1915 ve 1921 Üzerine – Mehmet Doğan

Türklüğün iki zafer ayından biri: Mart…

Bu ay İstiklâl Marşı’mızın kabulünün 92 ve Çanakkale Zaferi’mizin 98. yıldönümü. Cumhuriyet tarihi süresince Türklüğe sevdalı her vatandaşımızın kalbinde ince bir sızı oluşturmakla birlikte küffara karşı direnişin de simgesi sayılan iki önemli tarih. Birisi, ulu çınarın yıkılışını önlemek için verilmiş cansiperane bir mücadele ve devamında gelen şanlı galibiyetin adı: Çanakkale. Diğeri ise, yıkılışı önlenemeyen bu çınarın nüvelerinden bir yeniden doğuşu, İstiklâl mücadelesini anlamlandıran, taçlandıran bir destan: İstiklâl Marşı. Her ne kadar kimilerince artık devletin resmi program dâhiline almış olduğu bir anma ve kutlama günü olarak görülse de, Türklüğü kendisine düstur edinmiş Türk Milliyetçileri için tarihin nabzına atılan iki düğümdür, Çanakkale ve İstiklâl Marşı!

Bu ülkede yaşayan ve kendisini Türk hisseden her vatandaşın ortak yazgısının belirlendiği iki önemli tarihtir 1915 ve 1921. Özellikle milliyetçiliğin ayaklar altına alınmağa çalışıldığı şu günlerde bu iki zafer halkası, Türklüğün, Türk Milliyetçiliğinin yerinin ayaklar altı değil, baş üstünde tutulması gerektiğini gösteren ibretlik bir tablo olarak karşımıza çıkmakta. Türklüğü unutturmaya çalışan cenahların bilmediği veya farkına varamadığı husus şudur ki; Türklüğün bu coğrafyada şekillendiği ilk andan itibaren günümüze değin kazanılan zaferler, verilen mücadeleler altın harflerle yerinin bulunduğu tarihten silinmeden Türklük zerre kadar unutturulamaz ve unutturulamayacaktır.

Türk Milliyetçiliği’nden elem duyanlara inat, Türk Milleti’nin Şanlı Çanakkale Zaferi ve İstiklâl Marşı Kutlu Olsun. Üstad Mehmed Âkif’in de dediği gibi; ‘Allah Bu Millete Bir Daha İstiklâl Marşı Yazdırmasın!’

 


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter