da sürdürmüşler. Milli şuuru ayakta tutmak adına önemli çalışmalarda bulunan diğer Türk Topluluğu da Bulgaristan Türkleridir. Recep Küçük gibi Türk aydın-şairleri bu bağlamda önemli eserler vermişlerdir. Yine Batı Trakya Türkleri yetiştirdikleri en önemli isimlerden biri olan Mehmet Hilmi Bey’le ve diğer aydınlarıyla Türklük bilincinin yok olmasını önleyecek girişimlerde bulunmuşlardır. Anadolu Türklerinden koparılan ve önemli topluluklardan biri olan Irak Türkmenleri’de mani ve hoyratlarla Türk milletine mensubiyet ve bağlılığına dair eserler vermişlerdir. Yine bu bağlılıktan söz edip bağları koparmamak adına milliyetçi çalışmalarda bulunan bir başka Türk topluluğu da Kıbrıs Türkleridir. Bunların yanında Tatar- Başkurt Türkleri, Karaçay- Balkar Türkleri, Karakalpak Türkleri, Saka ( Yakut) Türkleri, Eski Yugoslavya Türkleri, gibi Türk topluluklarıda büyük yankılar bulmasada mesubu oldukları Türk milletini şuurun kapuk bir yaşam sürmemişler ve yine millet bilinciyle çalışmalar yapıp Türklüklerine dair söylemleri edebi eserlerinde işlemişleridir( Karakaş: 2, 288-309 ).

20. Yüzyılın daha ilk başlarından itibaren milliyetçi fikir, ilim ve fiili  faaliyetler bütün Türk Dünyasına yayılmış ve milliyetçilik çalışmaları çeşitli baskı ve önlemelere rağmen zor şartlarda da olsa sürdürülmeye çalışılmıştır.

*  *   *

20. Yüzyılın milliyetçilik hareketleri tüm dünyada önemli dalgalanmalarla milletlerin tarihine ve dolayısıyla dünya tarihinde önemli gelişmelerin yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Türk Dünyası milliyetçilik hareketlerinin en yoğun ve çetrefilli yaşandığı bir yer olmuştur.  Balkanlardan Çin Seddi’ne dek uzanan bir kutlu coğrafyada bir millet olarak yoğun bir milliyetçilik çalışması yürüten Türkler, gerek Türk milliyetçilerine ve gerekse diğer milletlerin hareketlerine öncü ve rehber olmuştur. Geçirdiğimiz bu yüzyılda milliyetçilik hareketleriyle şanlı mazisine yakışır bir mücadele veren Türkler 20. asırda tarih sahnesinde çok önemli bir rol üstlenmişlerdir. Maziden aldığı ilham, güç ve kararlılıkla  atisine yürüyen Türk elbet 21. yüzyılı Türk asrı yapacaktır. Mazi Türklerle güzeldir çünkü ve nihayet atiyi de Türkler güzelleştirecektir…

 

Kaynakça

Turan, Erol, Millliyetçilik Teorisinin Gelişimi ve Türk Milliyetçiliği, Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Teknik Araştırmalar Dergisi, Sayı 1

Karakaş, Şuayıp, 20. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Derleme,  Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı 2


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter