18 Mart Çanakkale Zaferi Dolayısıyla Yapılan Basın Açıklaması

18 Mart büyük Türk Milleti’nin bağımsızlığının sağlanması ve bekası için şehadet mertebesine erişmiş tüm vatan evlatlarının saygı, şükran ve rahmet ile anıldığı gün olmakla birlikte aynı zamanda  kazanılmış Çanakkale Zaferi’nin de kutlandığı gündür.

Çanakkale Savaşı’nda Türk Milleti’nin yüksek vatan sevgisi ve bağımsızlık isteği doğrultusunda verdiği bu emsalsiz mücadele; Türk’ün vatanının bütünlüğü için gerektiğinde neleri göze alabileceğinin en önemli göstergesidir.

Düşman donanmasının Çanakkale’yi geçebilmek ve akabinde kutsal vatanımızı ele geçirebilmek için yaptığı hamleler; Türk Milleti’nin iman, inanç ve vatan sevgisiyle mücadelesi karşısında çaresiz kalmıştır.

Son teknoloji silahlarla donatılmış düşman kuvvetleri sayıca az olan Türk ordusu tarafından imha edilmiş, “Yenilmez armada” diye tanımlanan ve “Batmaz” denilen düşman donanması Seyit Onbaşı’nın fedakarlığı ve gayreti ile küçümsenen Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar sayesinde boğazın dibini boylamış, bu doğrultuda savaşları gücü fazla olanın değil imanı yüksek olanın ve hakkı savunanın kazanacağı gösterilmiştir.

Çanakkale Savaşı’nda verilen mücadele, Türklüğü küçümseyen, Türk milliyetçilik gurur ve şuuruna sahip insanların onuruna ve kutsal bildikleri vatanına göz diken, Türk Milleti’nin gücünü imtihan etmeye kalkışan  bugünkü ihanet odaklarını da nasıl bir sonucun beklediğini anlamaları açısından, ders almalarını gerektiren tarihi bir dönemeçtir.

Ne yazık ki bugün geldiğimiz süreçte yaşanan gelişmeler bu eşsiz mücadeleyi veren şehitlerimizin adeta kemiklerini sızlatmakta ve anılarına saygısızlık içermektedir. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde; milletimize yönelik tehditlerde herhangi bir azalma olmamış o gün mağlup edilen dış güçlerin bugün de geçmişteki emellerinden vazgeçmeyerek bölücü faaliyetlerine devam etme noktasında içerden de güç alarak gözle görülür bir artış yaşanmıştır. Ayrıca, iktidar gücünü elinde bulunduranların, devlet ve millet arasındaki ilişkiyi sarsan ayrıştırıcı eylemlerinden ötürü toplumsal huzur ve güven ortamı ciddi düzeyde zedelenmiş durumdadır. Görülmektedir ki, bu ortamı fırsat bilenler, yarım kalan emellerini hayata geçirebilmek ve bu coğrafyadaki hayallerini gerçekleştirebilmek için içimizdeki hainler vasıtasıyla adeta seferberlik başlatmışlardır.

Son dönemlerde dış güçlerin koordinasyonu ve mevcut iktidarın icraatları ile filizlendirilmeye çalışılan, Türk Milleti’nin  sözde “36 etnik parçadan oluştuğu” konusunda beyanlarda bulunan çarpık zihniyetler adeta bir akıl tutulması ve hezeyan içindedir. Bunun doğruluk payının dahi olmadığının kanıtı ile hain emellerle Türklüğün üzerine oyun oynayanlara en güzel cevap Çanakkale Savaşı’nda sergilenen birlik ve beraberlik duygusudur.

Çanakkale’de hiç kimsenin kökeni ve hangi mezhepten olduğu gündeme dahi gelmemiştir.

Çanakkale’de Batı hayranlığına, etnik bölücülüğe, teröristle-düşmanla müzakereye yer yoktur.

Çanakkale’de çelikleşmiş bir iman ile yüksek vatan sevgisinin yoğrulduğu büyük bir inanç ve kardeşlik ordusu vardır.

 

Türklük gurur ve şuuru temel bilinç unsuru olarak beyinlerinde yer etmiş olan kahraman atalarımız Türk Milliyetçiliği’ni kendine şiar edinip, ortak bir ülkü doğrultusunda birleşerek düşman kuvvetlerin üstesinden gelmiştir. Bu kapsamda Çanakkale Zaferi, vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı söz konusu olduğunda, Türk Milleti’nin neleri başarabileceğinin ve gerektiğinde nelerin üstesinden gelebileceğinin en güzel kanıtıdır.

Geçmişte oynadıkları oyunun karşılığını alamayıp mağlubiyetin sert tokadını yiyen omurgasız zihniyet şunu iyi bilmeli ve asla unutmamalıdır:

Şanlı Türk Milleti tarihinden aldığı güçle kendisini yok etmeye, ayaklar altına almaya çalışan güçlere karşı her ne pahasına olursa kanından ve canından vazgeçerek Türkiye’nin milli birliğini ve bölünmez bütünlüğünü korumak için göğsünü siper etmekten asla ama asla çekinmeyecektir. Bugün rüzgâr ekenler Çanakkale Savaşı’nda ve diğer destansı mücadelelerimizde olduğu gibi yine fırtına biçecek ve boğazın soğuk sularında yok olacaklardır.

Demokrasi maskesini suratlarına takarak barış çığlıkları atanlar, bedeli kanla ödenen coğrafyamız üzerinde kendilerine yer seçenler, makam ve iktidar hırsından ötürü Batı’nın taşeronluğunu yapanlar da Çanakkale’nin yalnızca bir savaştan veya önemli bir tarihsel olaydan  ibaret olmayıp milli bir ruhu ve bilinci temsil ettiğini iyice kanıksamalıdır.

Bizlerde Çanakkale Savaşı’nın temelini oluşturan Türk Milliyetçiliği fikriyatının temsilcisi Ülkü Ocakları olarak;

Bu ihtişamlı ve inanılmaz zaferi asla unutturmayacak; şehitlerimizin ve gazilerimizin emaneti olan, sınırları kanla çizilen son Anayurdumuz Türkiye’yi ve Cumhuriyetimizi aynı ruh ve anlayışla korumanın hepimizin namus borcu olduğunu bilerek emanetlerine sahip çıkacak ve onları koruyacağız.

Onların bayrağı yere düşürmemek için “Allah Allah” nidalarıyla ölüme adeta koşarak gittiklerini unutmayacak ve Şanlı Türk Bayrağı’nı daha yükseklerde dalgalandırmak, indirmek isteyenlerin karşısında da çelik gibi durmak için yılmadan, yorulmadan mücadele edeceğiz. Gerektiğinde Seyit Onbaşı, Ezineli Yahya Çavuş, Yozgatlı Mustafa ve daha pek çok kahraman şehidimiz misali bizlerde gözümüzü kırpmadan vatan savunması için canlarımızı feda edeceğiz.

Bu vesile ile 98.yıldönümünü heyecanla ve gururla kutluyor, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan savunması noktasında kanını toprağa akıtıp canlarını vererek şehadet şerbeti içmiş tüm şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyor.,rahmet ve minnetle hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Ruhları şad olsun.

Ne Mutlu Türk’üm diyene…

 

 

 

 

 


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter