12 Eylül Darbesinin 35′inci Yıldönümüne İlişkin

12 Eylül 1980′de, bundan 35 yıl önce bir askeri darbe ile ülke yönetimine el koyulmuş, demokrasi kesintiye uğramış ve acısı belki de çağlara uzanacak bir zulümler devrine şahit olunmuştur. Darbe sonrası, cunta tarafından binlerce Ülkücü gözetim altına alınmış, tutuklanmış, yargılanmıştır. Bu haksız ve hukuksuz yargılamalardan daha kötü olan ise; işkence, hakaret ve urganlara layık görülen Ülküdaşlarımızın sinemizde dinmeyecek olan acı hatıralarıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin yöneticileri de dahil olmak üzere, binlerce vatan sevdalısı yalan ve düzmece belgelerle, yalancı şahitlerle ve uydurma senaryolarla yargılanmış ve hüküm giymiştir. Cezaevlerinde dava arkadaşlarımıza reva görülen muamele halen hatırımızdadır.

“MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” ile Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyefendi de yargılanmış, adeta bir itibar katliamına dönüştürülmeye çalışılan yargılamalarla Ülküdaşlarımız hakkında idamlar istenmiş, nicesinin hayatları karartılmış, işkencehanelerde, zindanlarda akla hayale gelmeyecek eziyetlere muhatap kalmışlardır.

Gerçekleştirilen sözde yargılamalardan sonra, dokuz yiğit darağacına yürüyerek şehadet şerbetinden içmiştir. Ahmet Kerse, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Fikri Arıkan, Halil Esendağ, İsmet Şahin, Mustafa Pehlivanoğlu, Selçuk Duracık, bu haksız yargılamaların kurbanları olarak tarihe geçmiş, zalim yönetimin mazlumları olarak Hakk’ın rahmetine kavuşmuşlardır.

Yargılama sonunda rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyefendi, 1985 yılında ancak tahliye olabilmiştir. 12 Eylül Darbesi ile Ülkücü Hareket, ciddi bir zaman kaybetmiş, yiğitlerini kahramanlarını toprağa vermiş, nice babayiğitler hücrelerde koğuşlarda çile doldurmuş, ve nihayet bu baskı ve darboğaz altında, Ülkücü Hareket’in yetişmiş insan gücünün de tekrar toparlanarak bir araya getirilmesi belli bir zaman almıştır.

Tarihin akışına karşı koymak mümkün değildir. 12 Eylül’ün muktedirleri, hükümranlarının akıbeti ortadadır. Arkalarından bir Fatiha okuyanları bile zor bulunmuştur. İsimleri verildikleri caddelerden parklardan silinmiş, kendilerini hiç görmeyenler, idareleri altında yaşamayanlar bile onları nefret ile anar olmuşlardır.

Ülkücü Hareket ise, dün de vardı, bugün de var, Cenabı Allah’ın izniyle dünya durdukça var olacaktır.

Kurşunlarla vurulduk, hücrelere koyulduk, C5′lerde sınandık, idamlarla karşılaştık, zulümlere aşina olduk; fakat Ülkücü Hareket yıkılmadı. Bugün sadece Türkiye’de değil, bütün Türk Dünyası’nda milyonlarca Türk Milliyetçisi, milyonlarca Ülkücü, milletimizin geleceği için ellerinden geleni ortaya koyacak cesarete ve kararlılığa sahiptir.

Zalimin zulmü çağıyla sınırlıdır, zalimin kudreti bitince sesi cılızlaşır, yalnızlaşır, küçülür ve yok olur. Oysa mazlumun çığlığı, ibreti alem olsun diye çağları aşar, arş ve arzda her daim yankılanır, tüm zalimlerin kulağında çınlar durur. İşte 12 Eylül ve devamında toprağa düşen vatan evlatları da, tarih sürdükçe unutulmayacak, her Ülkücüye yol gösteren bir ses olarak şahadetleri, tekbirleri ve dualarıyla hafızalardan çıkmayacaktır.

Bu vesileyle 12 Eylül zulmünden dolayı şehit olan bütün ağabeylerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara ise sabır ve esenlik diliyorum. Cenab-ı Allah ülkemize ve milletimize bu acıları bir daha yaşatmasın.

Olcay Kılavuz – Ülkü Ocakları Genel Başkanı
12 Eylül 2015


Kategorisi: Basın Açıklamaları / Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter